MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı payı alacağı
... ile ... aralarındaki katkı payı alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... Aile Mahkemesinden verilen 03.12.2010 gün ve 92/856 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, davalının, evliliğin başında usta iken sonradan çiftçilik yaptığını, vekil edenin ise; 20 adet büyükbaş hayvan bakıp, başkalarının işinde günlük yevmiye ile çalışarak, evlilik birliği içinde satın alınan, ancak davalı koca adına tescil olan 402 ada 15 parsel ve 1923 parsel sayılı taşınmazın edinilmesine, davalı ve davalının babası adına kayıtlı olup, evlenmeden önce davalı tarafından satın alınan ve müşterek konut olarak kullanılan 582 ada 7 parsel sayılı taşınmazın inşasında değil ise de; yapılandırılmasında katkıda bulunduğunu ileri sürerek, boşanmadan kaynaklanan 10.000,00 TL maddi tazminat ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 5.000,00 TL katkı payı alacağının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsili ile vekil edenine ödenmesine karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili 05.11.2010 tarihli celsede dava konusu 402 ada 15 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davadan feragat etmiş, beyanını imzası ile onaylamıştır.
Davalı vekili, niza konusu 402 ada 15 parsel sayılı taşınmazın tapuda davalı adına kayıtlı olduğunu, ancak, kız kardeşine ait olduğundan davalının bu yerde hakkının bulunmadığını, 1923 parsel sayılı taşınmazın evlilik birliği içinde edinildiğini, 582 ada 7 parsel sayılı taşınmazın ise; davalı tarafından satın alınıp, davacının bu yerde hakkının olmadığını açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, maddi tazminat davası yönünden dava tefrik edilmiş, katkı payı alacağına yönelik davanın yapılan yargılaması sonucunda; 1923 ve 582 ada 7 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine, 402 ada 15 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın kabulüne, 5000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, reddedilen talep üzerinden hesap edilen 7.763,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hüküm, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 1923 parsel sayılı taşınmaz 25.04.2001, 402 ada 15 Parsel sayılı taşınmaz 09.01.2003 tarihinde tam hisselerle, 582 ada 7 parsel sayılı taşınmaz 06.06.1984 tarihinde ½ hisse oranında satış yoluyla davalı adına tescil edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; taraflar 01.04.1987 tarihinde evlenmişler, ... Aile Mahkemesi'ne 10.07.2007 tarihinde açılan ve 12.01.2010 tarihinde kesinleşen boşanma davasının kabulü ile evlilik birliği son bulmuştur. Başka mal rejimi seçilmediğinden (4722 sayılı Kanunun 10. m.) eşler arasında 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM.nin 170. md), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ise, yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. (TMK.nun 202 ve 225. m.).
Davacı vekilinin 582 ada 7 parsel sayılı taşınmaza ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; her ne kadar davacı vekili bu taşınmazın edinilmesi ve üzerinde bulunan evin inşasında olmasa bile evin yapılandırılmasında davacının katkısının olduğunu açıklayarak, katkı payı alacağı talep etmiş ise de; dava konusu 582 ada 7 parsel sayılı taşınmazda davalının 06.06.1984 yılında satış yoluyla edindiği ½ payının bulunduğu, tarafların 01.04.1987 tarihinde evlendikleri, taşınmazın kargir ev vasfı ile tapuda kayıtlı olup, bir kısım davalı tanıklarınca evin yapımında davalı ya da davacının katkısının olmadığının ifade edilip, beyanlarının inşaat bilirkişisinin evin 35 yıllık olduğu yönündeki raporu ile doğrulandığına, böylece dosya muhtevasına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul ve Kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,
Davacı vekilinin 1923 parsel sayılı taşınmaza ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; uyuşmazlık konusu taşınmaz, taraflar arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilmiş olduğundan davacının talebi katkı payı alacağına ilişkindir. Bu husus Mahkemenin de kabulündedir. Ne var ki; Mahkemece, davacının katkısının ne şekilde ve ne miktarda olduğu açıklanmadığı gibi katkısı da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı yoktur. Davacı vekili gerek dava dilekçesinde gerekse 31.03.2010 havale tarihli dilekçesinde, davacının başka ve kendi taşınmazlarında işçi olarak çalıştığını söylemiş, tanıklar da bu hususu doğrulamıştır. Öyle ise; her iki tarafın da çalışarak gelir elde ettikleri ve dava konusu 1923 parsel sayılı taşınmazın edinilmesinde katkılarının bulunduğu dikkate alındığında, yapılması gereken, tarafların evlenme tarihi ile mal varlığının edinme tarihi arasındaki tarafların çalışmalarına ve gelirlerine ilişkin tüm bilgi ve belgeler, her birinin sosyal statüleri, konumları ve mesleki kariyerleri gözetilerek yapabilecekleri kişisel masraflarının ayrı ayrı hesaplanması, davalının ayrıca, 743 sayılı TKM’nin 152.maddesi gereğince evi geçindirme yükümlülüğü dikkate alınarak, oran belirtilmek suretiyle hesaplanacak miktarının, davacı yönünden ise kişisel harcamalarının hesaplanıp, toplam gelirlerinden ayrı ayrı düşülmesi, her birinin yapabilecekleri tasarruf miktarlarının ayrı ayrı saptanması, tarafların toplam tasarruf miktarı içerisindeki katkı oranlarının belirlenmesi, bu katkı oranının dava konusu mal varlığının dava tarihindeki uzman bilirkişi raporu ile belirlenen gerçek sürüm değeri ile çarpılması sonucu davacının katkı payı alacağının saptanması olmalıdır.
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; kural olarak ve yerleşik Yargıtay uygulamasında kararlılık kazanan görüşlere göre; HUMK'nun 95.maddesine göre (HMK'nun 311.m.) feragat, kabul gibi irade beyanları, HUMK'nun 151. maddesi (HMK'nun m. 154, 155 ) hükmü uyarınca yöntemine uygun bir biçimde belgelendirilmiş olmak koşulu ile HUMK.nun 237. maddesi (HMK'nun 303.m.) hükmünde düzenlenen biçimde maddi anlamda kesin hükmün bütün sonuçlarını doğurur. Feragat ve kabul tek taraflı tasarruflardan olup, hiçbir zaman karşı tarafın da kabulüne bağlı olmayıp belgelendirildiği anda dava kendiliğinden son bulur. Somut olayda; feragat yetkisine sahip olduğu dosya arasındaki vekâletname ve yetki belgesi ile anlaşılan davacı vekili 05.11.2010 tarihli yargılama oturumunda dava konusu 402 ada 15 parsel sayılı taşınmaz yönünden davadan feragat etmiş, beyanını imzası ile onaylamıştır. Hal böyle olunca, niza konusu 402 ada 15 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın feragat nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle bu taşınmaz yönünden davanın kabulüne, 5000 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine şeklinde karar verilmiş olması isabetsizdir.
Öte yandan davacı vekili her üç taşınmaz yönünden şimdilik 5000,00 TL talepte bulunmuş, bu miktar üzerinden harcını yatırmıştır. Mahkemece reddedilen iki taşınmaz yönünden keşifte belirlenen değerleri üzerinden davalı yararına 7.763,60 TL vekâlet ücreti takdiri doğru olmamıştır.
Taraf vekillerinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün dava konusu 402 ada 7 ve 1923 parsel sayılı taşınmazlar ile davalı yararına hükmedilen vekâlet ücreti yönünden 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, aşağıda dökümü yazılı 21,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 3,15 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına ve 75,00 TL'nin istek halinde temyiz eden davalıya iadesine 26.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy