MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile dahili davalı Hazine ve ... Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 14.06.2012 gün ve 887/745 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal nedenine dayanarak adına kayıtlı 107 ada 17 parsel sayılı taşınmaz içinde kalan ve kadastro çalışmaları sırasında yol olarak tescil harici bırakılan taşınmazın 107 ada 17 parsele eklenerek adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili ile ... Köyü Tüzel Kişiliği temsilcisi, dava konusu taşınmaz bölümü yaya yolu olup, yolların özel mülkiyete konu olamayacağını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece; dava konusu taşınmazın 31.10.2007 tarihinde haritasında yol olarak gösterildiği tarihten 18.10.2007 dava tarihine kadar kazanma süresi ve koşullarının gerçekleşmediği, 20 yıllık kazanma süresinin dolmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm; davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tespit dışı bırakılma işleminin yapıldığı tarihten sonraki kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanılması halinde, kural olarak taşınmaz üzerinde zilyetliğin kurulduğu tarihten itibaren kazanma süresi ve koşullarının başlatılması ve diğer şartların varlığı halinde davanın kabul edilebilmesi için tespit dışı bırakılma tarihinden dava tarihine kadar en az 20 yıllık sürenin geçmiş olması gerekir. Tespit öncesi nedenlere dayalı olarak açılan tescil davalarında ise tespit dışı bırakılma tarihinden itibaren makul süre içerisinde açılan davalarda, tespit dışı bırakılma tarihinden önceki zilyetliğin, kazanma bakımından nazara alınacağı kuşkusuzdur. Hukuk Genel Kurulu'nun 27.02.2002 gün, 2002/8-141 Esas, 2002/132 Karar sayılı hükmünde de belirtildiği gibi, tespit dışı bırakma tarihi, bitişik ya da komşu parsellere ilişkin kadastro tutanağının düzenlendiği tarihtir. Bilindiği üzere ve kural olarak, tespit öncesi nedenlere dayalı olarak açılan tescil davalarında, tespit dışı bırakılma tarihinden itibaren makul süre içerisinde dava açılmış ise, tespit dışı bırakılma tarihinden önceki zilyetliğin, kazanma bakımından nazara alınacağı kuşkusuzdur.
Davada 27.8.2007 tarihinde yapılan kadastro çalışmalarında 933,68 m2 miktarında tarla vasfındaki taşınmaz 107 ada 17 parsel numarası ile davacı ... oğlu ...
adına belgesizden tesbit edilmiş, dava konusu yapılan taşınmaz ise paftasında yol olarak gösterilmiş, davacı tarafından 18.10.2007 tarihinde Kadastro Mahkemesi'ne dava açılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda ... Kadastro Mahkemesi'nin 18.12.2007 tarih 2007/1120 Esas 2007/600 Karar sayılı ilamı ile, 107 ada 17 parselle ilgili talep olmadığından taşınmazın kadastro tesbiti gibi tapuya tesciline, yol olarak paftasında gösterilen taşınmaz bölümü ile ilgili tutanak düzenlenmediğinden mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde dosyanın yetkili ve görevli ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş, görevsizlik kararı 12.2.2008 tarihinde kesinleşmiş, dosya davacı vekilinin talebi ile Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından da keşifte belirlenen değer dikkate alınarak verilen görevsizlik kararı sonrası dosya ... Sulh Hukuk Mahkemesi'ne devredilmiştir.
Bu durumda 27.8.2007 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sonrası davacı tarafından 18.10.2007 tarihinde makul süre içinde Kadastro Mahkemesine dava açılarak hak arama yoluna başvurulduğuna, 3402 sayılı Kanun'un 7/4'e göre davada tespit öncesi nedenlere dayanıldığı açıktır. Mahkemece paftasında yol olarak gösterildiği tarihten geriye doğru kazanmayı sağlayan sürenin nazara alınması gerektiği dikkate alınarak, tespit öncesi sebep bakımından iddia ve savunma doğrultusunda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek işin esası hakkında bir hüküm kurulması, bu konuda mahkeme görüşünün ortaya konulması gerekirken, hatalı şekilde davacının tesbit sonrası sebebe dayandığı kabul edilerek 20 yıllık kazanma süresi geçmediğinden davanın reddedilmesi doğru olmamıştır.
Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle Usul ve Kanuna aykırı görülen Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi uyarınca uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma sebebine göre işin esasına ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, HUMK.nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 21.15 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 14.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy