MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 26.10.2009 gün ve 457/575 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi bir kısım davalılar ... ve müşterekleri davalar ... ve müşterekleri tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 16.04.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalılardan ... ve müşterekleri vekili ...geldi. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili, davacının müşterek maliki olduğu 1743 parseldeki taşınmazı diğer müştereklerinden haricen satın alıp içine ev yaparak fıstık ağaçları diktiğini, aldıktan sonra da kullanıma devam ettiğini, tapuyu üzerine almada ihmalkar davrandığını, satın aldığı ...’nin 1971 yılında, ...’nin 1988 yılında, ... ise 1996 yılında ölümü ile mirasçıları bulup devralamadığını, bu aşamada davalıların üçüncü kişilere satacağını öğrendiğinden taşınmazın tapusunun iptali ile davacı adına tesciline, bu talebi kabul görmez ise 8.000 TL tazminatın fazlaya ilişkin hak ve talepleri saklı kalmak üzere dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., davanın ne olduğunu anlayamadığını, taşınmazı kendilerinin satmadığını, dayılarından birinin bu yeri annesinin hala çocukları olan ...’ye sattığını açıklamıştır.
Davalı... annesi sağ iken davacı ...’nin annesinin yanına geldiğini, konuşmalarında annesinin bu taşınmazı dayılarının sattığını ve ...tarafından satın alındığını bildiğini söylediğini, davacıya da mahkemeye gelirsem bunları söylerim dediğini bildirmiştir.
Davalı ..., davayı kabul etmediğini açıklayarak reddi savunmuştur.
Diğer davalılara tebligatlar yapılmış duruşmaya gelen veya cevap veren olmamıştır.
Mahkemece, davanın kabulü ile ...İli ...İlçesi ... Köyü ... mevkii 1743 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına olan pay bakımından tapu kaydının iptali ile davacı adına yeniden tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine hüküm bir kısım davalılar vekili ile bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu ... köyü 1743 parsel bağ vasfı ve 44700 m2 miktarı ile 1959 yılında yapılan kadastro çalışmalarında tamamı 40 yılı aşkın zilyetlik nedeni ile ... oğlu ... adına tesbit edilmiş ise de, tesbite itiraz sonunda ... Arazi Kadastro Mahkemesinin 04.06.1964 tarih ... Esas 1964/229 Karar sayılı ilamı ile 1/20 payı Ökkeş kızı ..., 19/20 payı Ökkeş oğlu ... adlarına tesbit ve tesciline karar verilmiş, karar 19.06.1964 tarihinde kesinleşerek tapuya bu şekilde 09.07.1964 tarihinde hükmen tescil edilmiştir. ...’nin 1/20 payı 20.12.1999 tarihinde intikalen tek mirasçısı davacımız ... adına, Mustafa’ya ait 19/20 pay ise 09.09.1999 tarihinde verasette iştirakli olarak davalı mirasçıları adına intikal görmüştür.
Dosya arasındaki mirasçılık belgesine göre Ökkeş oğlu ... 25.08.1971 tarihinde ölmüş, geride eşi Ayşe ile çocukları ... (Türker) ile Fatma İnce (Karayel) kalmış, bunlardan eşi Ayşe’nin 06.08.1982, kızı Fatma’nın 17.08.1974 tarihinde ölümü ile geride davalılar mirasçı olarak kalmışlardır.
Mahkemece davanın tesbit öncesi sebebe göre açıldığı ve tesbit tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-b maddesindeki 10 yıllık sürenin geçtiği açıklanarak hüküm kurulmuş ise de, dosya kapsamı ve toplanan delillere göre dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, 12.12.1966, 17.9.1971 ve 7.11.1974 tarihli harici satın alma senetleri ve TMK'nun 713/2.fıkrasında; “…Maliki 20 yıl önce ölmüş bulunması nedeniyle tapu kütüğünün hukuki değerini yitirdiği…” hukuki sebebine dayalı olarak TMK'nun 713/1-2 fıkraları gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. TMK'nun 713/2. fıkrasında belirtilen hukuki sebepler nedeniyle bir yerin kazanmayı sağlayan zilyetlikle edinilmesi için aynı fıkranın atıfta bulunduğu TMK'nun 713/1. fıkrasındaki koşulların da yerine gelmiş olması zorunludur. Yani ayrıca taşınmazın aralıksız, çekişmesiz, malik sıfatıyla ve 20 yıllık zilyetlik süresinin de gerçekleşmiş bulunması gerekir.
Dosyada davacı tarafın dayandığı 12.12.1966 tarihli senette ...’den mevki ve sınırları yazılı 380 tiyek yeri 3.000 TL'ye, 17.09.1971 tarihli senette Mustafa oğlu ...’den senette evsafı yazılı yeri 5.000 TL'ye, 07.11.1974 tarihli senette ise Mustafa oğlu Hüseyin İnce’den 500 tiyek yeri 5.000 TL'ye satın aldığı yazılıdır. Davacı, satın aldığı taşınmazları bu tarihlerden itibaren malik sıfatı ile kullandığını açıklayarak adına iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. TMK'nun 713/2. maddesi bakımından iyi niyetin bir önemi olmadığı gibi iddia edilen satış geçersiz bile olsa kazanma koşulları bakımından satın almanın ancak malik sıfatı ile zilyetliğin başlangıcı bakımından önemi olup, satış olmasa bile kazanma süresi ve koşullarının ispatlanması halinde mülkiyet kazanılabilecektir. Bunun için gerekli koşullardan biri de dava konusu taşınmazın ölüm veya tutanağın kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar 20 yılı aşkın malik sıfatı ile zilyet olunduğunun ispatlanmasıdır.
Bu açıklamalar karşısında dosya arasında bulunan mirasçılık belgesi ve nüfus kayıtlarına göre 17.09.1971 tarihli senette satıcı görünen Mustafa oğlu ... 26.09.1996, 07.11.1974 tarihli senette satıcı görünen Mustafa oğlu ... ise 20.12.1988 tarihinde öldüklerine, bu tarihlerden tapuda ...’ye ait 19/20 payın intikal ettirildiği 09.09.1999 tarihine kadar yasada yazılı 20 yıllık kazanma süresi geçmediğine göre TMK’nun
713/2. maddesi yönünden gereken 20 yıllık kazanma süresi dolmadığından davacının davasının 17.09.1971 ve 07.11.1974 tarihli senetlerde yazılı miktarlar bakımından reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabule karar verilmesi doğru olmamıştır. Ancak bu senetlerde ödendiği iddia edilen miktarlar bakımından davacının terditli tazminat talebinin incelenmesi, ödendiği iddia edilen senetlerde yazılı miktarlardan satıcılar ve mirasçılarının sorumlu tutulup tutulamayacaklarına ilişkin bu taleple ilgili taraf delillerinin toplanması tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gereklidir.
26.09.1966 tarihli senette satıcı görünen muris ... tarafından satıldığı iddia edilen 380 tiyek miktarındaki yer bakımından ise, muris ...’nin 25.08.1971 ölüm tarihinden intikalin yapıldığı 09.09.1999 tarihine kadar yasada gereken 20 yıllık kazanma süresinin geçtiği anlaşılmaktadır. Bu senette yazılı miktar bakımından kazanma süresi yanında diğer kazanma koşullarının da gerçekleşmesi halinde bu yerin mülkiyeti kazanılabilecektir. Mahkemece yapılması gereken iş; öncelikle davalıların kök miras bırakanı kayıt maliki ... tarafından satıldığı iddia edilen 26.09.1966 tarihli senette 380 tiyek olarak yazılı, “tiyek” tabirinin yerel bilirkişi ve tanıklardan, gerektiğinde İl ve İlçe Tarım Müdürlükleri ile Ziraat Odalarından sorularak açıklığa kavuşturmak, 380 tiyek tabirinin kaç m2’ye isabet ettiğini şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlemek, senette satıcı görünen ...’nin davalıların murisi mi yoksa başka biri mi olduğu hususunu da evvelce dinlenen tanıklardan ayrıntılı şekilde sormak, sonrasında TMK’nun 713/2. maddesinde yazılı “ölüm” sebebi açısından diğer kazanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırmak ve tüm delilleri birlikte değerlendirerek sonucuna göre hüküm kurmak olmalıdır. Bu senette yazılı miktar bakımından eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm verilmesi de doğru değildir. Toplanan deliller ve yapılacak araştırma sonunda iptal ve tescille ilgili kazanma koşullarının gerçekleşmediği kanısına varılması halinde terditli tazminat isteğinin bu bölümle ilgili değerlendirilmesi gerekeceğinin de gözardı edilmemesi gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle bir kısım davalılar vekili ile bir kısım davalıların temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı görülen hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 990,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan Abdülkadir Hedef'in vekil edenlerine verilmesine, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve
108,00 TL peşin harcın davalılardan ... ve müştereklerine iadesine, 17, 15 TL peşin harcın da davalılardan ... ve müştereklerine iadesine 16.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy