MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
... ile Hazine ve ... Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair...Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 06.07.2012 gün ve 225/76 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak davalı Hazine adına tesbit ve tescil edilen 124 ada 131 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, 124 ada 131 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 124 ada 131 parsel, 10.2.1964 tarihli tapu kaydı uygulanarak, tarla niteliğinde, 18.758,59 m2 yüzölçümlü olarak 24.5.2006 tarihinde, davalı Hazine adına tesbit ve tescil edilmiştir. Tutanakta, Hazine adına tapuda kayıtlı bulunduğu, ... tarafından zilyet edildiği, uygulanan 1964 tarih, cilt no:87 ve 703 sahife nolu tapunun Toprak Tevzi Komisyonunun 1303 parsel numarası ile haritaya bağlandığı açıklanmıştır.
Dosya arasında yer alan belirtmelik tutanağında dava konusu 131 sayılı parsel, Toprak Tevzi Komisyonunca 1303 numaralı taşınmaz olarak sınırlandırılmış,1621 belirtmelik parsel numarası ile Ahmet Yıldırım isimli kişinin işgalinde bulunduğu ve Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlardan olduğu açıklanarak davalı Hazine adına 10.2.1964 tarihli tapu kaydı oluşmuştur. Dava konusu taşınmaz 1964 yılında başlayıp biten toprak tevzi çalışmaları sırasında davalı Hazine adına oluşturulan 1964 tarihli tapu kaydı kapsamında kalmış, 24.5.2006 tarihindeki kadastro çalışmalarında da mevcut tapu kaydı uygulanarak davalı Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davanın kabulüne ilişkin önceki hüküm davalı Hazine temsilcisinin temyizi üzerine Dairenin 26.4.2010 tarih ve 584 Esas, 2067 Karar sayılı ilamıyla özet olarak “…..Uyuşmazlık konusu taşınmazın, 1964 yılından geriye doğru en az 20 yıl öncesini
bilebilecek yaşlı yerel bilirkişiler ve tanıklar aracılığıyla keşif yapılması, taşınmazın niteliğinin, davacı ve murisinin zilyetliğinin başlangıcı ve süresinin belirlenmesi, taşınmazın davacıya intikal şeklinin açıklığa kavuşturulması, zilyetlikle iktisaba elverişli yerlerden olup olmadığının belirlenmesi elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi…”gereğine işaretle bozulmuştu.
Mahkemece, Yargıtay bozma ilamına uyulduğu halde, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bilindiği üzere bozmaya uyulmakla taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozmada işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Mahkemece, uyulan bozma ilamı gereğince mahallinde keşif yapılmış ise de, tespit edilen yerel bilirkişiler ile tanıkların beyanları dava koşulu bakımından uyuşmazlığı çözüme yeterli bulunmamıştır. Hal böyle olunca Mahkemece yapılacak iş; uyuşmazlığa konu taşınmazın bulunduğu mahalde HMK.nun 288 vd. maddelerine göre yeniden keşif icrasıyla, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarının HMK.nun 243. maddesi gereğince usule uygun şekilde çağrılmak suretiyle dinlenilmesi, aynı Kanunun 244 ve 259. maddesinin gözönünde tutulması uyuşmazlık konusu taşınmaz üzerinde zilyetliğin ne zaman başladığı, kim tarafından ve ne şekilde sürdürüldüğü, davacıya hangi biçimde intikal ettiği, (miras, satış, bağış, taksim vs.) dava koşulunun bulunup bulunmadığı hususu üzerinde durulması, ondan sonra toplanan deliller ve tüm dosya kapsamının değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir. Eksik araştırma ve inceleme ile karar verilemez.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve yasa hükümlerine uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK'nun 388/4 (HMK.m 297/ç) ve HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 29.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.