MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
... ile ... aralarındaki katılma alacağı davasının reddine dair ...13. Aile Mahkemesi'nden verilen 15.03.2012 gün ve 900/263 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde, tarafların 1999 yılında evlendiklerini, 15.01.2009 tarihinde ... 1. Aile Mahkemesi'nde açılan 2009/36 Esas sayılı boşanma davası sonucu 07.07.2009 tarihinde boşanmalarına karar verildiğini, kararın henüz kesinleşmediğini, 13063 ada 6 nolu bağımsız bölümün evlilik birliği içerisinde 2008 yılında aile konutu olarak kullanılmak üzere birlikte satın alındığını, taşınmaz vekil edeni adına tapuda kayıtlı iken boşanma davasında açıklanan nedenlerle davalıya devredildiğini, edinilmiş mal statüsünde olup yasal mal rejimine tabi bulunduğunu açıklayarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 6 nolu bağımsız bölümden kaynaklanan katılma alacağının rayiç değere göre davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili 10.12.2009 tarihli cevap dilekçesinde; vekil edeni adına tapuda kayıtlı bulunan 6 nolu bağımsız bölüm, her ne kadar evlilik birliği içinde alınmış olsa bile taşınmazın borcunun vekil edeninin aile yakınları tarafından sağlanan kredi ile ödendiğini, davalının (doğrusu davacı olacak) kredi başvurusu ile önce kendi adına taşınmazı aldığını, ancak davacı kredi borçlarını ödemeyince borcun vekil edeninin ablası ...bankadan çekmiş olduğu para ile kapatıldığını bu nedenle davacının bir katkısının olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, “… dava konusu taşınmaz davacı ... adına tescilli iken O’nun tarafından 16.07.2008 tarihinde tapu memuru huzurunda yaptığı satış suretiyle davalı ...’ye devir ve temlik ettiğini ileri sürülen işlemin BK.nun gereğince gizli bağış niteliğinde bulunduğunu, bağışlanan taşınmaz ile ilgili olarak mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak isteğinde bulunulamayacağını (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi ...Esas, 2011/4400 Karar) gerekçe göstermek suretiyle davanın reddine” karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2012/9260-2013/5461
Dava, 4721 sayılı TMK.nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden sonra edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen maldan kaynaklanan ve TMK.nun 202, 218, 219, 225, 229, 231, 232, 235 ve 236. maddeleri gereğince açılan katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Taraflar 17.12.1999 tarihinde evlenmiş, 15.01.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulü ve hükmün 13.10.2009 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Taraflar arasında, evlendikleri 17.12.1999 tarihinden 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı TKM'nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı, taraflar sözleşmeyle başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerine göre 4721 sayılı TMK. nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı 15.01.2009 tarihine kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TKM. m. 202, 4722 SK.m.10 ) Taraflar arasındaki mal rejimi TMK. nun 225/2. fıkrası uyarınca boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir.
Mahkemece, davacının adına kayıtlı bulunan taşınmazı tapuda davalıya yaptığı satış ve devrin gizli bağış niteliğinde bulunduğu ve uyuşmazlığın BK.nun genel hükümleri gereğince çözümlenmesi gerektiği görüşünden hareketle davanın reddine karar verilmiş ise de mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır.
Davacı vekili dava dilekçesinin sonuç kısmında, sadece “… 6 nolu bağımsız bölümdeki katılma alacağını rayiç değere göre davalıdan tahsili…” isteğinde bulunmuş, herhangi bir rakam belirtmemiş ancak, harca esas değer olarak 10.000,00 TL gösterilmiş, 09.03.2011 ( havale tarihi 08.03.2011) tarihli ıslah dilekçesiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL olarak istedikleri miktarın 60.000,00 TL arttırılarak toplam 70.000,00 TL’nin hüküm altına alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili ise, davacının alınan taşınmaza bir katkısının bulunmadığını, vekil edeninin kız kardeşi ... verdiği para ile kredi borcunun kapatıldığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini savunmuş, 01.04.2011 havale tarihli dilekçesiyle, davacı vekili tarafından verilen ıslah dilekçesiyle istenen miktar bakımından zamanaşımı def’inde bulunmuş ve zamanaşımı süresinin geçmesinden sonra ıslahın yapıldığını bildirmiştir. Mahkemece, zamanaşımı definin süresinde olup olmadığı hususu üzerinde durulmamış bu konuda olumlu veya olumsuz bir kararda verilmemiştir.
Dosya arasında bulunan 13063 parselde yer alan binadan 50/520 arsa paylı 6 nolu bağımsız bölümün tapu kayıtları ile resmi akit tablosuna göre 6 nolu bağımsız bölüm, davalı ...’nin ablası adına kayıtlı iken 04.10.2007 tarihinde tapuda yapılan satış ve devir ile davacı ...’ye satıldığı, davacının ... 04.10.2007 tarihinde yani satın aldığı gün 5 yıl geri ödemeli 55.000,00 TL ana para olmak üzere kredi çektiği, faizi ile birlikte borcun 80.389,93 TL olduğu, kredi nedeniyle taşınmazın bankaya ipotekli bulunduğu, kredi belgelerinden ve dosya arasındaki diğer belgelerden anlaşılmıştır. Daha sonra, davacı 16.07.2008 tarihinde tapuda yaptığı satış ve devir ile dava konusu 6 nolu bağımsız bölümü davalı eşi ...’ye intikal ettirmiştir. Resmi akit tablosunda satış bedeli olarak 20.000,00 TL gösterilmiştir.
Davalı ...'nin, 19.12.2008 tarihinde bir seferde 47.250,00 TL’yi bankaya ödeyerek kalan kredi borcunu bu şekilde kapattığı belirlenmiştir. Davalı vekilinin 07.01.2011 havale tarihli dilekçesiyle vekil edeni ...’nin kardeşi...’ın 07.11.2008 tarihinde...Şubesi'nden 75.000,00 TL borç para çektiğini, çekilen bu paradan vekil edenine verilen para ile vekil edeninin bankanın kalan kredi borcunu kapattığını, ... olan borcun hala durduğunu ve ödenmediğini açıklamış ve ... ait 07.11.2008 tarihli 75.000,00 TL'ye ait ... imzalı banka dekontunu dosyaya sunduğu görülmüştür. Ancak Mahkemece, davalıya yapılan satışın bağış
2012/9260-2013/5461
niteliğinde olduğu görüşünden hareketle bu savunma ve belgeler üzerinde de durulmamış, bu konudaki görüşünü ortaya koyamamıştır. Davalı vekili aynı dilekçede, 19.12.2008 tarihinde 47.250,00 TL’nin Garanti Bankasına yatırıldığına ilişkin belgeyi sunduğunu açıklamıştır.
Uyuşmazlık konusu 6 nolu bağımsız bölümün davacı tarafından 04.10.2007 tarihinde davalının ablasından satın alındığı ve daha sonra 16.07.2008 tarihinde davalı ...’ya devredildiği, üzerinde banka ipoteğinin bulunduğu, taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre her iki tarafın da çalışan ve belirli gelirlere sahip olan kişiler olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının ablasından alınan ve daha sonra davacı tarafından davalıya devredilen taşınmazın bedelinin kişisel maldan mı yoksa edinilmiş maldan mı karşılandığı konusunda toplanmaktadır. Bunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Kural olarak, taşınmaz 01.01.2002 tarihinden sonra edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde 04.10.2007 tarihinde edinildiğine ve daha sonra 16.07.2008 tarihinde davalıya devredildiğine göre TMK.nun 219. maddesi uyarınca edinilmiş mal olduğu konusunda duraksamamak gerekir.
TMK.nun 222/1. fıkrası uyarınca, belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Aynı maddenin son fıkrasında ise, bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir. Saptanan bu durum karşısında TMK.nun 6. ve 222/1. maddeleri gereğince davacı iddiasını, davalı ise savunmasını kanıtlamakla yükümlüdür.
Davacı dava dilekçesinde, davalının manevi baskısı sonucu tapuda taşınmazı davalıya devir ettiğini açıklamış, gerek boşanma dosyasında dinlenen tanıklar ile gerekse eldeki dava dosyasında dinlenen tanıkların bu yönde beyanda bulunduklarını bildirmiştir. Gerek boşanma dosyası üzerinde ve gerekse eldeki dava dosyasında dinlenen tanık beyanları üzerinde yapılan inceleme ve karşılaştırmada davacının bu yöndeki iddiası her iki dosyadaki bilgi ve belgeler ile tanık beyanlarıyla doğrulanmıştır. Saptanan bu somut ve hukuki olgular karşısında davacının davalının ablasından satın aldığı taşınmazı daha sonra 16.07.2008 tarihinde davalı eşine tapuda yaptığı satış ile devretmesi olayında davacıda bağış kastı ve iradesinin olduğunu söylemek oldukça güçtür. Çünkü, davacı iddiası aynı zamanda tanık beyanlarıyla kanıtlanmıştır. Artık bu saptama karşısında somut olgunun gizli bağış niteliğinde olduğunun kabulüne olanak bulunmamaktadır. Eşler arasındaki güven, aile birlikteliği ve hayatın olağan akışı da satışın bağış niteliğinde olduğunu göstermez.
Davacının davalının ablasından 04.10.2007 tarihinde taşınmazı kaç liraya satın aldığı belirlenmemiş ise de bankadan 55.000,00 TL'si ana para olmak üzere 5 yıl geri ödemeli faiziyle birlikte 80.389,93 TL kredinin çekildiği dosya kapsamı ile sabittir. Davalı ise, davacının banka kredisini ödemekte sıkıntı çekmesi nedeniyle 19.12.2008 tarihinde kardeşi ... bankadan çektiği paradan aldığı 47.250,00 TL’nin bankaya ödenmesi ile kredi borcunun kendisi tarafından kapatıldığını ileri sürmektedir. Şu halde, iddia ve savunma doğrultusunda tarafların tüm delillerinin toplanması, davacının çektiği 55.000,00 TL krediye ilişkin tüm ödeme belgelerinin eksiksiz olarak kim tarafından da ödendiği gösterilmek suretiyle faiz de dahil olmak üzere hesap hareketlerini gösterir ekstreler ile beraber ilgili bankadan getirtilerek dosya arasına konulması, davalının gerçekten 47.250,00 TL’yi davalı kardeşi ... alıp almadığı ( davalı vekilinin 07.01.2011 havale tarihli dilekçe kapsamı gözetilerek), yine 10.12.2009 tarihli davalı vekili tarafından dosyaya sunulan cevap dilekçesine göre davalının aynı zamanda ablası ... bankadan çektiği krediyi kendisine vermesi suretiyle taşınmazın borcunu ödediği yönündeki savunma üzerinde de durulması,
2012/9260-2013/5461
ödeme tarihleriyle, ablasından ve kardeşinden alındığı iddia edilen paraların verildiği tarihler ve ... bankalardan kendi adlarına çektikleri kredilere ilişkin yukarıda açıklandığı biçimde kredi sözleşmeleri, ödeme planları ve hesap hareketlerini gösterir ekstrelerin ilgili bankalardan getirtilerek hesaplamada ve değerlendirmede gözönünde bulundurulması, davalı ...’nun yakınlarından aldığı paraların gerçekten edinilen taşınmaza harcanıp harcanmadığının belirlenmesi, bu şekilde yapılan ödemelerin doğru olduğunun kanıtlanması halinde davalı ...’nun kişisel malı olarak hesaplamada düşürülmesinin gözetilmesi, kişisel mal olarak kabul edilen para dışında kalan miktar var ise bunun edinilmiş mal olarak kabul edilmesi, bu konuda TMK.nun 236/1. maddesi uyarınca edinilmiş malın yarısının davacıya ait olduğunun kabulü, taşınmazın değerinin TMK.nun 232. ve 235/1. maddesi gereğince karar tarihine en yakın tarihteki değerinin tespit edilmesiyle bu değerin hesaplamaya esas alınması, dosyanın tomarıyla birlikte mal rejimlerinde uzmanlığı bilinen bir hukukçu, bir serbest muhasebeci yada mali müşavir ve bir bankacıdan oluşan bilirkişi kuruluna verilmek suretiyle konuya ilişkin gerekçeli ve tarafların denetimine açık rapor alınması, davalı tarafın ileri sürdüğü zaman aşımı defi konusunda mahkemece olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 11.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy