MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu iptali, tescil, elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil
Davacılar-birleşen dosya davalıları ... ve müşterekleri ile davalı-birleşen dosya davacısı ... ve davalılar Hazine, ... Belediye Başkanlığı aralarındaki tapu iptali, tescil, elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil davasının karar verilmesine yer olmadığına dair ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 04.05.2011 gün ve 246/149 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı-davacılar vekilleri taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili; davacılar ve miras bırakanları ...'ın birlikte 1979 yılından bu yana ... 9825 ada 4 parselde kayıtlı taşınmazı malik sıfatıyla kullandıklarını, bu taşınmazın tapu kaydında 1684/2400 hissesinin maliki görünen ...’in 1979 yılında öldüğünü, bu paya ait tapu kaydının hukuki değerini yitirdiğini açıklayarak 9825 ada 4 parselin 1684/2400 oranındaki ... adına olan tapu kaydının iptali ile TMK'nun 713/2. maddesine göre davacılar adına eşit hisse ile tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, mülkiyet bakımından Hazine'yi ilgilendiren bir husus olmadığını, tapu malikleri ve mirasçıların belli olduğunu, davada TMK’nun 713/2. maddesindeki koşulların gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğini, Hazine taşınmazda hissedar olmadığından husumetin hatalı yöneltildiğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili, dayanaksız açılan davada dava konusu taşınmaz üzerinde tek katlı imar aflı yapı bulunduğunu, Belediye tarafından 2007 yılında ruhsatsız müştemilat ve eklerinin yıkıldığını, malik ve mirasçılarının belli olduğunu açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili; gerek miras bırakan Mehmet gerek mirasçısı Helen’in bilinen kişiler olduklarını, taşınmazın şehrin göbeğinde imar parseli olup olayda kazanma koşullarının gerçekleşmediğini açıklayarak davanın reddini savunmuş, birleşen dava dosyasında ise tapulu taşınmazı haksız şekilde işgal ettiklerini açıklayarak ... ve müştereklerinin elatmalarının önlenmesi ve kal’ine, fazla hakları saklı kalmak üzere 29.460 TL ecrimisilin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş.
Mahkemece, davanın kabulü ile ... ilçesi 9825 ada 4 parselde 1684/2400 oranındaki ... adına olan kaydın iptali ile TMK'nun 713/2. maddesine göre davacılar ..., ..., ..., ... ve ... adına eşit hisse ile tapuya kayıt ve tesciline, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/80 Esas sayılı dosyası ile açılan karşılık davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davalılar Hazine ve ... vekilleri ile davalı-birleşen dosyada davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz incelemesi sonunda Daire tarafından incelenmesine gerek görülen bir takım dava dosyalarının eksikte tamamlanarak yeniden temyiz incelemesi için gönderilmek üzere dosya Mahal Mahkemesine iade edilmiştir. Dosya kendisine gelen Yerel Mahkeme istenen eksiklikleri tamamlamak amacı ile yazışmalar yaptığı sırada vekaletnamelerinde feragat yetkileri bulunan ve Mahkemece usulüne uygun kimlik tespitleri de yapılan davacılar ... ve müşterekleri vekili ile birleşen dosyada davacı ... vekili 07.06.2012 havale tarihli dilekçeleri ile asıl ve birleşen davalardan feragat etmişlerdir.
Vaki feragatler üzerine Mahkeme tarafından 08.06.2012 tarihli ek karar ile “davacılar vekili Av. ... ve davalı-birleşen davada davacı ... vekili Av....öndem 07.06.2012 havale tarihli dilekçeleri ile 2008/246 Esas 2011/149 Karar sayılı davadan feragat ettikleri anlaşılmakla, feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, 03 Nisan 2012 günlü Resmi Gazete'de yayınlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin karar verilmiş dosyalara ilişkin işlemler bölümünde madde 57-(1) hükmü karşısında dosyanın ilgili Yargıtay Dairesine gönderilmemesine” karar verilmiştir. Ek kararın lehlerine vekalet ücreti takdir edilmemesi sebebiyle Hazine vekili, önceki kararda aleyhlerine hükmedilen harç ve masrafların kimden ne şekilde tahsil edileceğinin açıklanmadığı ve hükümde bu konuda açıklama yapılarak feragatlere göre yeniden düzenlenmesi gerektiği nedeni ile ... vekili ile davalı-birleşen dosyada davacı ... vekili tarafından tavzih isteğinde bulunulmuş, tavzihe konu hususların temyiz incelemesini gerektirmesi sebebiyle bilahare süresi içinde ek karar davalı Hazine ve ... vekilleri ile davalı-birleşen dosyada davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında görülen dava TMK’nun 713/2. maddesinde yazılı “ölüm” sebebine dayalı tapu iptali ve tescil, birleşen dosyada dava ise tapu kaydına dayalı elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil isteğine ilişkindir. Her iki davacı taraf vekillerinin de davadan feragat etmeleri sebebiyle hükmün esasının incelenme imkanı bulunmamaktadır. Daire tarafından öncelikle Mahkeme'nin 08.06.2012 tarihli ek kararına yönelen temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmektedir.
HUMK'nun 74. (HMK'nun 26.) maddesi uyarınca hakim tarafların isteği ile bağlı olup, ondan fazlasına ve başka bir şeye karar veremez. Kural olarak ve yerleşik Yargıtay uygulamasında kararlılık kazanan görüşlere göre; HUMK'nun 95. maddesine göre (HMK'nun 311.m.) feragat, kabul gibi irade beyanları, HUMK'nun 151. maddesi (HMK'nun m. 154, 155) hükmü uyarınca yöntemine uygun bir biçimde belgelendirilmiş olmak koşulu ile HUMK'nun 237. maddesi (HMK'nun 303.m.) hükmünde düzenlenen biçimde maddi anlamda kesin hükmün bütün sonuçlarını doğurur. Feragat ve kabul tek taraflı tasarruflardan olup, hiçbir zaman karşı tarafın da kabulüne bağlı olmayıp belgelendirildiği anda dava kendiliğinden son bulur. Davadan feragat 6100 sayılı HMK’nun 307. maddesinde davacının talep sonucundan kısmen ya da tamamen vazgeçmesi şeklinde tanımlanmış olup, aynı Yasanın 310 ve 311. maddelerine göre hükmün kesinleşmesine kadar davadan feragat etmek mümkündür.
Temyiz aşamasında davadan feragat edilmesi halinde yerel mahkemenin davadan vazgeçme hakkında bir karar verebilmesi uygulaması hakkında 1086 sayılı HUMK’da bir düzenleme bulunmamakta, 11.04.1940 gün ve 1939/15-70 sayılı İçtihadı Birleştirme Kurulu kararı çerçevesinde hükümden sonra ortaya çıkan ve esas hükmün temyiz yoluyla incelenmesine engel bir durum karşısında feragatin Mahkemesi'nce incelenmek bu konuda bir karar verilmek üzere ilamın bozulması yoluna gidilmekteydi.
6100 sayılı HMK’da bu konuda açık bir düzenleme getirilmemiş, ancak kanuna dayanılarak çıkarılan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği’nin “Karar verilmiş dosyalara ilişkin işlemler” başlıklı 57. maddesinde “hükmün kesinleşmesinden önce davadan feragat, davayı kabul veya sulh halinde, hâkim dosya üzerinden bu konuda ek karar verir. Taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi sırf bu nedenlerle dosya istinaf veya temyiz incelemesine gönderilmez.” düzenlemesi getirilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 19.12.2012 tarih 2012/13-1369 Esas 2012/1221 Karar
sayılı ilamı ile yapılan görüşmeler sırasında mevcut HMK’ndaki düzenleme dikkate alındığında, Yargıtay’ın yukarıda belirtilen uygulamasından dönülmesi gerektiği, temyiz aşamasında da olsa davadan feragat edilmesi halinde dosyanın Mahkemesi'ne geri çevirme yoluyla feragat hakkında Mahkemesi'nin ek karar vermesinin uygun olacağı, bunun usul ekonomisi açısında daha yerinde olacağı ileri sürülmüş ise de, kurul çoğunluğu tarafından bu görüş benimsenmemiş ve temyize gelen bu dosyada feragat hakkında karar verilmek üzere Yerel Mahkeme kararının bozulması gerektiği kabul edilmiştir.
Bu durumda yargılama sırasında davadan feragat halinde Mahkeme'ce davanın reddine karar verilecektir. Ancak, Mahkeme'ce karar verildikten sonra dosyanın temyiz aşamasında davadan feragat halinde Mahkeme'ce karar verilme imkanı yoktur. Bu durumda Mahkeme'ce ancak Yargıtay tarafından davadan feragat dilekçeleri nedeniyle bir karar verilmek üzere Yerel Mahkeme kararının bozulması halinde dosya ele alınabilecek ve davadan feragate ilişkin davanın reddine karar verilebilecektir.
Az yukarıda eldeki dosyada açıklanan safahat incelendiğinde Mahkeme'nin 04.05.2011 tarihli kararının asıl dosyanın davalıları Hazine ve ... vekilleri ile davalı-birleşen dosyada davalı ... vekili tarafından temyiz edildiği, temyiz incelemesi için gereken dosyaların eksikten tamamlanması sırasında gerek asıl gerek birleşen davadan feragat edildiği görülmektedir. Bu aşamada dosyanın hala temyiz aşamasında olduğu açıktır. Mahkemece dosyanın, feragatler gereğince temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtaya gönderilmesi gerekirken 08.06.2012 tarihli ek karar ile feragatler dikkate alınarak karar verilmesine yer olmadığı şeklinde hüküm kurulmuş olması doğru olmamıştır.
Diğer yandan, bilindiği üzere; 6100 sayılı HMK'nun 448. maddesine göre “Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır.” 450. maddesinde “(1) 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun ek ve değişiklikleri ile birlikte tümüyle yürürlükten kaldırılmıştır.” düzenlemesi mevcuttur. Anılan düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere 6100 sayılı HMK'nun hükümleri tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal yürürlüğe girecektir.
1086 sayılı HUMK'nun döneminde açılan davalara ilişkin olarak eski kanun hükümlerinin uygulanması istisnai olarak HMK'nun Geçici 1 ve 2. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre, 6100 sayılı HMK’nun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri ile senetle ispat, istinaf ve temyiz ile temyizde duruşma yapılmasına ilişkin parasal sınırlarla ilgili hükümleri Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan dava ve işlerde uygulanmaz.
6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin (1).fıkra hükmü; “Bölge Adliye Mahkemeleri'nin, 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemeleri'nin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun Geçici 2'nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur” şeklindedir.
Bu açıklamalar karşısında halen 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin hükümleri yürürlükte bulunduğuna göre temyiz ve istinaf incelemesi ile ilgili bulunan 03.04.2012 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 57-(1) hükmünün ek kararda dikkate alınması bu açıdan da doğru değildir.
Açıklanan nedenlerle davalı Hazine ve ... vekilleri ile davalı-birleşen dosyada davacı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Mahkeme'nin 08.06.2012 tarihli ek kararı ile Daire'nin 24.01.2012 tarih 2011/7046 Esas 2012/311 sayılı Kararı sonrası verilen tüm kararlarının kaldırılmasına karar verilerek 04.05.2011 tarihli kararın temyiz incelemesine geçildi.
Yukarıda açıklandığı üzere temyiz incelemesi sırasında dosya, eksikliklerin tamamlanması amacı ile Yerel Mahkemeye iade edilmiş iken vekaletnamelerinde feragat yetkileri bulunan ve Mahkemece usulüne uygun kimlik tespitleri yapılan asıl dosyanın davacıları ... ve müşterekleri vekili Av. ... ile hükmü de temyiz eden birleşen dosyanın davacısı ... vekili Av.... Yöndem tarafından 07.06.2012
havale tarihli dilekçeler ile davalarından feragat ettikleri bildirildiğinden, her iki davacı tarafın feragat beyanlarının Mahkemesi'nce değerlendirilmesi ve feragat dilekçeleri çerçevesinde hüküm kurulması için davalı Hazine ve ... vekilleri ile davalı-birleşen dosyada davacı ... vekilinin temyiz itirazları doğrultusunda Mahkeme'nin 04.05.2011 tarihli hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı-davacı ... Belediye Başkanlığı ile davalı-birleşen dosyada davacı ...'e istek halinde ayrı ayrı iadesine, 14.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy