MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ve ... ile ... ve ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 23.05.2012 gün ve 80/80 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, dava konusu 121 ada 38, 137 ve 138 parsellerin ortak miras bırakan ...’tan kaldığını, taşınmazlarda tüm mirasçıların paylarının bulunduğunu, ancak tamamının davalılar adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile ... mirasçıları adlarına payları oranında tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, dava konusu taşınmazların 50 yılı aşkın süredir zilyetliklerinde bulunduğunu, içindeki yapıları babaları ...’ın yaptığını, kök miras bırakan ...’ın köyde ikamet eden tek oğlunun babaları ... olduğunu, davacıların hiç zilyet olmadıklarını açıklayarak davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava koşulunun yerine getirilmesi için ve davacılara verilen kesin süre içerisinde gereğinin yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın sıfat yokluğundan(aktif husumet) reddine karar verilmiştir. Hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, kök miras bırakan ...’tan intikal eden taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile kök murisin tüm mirasçıları adına payları oranında tesciline karar verilmesini istemiş iseler de, davanın mirasçılar arasında, miras hakkına dayanılarak açılmış miras payının iptaliyle tescili isteğine ilişkin olduğu kabul edilerek görülmesi gerekmektedir.
Dava konusu 121 ada 38, 137 ve 138 parsel sayılı taşınmazlar, senetsizden, satış ve eklemeli 20 yılı aşkın süreden beri zilyetliğinde bulunduğu belirtilerek kadastro yoluyla 15.10.2008 tarihinde davalılar adına ½ şer paylı tespit edilmiş, itirazsız kesinleşmesiyle 28.08.2009 tarihinde tespit gibi tapu siciline tescil edilmiştir.
Dosya arasında bulunan 06.10.2011 tarih 2011/148 Esas, 2011/159 Karar sayılı mirasçılık belgesine göre, miras bırakan ... 17.1.1957 tarihinde ölmüştür. Davacılar ve davalılar mirasçıları olup, dava dışı çok sayıda başkaca mirasçısı da bulunmaktadır
Ortak miras bırakanın ölüm tarihi itibariyle terekesi elbirliği mülkiyeti hükmüne tabidir. Elbirliği mülkiyet hükümlerinin geçerli olduğu taşınmazlarda mirasçıların birbirleri aleyhine tek başına miras payının iptaline ilişkin dava açmaları mümkün olup oybirliği aranmaz (HGK. 23.10.1996 T. 1996/7-522 Esas ve 1996/713 Karar). Davacılar, mirasçılar arasında görülen böyle bir davada, sadece kendi payları yönünden iptal ve tescil isteğinde bulunabilirler. Bu ilke TMK'nun 702. maddesinde öngörülen oybirliği kuralının istisnasını oluşturmaktadır. Terekeye dahil bir taşınmaz için üçüncü kişilere karşı açılan davalarda oybirliği aranır. Mahkemece, maddi olgular ve hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülerek yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Davacılar vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine 04.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy