MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
... ile ..., ... Köyü ve ... Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ... 4.Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 14.06.2012 gün ve 692/463 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 1972 yılında yapılan kadastro çalışmalarında kimsenin zilyetliği altında bulunmadığından tescil harici bırakılan, mevki ve sınırlarını bildirdiği bir parça taşınmazın davacı ve murisleri tarafından imar-ihya edilerek tarım arazisi haline getirildiğini ve zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleştiğini açıklayarak, davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili; 24.07.2009 tarihli dilekçesi ile taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altında olup davacı lehine zilyetlikle kazanma koşulları gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesini savunmuş, dayalı Köy Tüzel Kişiliği temsilcisi ise cevap vermediği gibi yargılama oturumlarına da iştirak etmemiştir.
Mahkemece, davanını kabulü ile 03.05.2013 tarihli teknik bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 5.916,8 m2'lik yerin davacı adına tesciline karar verilmesi üzerine; Hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik, hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK'nun 713/1, ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Daire 16.06.2011 gün 2010/6508 Esas, 2011/3506 Karar sayılı bozma ilamında; "...Taşınmazın belirlenen niteliğine göre dava konusu yerin imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesindeki imar ve ihya için aranan tüm olumlu ve olumsuz koşulların saptanması gerekir. Ne var ki teknik bilirkişi tarafından keşif sırasında uygulanan 1985 tarihli hava fotoğrafına ve rapor kapsamına göre dava konusu taşınmazın tarım arazisi olduğu anlaşılmıştır. Eldeki tescil davası da 11.06.2009 tarihinde açıldığına göre kazanmayı sağlayan 20 yıllık zilyetlik süresinin dolduğu, bu bakımdan imar ve ihyanın uygulanan hava fotoğrafına göre 1985 yılında tamamlandığının kabulü gerekmektedir. O halde saptanan bu durum karşısında imar ve ihya koşulları yönünden ayrıca bir araştırma ve inceleme yapılamasına gerek bulunmamaktadır. Ancak İmar ve ihyaya muhtaç bir yerin 3402 sayılı Kanunu'nun 17. maddesi 1. fıkrası uyarınca kazanmayı sağlayan zilyetlikle edinilebilmesi için imar planlarının oluşturulduğu ve onaylandığı tarihe kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolmuş bulunması gerekmektedir. Bu nedenle teknik bilirkişi Harita Kadastro Mühendisi O. ...'nun 12.05.2010 tarihli rapor ve krokisi eklenmek suretiyle krokide 2130 parselin batısında A harfi ile gösterilen tescile konu taşınmazın hangi tarihte imar planı kapsamına alındığı ve imar planının onay tarihinin ... Belediye Başkanlığı'ndan sorulması, imar-ihyanın tamamlandığı 1985 yılında imar planının onaylandığı tarihe kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığının belirlenmesi ve buna göre değerlendirmesinin yapılması gerekir." ... işaret etmiştir. Mahkemece, Yargıtay bozma ilamına uyulmakla 04.02.1959 gün ve 1957/13 Esas 1959/5 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da (R.G. 28.04.1959 gün sayı: 10193) belirtildiği üzere, taraf yararına usuli kazanılmış hak doğar ve bozmada belirtilen esaslar çerçevesinde mahkemece hüküm verme yükümlülüğü ortaya çıkar. Usuli kazanılmış hak, kamu düzeniyle ilgili olup mahkemece kendiliğinden gözönünde tutulur. Somut olayda dava konusu taşınmazın imar-ihyasının 1985 yılında tamamlandığı bozma ilamı ile belirlenmiş ve mahkemece uyulan bozma ilamına karşı davacı tarafça, karar düzeltme yoluna gidilmemiştir. Bu halde mahkemece bozma ilamı kapsamı dışına çıkılarak imar-ihyanın 1985 yılında tamamlandığı hususunda davalı ... lehine oluşan usuli müktesep hak gözönünde tutularak, bu tarihten taşınmazın kapsamında kaldığı imar planının kesinleştiği 06.12.1995 tarihine kadar, davacı lehine zilyetlikle kazanmayı sağlayan 20 yıllık süre dolmadığından davanın reddi yerine yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun değildir.
Davalı Hazinen vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 21.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy