MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ve müşterekleri ile ... ve dahili davalılar ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 01.11.2011 gün ve 1145/1166 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü
K A R A R
Davacı taraf vekilleri, dava dilekçelerinde; kadastro çalışmaları sırasında 103 ada 112 sayılı parselin vekil edenleri adına tespit ve tescil edildiğini, ancak miktarının eksik hesaplandığını, bitişikte bulunan 103 ada 113 sayılı parsel içerisinde kaldığını, 113 sayılı parselin tapuda davalı ... adına tescilli bulunduğunu, vekil edenlerin taşınmazın bir kısmının ise davalı ... adına tapuda kayıtlı bulunan 103 ada 107 parsel içerisinde kaldığını açıklayarak davalılar adına tapuda kayıtlı bulunan 103 ada 113 ve 107 parseller içerisinde kalan taşınmaz bölümleri bakımından davalıların tapu kayıtlarının iptaliyle mahkemece belirlenecek kadastro tespitinden önceki gerçek sınır ve yüzölçümüyle vekil edenleri adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... yargılama oturumunda açılan davaya karşı bir itirazının olmadığını bildirmiş, vekili ise 09.06.2010 tarihli cevap dilekçeleriyle delil listesini dosyaya sunmak suretiyle davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalılar da davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, "112 ile 113 sayılı parseller arasında bulunan taşınmazın zilyetlik hükümlerine göre kadastro çalışmaları sırasında tespitinin yapıldığı, hali hazırda her iki parsel arasında bulunan yolun uzun yıllardır yol olarak kullanıldığının belirlendiği gerekçesiyle 103 ada 113 parsel maliki olan ...’a karşı açılan davanın reddine, davacının istediği ve yola bırakıldığı açıklanan yerlerin davalı ... ve müşterekleri adına tapuda kayıtlı 103 ada 107 sayılı parsel içerisinde kalmadığı, krokide 103 ada 112 ve aynı ada 110 sayılı parseller arasında kalan ve yolda bırakılan yerler olduğu anlaşıldığından, ... ve paydaşlarına karşı açılan davanın ise pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine" karar verilmesi üzerine hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK'nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Davacılar vekili, her ne kadar vekil edenlerine ait taşınmazın bir kısmının davalı ... ve paydaşları adına tapuda kayıtlı bulunan 103 ada 107 parsel içerisinde kaldığı görüşünden hareketle bunlara karşı tapu iptali ve tescil davası açmış iseler de, yapılan keşifte dinlenen Yerel Bilirkişi ve tanık beyanları, Teknik Bilirkişi ... ve ...’nın dosyaya sundukları 6.9.2010 tarihli rapor ve ekindeki krokiyle ölçüm ve koordinatlara ait belgeler birlikte değerlendirildiğinde iptalini istedikleri taşınmaz bölümlerinin 103 ada 112 ve güneyde yoldan sonra gelen aynı ada 110 parsel arasında bulunan yolda kalan yerler olduğu, yolun çıkmaz sokak niteliğinde bulunduğu, paftasında yol olarak bırakılan yerler bakımından ... ve ilgili kamu tüzel kişiliği gösterilmek suretiyle dava açılması gerekirken, yanılgı sonucu ilgisi bulunmayan gerçek şahıslara karşı söz konusu davanın açıldığı ve bu nedenle pasif husumet yokluğu nedeniyle 107 sayılı parsele karşı açılan davanın reddine karar verildiği belirlenmiştir. Yerel Mahkemenin bu konuda vardığı sonuç usul ve kanuna uygun olup, davacılar vekilinin hükmün bu fıkrasına yönelik temyiz itirazları yerinde bulunmadığından reddiyle, 103 ada 107 sayılı parselle ilgili hüküm fıkrasının açıklanan nedenlerle ONANMASINA,
Davacılar vekilinin 103 ada 113 sayılı parsel maliki ...’a karşı açılan davayla ilgili temyiz itirazlarına gelince; söz konusu parsel dosya arasında bulunan tapu kaydına göre halen ... oğlu ... adına tam paylı olarak tapuda kayıtlı bulunmaktadır. Dava, 14.11.2008 tarihinde açılmış olup, davadan kısa bir süre sonra kayıt maliki ... 20.12.2008 tarihinde ölmüştür. Dosya arasında bulunan nüfus aile kayıt tablosuna göre ...’in mirasçılarının davaya katılmasıyla taraf teşkili sağlanmış ve davanın yürütülmesi yoluna gidilmiştir. Pasif husumet konusunda bir eksiklik bulunmamaktadır. Davacılar vekili; vekil edenleri adına tapuda kayıtlı bulunan 103 ada 112 sayılı parselle birlikte kullanılan taşınmazın bir kısmının davalı ... ve mirasçılarına ait aynı ada 113 sayılı parsel içerisinde kaldığını arada gidiş, gelişi sağlayan yol bulunduğunu açıklayarak söz konusu 113 sayılı parselin tapu kaydının iptal ve tesciline karar verilmesi isteğinde bulunmuştur. Yerel Mahkeme ise, her iki parsel arasında uyuşmazlık konusu olan yerin zilyetliğe dayalı olarak doğru bir biçimde davalı ... parseli içerisinde gösterildiğini gerekçe göstermek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Bu yönde yapılan araştırma ve inceleme eksiktir. 103 ada 112 ve 113 sayılı parsellerin kadastro tutanakları üzerinde yapılan incelemede her iki parselinde belgesizden kayıt malikleri adına tespit ve tescil edildikleri saptanmıştır. Her hangi bir tapu ve vergi kaydına dayalı olarak yapılmış bir tespitten söz edilemez. Saptanan bu durum karşısında her iki taşınmaz arasında uyuşmazlık konusu olan tamamı bakımından A, bir kısmı bakımından ise B harfiyle gösterilen yerlerin hangi parsel içerisinde kaldığı ve hangi parsel malikleri tarafından tasarruf edile geldiği, ortak sınırın neresi olduğu, iki taşınmaz arasında gerçekten bir patika yolun bulunup bulunmadığı konusunun ancak keşifte dinlenecek Yerel Bilirkişiler ile tanıklar aracılığıyla belirlenip saptanması ve teknik bilirkişi tarafından kroki kapsamına alınması gerekmektedir. Dinlenen kişilerin bir kısmı yeşil çerçeve içine alınan ve A harfiyle gösterilen iki parçadan ibaret taşınmazın 103 ada 112 parsel içerisinde kaldığını ve davacı tarafa ait olduğunu, bir kısmının ise, sarı çerçeve içine alınan B harfiyle işaretlenen taşınmaz bölümünün davacı tarafa ait olduğunu ve onlar tarafından kullanıldığını bildirmişlerdir. Mahkemece, dinlenen
kişiler HMK'nun 261. maddesi gereğince yüzleştirilmek suretiyle beyanlar arasındaki çelişki giderilmemiştir. Bu nedenle öncelikle dinlenen tüm kişilerin yeniden yapılacak keşifte dinlenilmek suretiyle ve yüzleştirilerek her iki taşınmaz arasındaki gerçek ortak sınırın hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması, Yerel Bilirkişi ve tanıkların HMK'nun 243, 244 ve 259. maddeleri gereğince davetiye ile keşif yerine çağrılmaları, keşif yerinde dinlenilmeleri gerekmektedir.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda keşifte dinlenecek Yerel Bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla da ortak sınırın saptanamaması durumunda bu takdirde sınırlı bir şekilde de olsa uygulana gelen Yargıtay uygulaması gereğince davacı tarafa ait 103 ada 112 sayılı parselin tapu kayıt miktarının 356,09 m2, davalı ...’e ait aynı ada 113 sayılı parselin tapu kayıt miktarının ise 699,10 m2 olduğu gözetilerek her iki tarafın tapu kayıtlarının miktarlarının birbirlerine oranlaması suretiyle ortak sınırın bulunması ve oranlamaya göre ortaya çıkacak metrekarenin taşınmazların miktarları göz önüne alınarak taraflara bölüştürülmesi suretiyle sonuca varılması gerekmektedir. Teknik Bilirkişilerce belirlenen ve krokide her iki parça bakımından A harfiyle saptanan uyuşmazlık konusu taşınmaz miktarı 82,25 m2 olduğuna göre yaklaşık bunun 3/2’sine isabet eden 54,83 m2’nin, 103 ada 113 parsel maliklerine, kalanın ise 103 ada 112 parsel maliklerine isabet edeceği görülmektedir. Ancak, bu çözüm sadece mahkemeye ışık tutması bakımından belirlenmiş olup, Teknik Bilirkişice gerekli hesabın yapılıp, sonucun belirlenmesi ve belirlenecek miktarın hükme esas alınması düşünülmelidir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, aşağıda dökümü yazılı 21.15 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 3.15 TL harcın temyiz edenden alınmasına, 21.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy