MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 Esas, 1997/776 Karar, 22.03.2006 gün ve 2006/12-92 Esas, 2006/85 Karar, 25.06.2008 gün ve 2008/12-451 Esas, 2008/453 Karar sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, i1amların infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür. Hükmün içeriğinin aynen infazı zorunludur. İcra mahkemesi, ilamın hüküm fıkrasının aynen uygulanmasını denetlemekle görevli olup, ilamın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile değiştiremez, ilavelerde bulunamaz.
Somut olayda; alacaklı tarafından başlatılan ilamlı takipte, takibe dayanak yapılan ... 1. İdare Mahkemesi'nin 31.12.2010 tarih, 2009/556 Esas ve 2010/3076 Karar sayılı ilamında, "dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan (54,70TL) yargılama giderlerinin ve yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 550,00 TL’nin davalı idareden alınarak, davacıya verilmesine" hükmedilmiştir. Alacaklının takip talebine uygun düzenlenen icra emrinde 35.074,19 TL asıl alacak (2006-2007 yılına ait pamuk primi), 2.000,00 TL asıl alacak (2007 yılına ait DGD ödemesi), 604,70 TL vekalet ücreti ve yargılama gideri ile 10.077 TL işlemiş yasal faiz istendiği, daha sonra takibin kesinleştiği gerekçesiyle 18.984,66 TL bakiye alacağın ödenmesi için borçluya muhtıra gönderildiği anlaşılmaktadır.
Borçlu vekili İcra Mahkemesi'ne başvurusunda ilamlı takibe konu ilamda işlemin iptaline karar verildiğini, kesinleşen hüküm nedeniyle alacaklının hak ettiği prim tutarı olan 34.469,49 TL’nin takipten önce 24.03.2011 tarihinde alacaklıya ödendiği halde alacaklının prim parasının geç ödenmesinden dolayı fazladan 18.984,66 TL yasal faiz ve vekalet ücreti talep ettiğini belirterek, istenen alacağın mahkeme hükmüne dayanmaması ve ödemenin icra takibinden önce olması nedeniyle takibin iptalini istemiştir. Mahkemece, borcun icra takibi başladıktan sonra ödendiği gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmesi üzerine, hüküm, borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Takibe dayanak yapılan İdare Mahkemesi ilamı dava konusu işlemin iptaline ilişkin olup, likit bir alacak yönünden eda hükmü içermemektedir. Bu hali ile ilam, eklentileri olan yargılama gideri ve vekalet ücreti dışında ilamlı icra takibine konu edilemez. Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda İcra Mahkemesi'nce asıl alacak ve onun işlemiş faizi yönünden takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle şikayetin reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 10.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy