........
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Alacaklı tarafından borçlu aleyhinde başlatılan ilamlı takipte; borçlu vekili icra mahkemesinden, ilamdaki alacakların zamanaşımına uğradığını ve ilama aykırı olarak 20,44 TL yargılama gideri alacağı yerine 8.723,00 TL talep edildiğini belirterek, icra emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, şikayetin kabulüne,......... 03.05.2011 tarihli kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm, alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Sair temyiz itirazı yerinde değil ise de;
6100 sayılı HMK'nun 26. maddesinde; "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda, borçlu vekilinin şikayet nedenleri arasında 03.05.2011 tarihli memur işleminin iptali hakkında bir başvuru yoktur. Buna rağmen Mahkemece, anılan konuda karar verilmesi isabetsizdir.
Öte yandan; İİK'nun 33/1. maddesinde, “İcra emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde dilekçe ile icra mahkemesine başvurarak borcun zamanaşımına uğradığı veya imhal veya itfa edildiği itirazında bulunabilir.”düzenlemesi yer almaktadır.
Temyiz incelemesine konu edilen olayda, icra emrinin 28.03.2011'de borçluya tebliğ edildiği, borçlu vekilinin yedi günlük süreden sonra 17.01.2013 havale tarihli dilekçesiyle, ilamdaki alacakların zamanaşımına uğradığı hakkında itirazını bildirdiği görülmektedir.
Bu durumda, Mahkemece, İİK'nun 33/1. maddesine göre borçlunun zamanaşımı itirazının yedi günlük süre içinde yapılmadığı nazara alınarak reddi gerekirken, işin esası incelenerek, yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır.
.....
Diğer taraftan borçlunun şikayet nedenleri arasında ilamda eski para ile 20.000.00 TL olarak hükmedilen yargılama giderinin (tazminatın) yeni Türk Lirası karşılığının 20,44 TL’ye tekabül etmesine karşılık takipte 8.723,00 TL olarak istenilmesinin usulsüz olduğu yönünde de başvurusu bulunmaktadır. Anılan başvuru ilama aykırılık şikayeti niteliğinde olup, İcra Mahkemesi’ne her zaman ileri sürülebilir. Dayanak ilamın incelenmesinde; "…20.000.000 lira tazminat isteminin kabulüne, bu miktara davacının istemi gibi dava tarihinden itibaren % 30 yasal faiz uygulanmasına, aşağıda dökümü yapılan 435.800 TL yargılama giderlerinin davalı idareden alınıp, davacıya verilmesine…” şeklinde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yapılmak suretiyle 20.000.000 lira (eski para ile) tazminat alacağının takip tarihinde ilamda yer alan % 30 yasal faiz ile ulaştığı miktarın belirlenmesi, buna göre icra emrinde istenen alacağın denetlenmesi, var ise fazla talebin iptali yoluna gidilmesi gerekirken, denetime elverişli olmayan gerekçe ve eksik inceleme ile sonuca gidilmesi de isabetsizdir.
SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz isteminin kısmen kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m. 297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 26.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
........
Full & Egal Universal Law Academy