.......
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
.........Karar sayılı ilamında belirtilen alacakların tahsili talebi ile şikayetçinin de aralarında bulunduğu hükmi şahıslar aleyhine,........Esas sayılı takip dosyasında ilamlı İcra takibi başlatılmıştır.
Borçlulardan........vekilince, takip konusu ilamda hüküm altına alınan alacakların brüt olarak hükmedildiği, nete çevrilmeden brüt miktarlar üzerinden takibe konulduğu ve bu miktarlar üzerinden faiz talep edildiğinden bahisle fazla istenen asıl alacak ve faiz miktarlarının iptali talebinde bulunulmuştur.
Mahkemece ilamda alacakların brüt olarak hükmedildiğine ilişkin bir açıklama olmadığı ve yorum yoluyla icra edilemeyeceği ve ilamda belirlenen miktarlar üzerinden talepte bulunulduğu gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Borçlu vekilince karar temyiz edilmiştir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 94, 103 ve 104 maddeleri gereğinçe ücretten kesilmesi gereken vergiler ve 5510 syılı Yasa'nın 79/a-b ve c maddeleri gereğince ....... primi, işsizlik sigortası sigorta primlerinin, ilgili kamu idaresine ödenmesi zorunluluğu borçlu işverene yüklenmiştir. Ayrıca süreklilik arzeden Yargıtay içtihalarında da, açıkca net alacağa hükmedildiğinin belirlenmediği ilamlarda alacağın brüt olarak hüküm altına alındığı kabul edilmektedir.
Somut olayda icra takibinin dayanağı olan ilamda hüküm altına alınan alacakların brüt ya da net olduğu hususunda açıklama bulunmadığı, takibin ilamdaki miktarlar üzerinden başlatıldığı, gerekli yasal kesintiler yapılarak kalan net miktarlar üzerinden asıl alacak ve faiz talebinde bulunulmadığı anlaşılmaktadır.
.....
Bu durumda Mahkemece, açıklanan nedenlerle takip konusu asıl alacak kalemlerinin net miktarlarının gerektiğinde bilirkişiden rapor alınarak belirlenmesi, yine belirlenen bu net miktarlar üzerinden ilama uygun bir şekilde istenebilecek faiz miktarlarının da tespit edilmesi ve buna göre, icra emrinin düzeltilmesine karar verilmesi yerine, yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ:Borçlu vekilinin teyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme hükmünün yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
......