.....
... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair.....Mahkemesi'nden verilen 05.10.2012 gün ve 136/222 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde 156 ada 2 sayılı parselin yerini kadastro tespitinden önce 15.06.2000 tarihinde davalı...... satın aldığını, kadastro çalışmaları sırasında.......adına tespit ve tescil edildiğini açıklayarak parselin tapu kaydının iptali ile adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Süleyman Karacaoğlu, 19.01.2012 tarihli cevap dilekçesinde, satışın gerçek ve satış senedindeki imzanın da kendisine ait olmadığını, bu nedenle iddianın doğru bulunmadığını, taşınmazı dava dışı oğluna devrettiğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., 20.01.2012 tarihli dahili dava dilekçesiyle parselin kayıt maliki ...’nun dahili davalı olarak davaya kabul edilmesine karar verilmesini istemiş, dahili dava dilekçesi kayıt maliki ...’na tebliğ edilmiş, 05.10.2012 tarihli yargılama oturumuna dahili davalı ... vekilinin davaya katıldığı belirlenmiştir. Mahkemece, bu yönlerden verilmiş bir ara kararı yoktur.
Mahkemece, “…davacı tarafın kendi kusur ve davranışları sebebiyle keşif mahallinde keşif yapılamadığı ve böylece dosyanın mevcut haliyle davasını ispatlayamadığı anlaşıldığından subut bulmayan davanın reddine…” karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik, harici satın alma ve eklemeli zilyetlik hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK’nun 713/1, 996 ve 3402 sayılı Kadastro Kanun’un 14.maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, dosya kapsamıyla örtüşmeyen bir soyut gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. 156 ada 2 sayılı parselin kadastro tespiti 24.07.2008 tarihinde arsa niteliğiyle Süleyman Karacaoğlu adına yapılmış, kadastro tutanağı 30.01.2009 tarihinde kesinleşmesiyle tapu kaydı oluşmuştur. Süleyman Karacaoğlu daha sonra 15.06.2011 tarihinde tapu da yaptığı satışla dava konusu taşınmazı oğlu ...’na devretmiştir.
........
Davanın açıldığı, 12.09.2011 tarihinde kayıt maliki ........olmayıp, oğlu dahili davalı ... olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, davayı açarken olağan koşullarda kendisinden beklenen özeni göstermek suretiyle yapacağı araştırma ve inceleme sonucu gerçek hasmı belirlemek, yetkili ve görevli mahkeme önüne davalıyı çıkarmakla yükümlüdür. Dava tarihinde davalı .......kayıt maliki değildir. ..........’nın sonradan davaya dahil edilmesi suretiyle taraf teşkilinin sağlanması olanağı da bulunmamaktadır. Pasif husumet eksikliği dava koşulu olup davanın başlangıcında mahkemece kendiliğinden gözetilir. Bu husus kamu düzenine ilişkin bulunmaktadır. Bu durum karşısında dava tarihinde davalı .....’ın kayıt maliki olmadığı ve pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş bulunması doğru değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 18.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.....
Full & Egal Universal Law Academy