.....
... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair .......Mahkemesi'nden verilen 12.10.2012 gün ve 98/232 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde, 142 ada 22 sayılı parselin kadastro çalışmaları sırasında davalı Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu açıklayarak anılan parselin tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline, taşınmaz üzerinde bulunan ev ve müştemilatın Kadastro Kanunu’nun 19. maddesi gereğince, tapu kütüğüne şerh verilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine, hüküm davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK’nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, sadece kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, “davanın kabulüne, kabulü ile” ibarelerini kullanmış, neyi kabul ettiği açıklanmadığı gibi iptal ve tescil konusunda da herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir. Bu şekildeki bir hükmün infazı mümkün değildir.
Davacı dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazın babasından kaldığını açıklamamış ise de, keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu taşınmazın davacının babası ...’den kaldığını bildirmişler, tanıklardan ..........tarafından oğlu davacı ...’ye verildiğini bildirdiğine göre taşınmazın tapusuz olması nedeniyle mülkiyetin davacıya geçtiğinin kabulü gerekir. Söz konusu 142 ada 22 sayılı parsel yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit edilmiş olup, kadastro tutanağının 05.11.1999 tarihinde kesinleşmesiyle Hazine adına tapu kaydı oluşmuştur.
......
Kural olarak, tapu iptali ve tescil istekli davalarda tapu kaydının iptaline karar verilmedikçe tescile karar verilemez. Mahkemece, hüküm kurulurken kısa kararın bir nolu bendinde; “…davanın kabulüne”, ondan sonra yargılama giderlerinden söz etmiş, iptal ve tescil konusunda bir hüküm kurmamıştır. Gerekçeli kararda ise, yine hüküm fıkrasının bir nolu bendinde “davanın kabulü ile” ibaresini kullandıktan sonra yargılama giderleri konusunda hüküm kurulduğu saptanmıştır. Böyle bir hükmün Tapu Sicil Müdürlüğü'nde infazı duraksama yaratmaktadır. Bu nedenle hüküm kurulurken, kazanma koşullarının davacı yararına oluştuğu yönünde gerekçe gösterdikten sonra davalı Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan 142 ada 22 sayılı parselin tapu kaydının iptali ile TC kimlik numarası da gösterilmek suretiyle davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline şeklinde hüküm kurulması gerekmekte olup bozma nedenidir.
Doğru, düzgün ve sağlıklı sicil oluşturulması kamu düzenine ilişkin olup, Mahkemece kendiliğinden göz önünde tutulur.
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK' nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.......
Full & Egal Universal Law Academy