MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma alacağı
... ile ... aralarındaki katılma alacağı davasının kısmen kabulüne dair ... 2. Aile Mahkemesi'nden verilen 27.02.2013 gün ve 838/165 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı ..., duruşmasız olarak davalı vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 01.10.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı ... geldi. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili, tarafların evlilik birliği içindeki tasarrufları ile tahminen 1996-97 yıllarında kurulan konut yapı kooperatifine üye olup dairenin ödemelerini tamamladıklarını, öncesinde davacı üye iken tamamlanma aşamasına gelindiğinde üyeliği davalıya jest olsun diye devrettiğini, aidatlar yanında tüm harcamaları davacının kendi geliri ile yaptığını açıklayarak taşınmazın TMK’nun ilgili hükümlerine göre belirlenecek değerinin 2/3’ü tutarındaki katkı payı alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, dava değerini 80.000 TL olarak göstermiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu taşınmazın edinme tarihinin 2003 yılı ve taraflar arasında geçerli rejimin, edinilmiş mallara katılma rejimi olduğunu, davacının 1/2 oranda talepte bulunabileceğini, tasfiyede tarafların evlilik birliğindeki tüm maddi değerlerinin hesaplanarak bunun 1/2 oranda paylaştırılması gerektiğini, davacının gelirini bankada biriktirdiğini ve bu paranın yarısının davalıya ait olduğunu, bu miktar dikkate alındığında davacının taşınmaz bakımından talepte bulunamayacağını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Mahkemenin ilk kararında, dava konusu kooperatife davalının üye iken üyeliğini davacıya devrettiği, sonrasında da davacının da üyeliği yeniden davalıya devrettiği, bunun bedelli bir devir olmayıp hibe kastı ile yapıldığı, davalının kişisel malı üzerinde davacının katkı payı ve katılma alacağının olamayacağı gerekçesi ile davacının davasının tümü ile reddine karar verilmiş, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 03.07.2012 tarih
2012/4762 Esas, 2012/6675 Karar sayılı ilamı ile bozma sevk edilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının davasının kısmen kabulüne, 16.200,00 TL katılım alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'dan tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm davacı ... ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.Taraflar 03.09.1991 tarihinde evlenmiş, 27.08.2008 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 14.04.2011 tarihinde kesinleşmesiyle, mal rejimi sona ermiştir (TMK.nun 225/2.m.). Sözleşmeyle başka mal rejimi seçilmediğinden, eşler arasında 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM.nin 170.m.), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ise, yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK.nun 202, 4722 s.Y.nın 10.m.).Dosya arasına getirtilen belge ve bilgilere göre dava konusu kooperatif 13.03.1996 tarihinde kurulmuş, 10.11.1997 tarihinde kooperatife ...üye olmuş ise de, üyeliğini 15.11.1999 tarihinde davacı ...’e, ...'de 01.06.2002 tarihinde yeniden davalı ...’ye devretmiş ve kooperatife ödemeler devam etmiş, 28.03.2003 tarihinde de davalı ... adına ferdileşme yolu ile tapu kaydı oluşmuştur.Dairenin bozma ilamında kısaca “…Kooperatife üyelik tarihinden, ferdileşme ile tapu oluştuğu tarihten sonra da ödemeler devam ettiğine göre son olarak 01.06.2002 tarihinde davalıya yapılan devrin bağış kabul edilmesi yerinde ise de, taşınmazın tümü bakımından bağış kabul edilerek davanın tümü ile reddinin doğru olmadığı, davacı ...’in devir yaptığı 01.06.2002 tarihine kadar yapılan ödemelerin bağış sebebiyle ...’nin kişisel malı olarak dikkate alınması, bu tarihten sonra yapılan ödemeler bakımından edinilmiş mallara katılma rejiminin de geçerli olduğu gözetilerek davacı lehine katılma alacağının hesaplanması gerektiği…” açıklanmıştır.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş, kooperatiften getirtilen yazı cevabı ve inşaat mühendisi bilirkişiden alınan 06.02.2013 havale tarihli rapor doğrultusunda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Uyulan bozma ilamında Mahkemece yapılması gereken hususlar ayrıntılı şekilde yazılıdır. Mahkeme tarafından dikkate alınan bilirkişi raporunda 01.06.2002 devir tarihi sonrası yapılan ödemelerin toplam ödeme içindeki oranı bulunurken kooperatife 01.06.2002 tarihi sonrası yapılan işler belirtilerek bu işlere harcanan miktar 15.100 tl alınmış, bu miktar da meskenin 2013 yılı güncel değeri olarak bildirilen 135.000 TL'ye oranlanması ile %12 oran bulunmuş ve bu oran üzerinden hesaplama ile hüküm kurulmuştur. Öncelikle gelen yazı cevaplarından kooperatife 1.6.2002 tarihine kadar yapılan ödeme toplamı 10.210 TL ve bu tarihten sonra ise 03.05.2006 tarihine kadar yapılan ödeme miktarı toplamı 4.890 TL'dir. Yani bilirkişinin raporunda açıkladığı gibi 01.06.2002 tarihinden sonra kooperatife yapılan ödeme toplamı 15.100 TL olmayıp bu miktar kooperatife yapılan toplam ödeme miktarını göstermektedir. Yine 15.100 TL. değerin önce 135.000 TL'ye bölünüp sonra yine aynı miktar ile çarpılarak % 12 oranın bulunma sebebi de anlaşılamamıştır. Yapılan hesaplama davanın niteliği ve bozma ilamındaki açıklamalar ile bağdaşmamaktadır. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de hüküm kurmaya yeterli ve Yargıtay denetimine esas olmayan bilirkişi raporu ile karar vermiştir. Bu sebeple davacının temyiz itirazları bu bakımdan yerindedir. Dosya kapsamı, yapılan açıklamalar ve toplanan deliller karşısında Mahkemenin yapması gereken iş; 03.07.2012 tarihli bozma ilamında da açıklandığı üzere devir tarihi 01.06.2002 tarihine kadar kooperatife yapılan ödeme miktarı 10.210 TL'yi bağış sebebiyle davalı ...’nin kişisel malı olarak dikkate almak, 01.06.2002 tarihi sonrası ödenen 4.890 TL'nin ise edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli iken ödenmesi ve davacının çalışarak elde ettiği gelir ile katkıda bulunduğunu iddia etmesi, çalışarak elde edilen gelirin edinilmiş mal olması sebebiyle ayrıca hesaba gerek olmadığı, katılma alacağı hesabında tarafların gelir elde etmelerinin de önemi bulunmadığı gözetilerek toplam 15.000 TL'ye oranlanması ile bulunacak oranı artık değere, bu oranın yarısını ise katılma alacağı hesabına esas oran olarak değerlendirmek, belirlenecek bu oran ile meskenin karar tarihine en yakın piyasa rayiç değeri olarak bulunan 135.000 TL'yi çarparak davacının katılma alacağını tesbit etmek olmalıdır.
Davacı ...’un temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca 01.06.2002 sonrası dönemde ödenen miktara ilişkin katılma alacağı bakımından BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalı ... vekilinin hüküm kısmındaki miktarın yarısına hükmedilmesine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24,30 TL peşin harcın istek halinde davacıya iadesine, 276,65 TL peşin harcında davalıya iadesine, 01.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy