MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ve ... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 06.04.2012 gün ve 61/173 sayılı hükmün duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş ise de, duruşma isteğinin değerden reddine karar verilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar ... ve ... vekili dava dilekçesinde; 6 ada 12, 314, 293, 158, 162 ve 471 ada 1 parsellerin ortak murislerden ...adına ve yeni parsel numarası 562 ve 250 olan taşınmazların ortak murislerden ... adına tapuda kayıtlı bulunduğunu, miras bırakanlar ile davacı ve davalılar arasında noterde ayrı ayrı düzenlenen 02.02.1957 tarih, 956 ve 957 yevmiye numaralı mirastan feragat sözleşmeleri uyarınca, "davalılar ..., ..., ... ve ...'nun 5.000.000 TL, 250 parsel ve 103 ada 1 parsel karşılığında ortak murislere ait tapulu ve tapusuz bütün taşınmazlardaki haklarından davacılar lehine feragat ettiklerini" açıklayarak, taşınmazların tapusunun iptali ile 6 ada 12 parselin davacılar adına 1/2'şer pay ile, 314 parselin davacılardan ... ve 293, 158, 162 parsellerin davacılardan ... adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, feragat sözleşmesinde; yer alan murislerden ...'nın okuma yazma bilmediğini, yapılan sözleşmenin şekil şartı yoksunluğu nedeniyle geçersiz olduğunu, murislerin ehliyetsiz olduklarını, sözleşmeler ile davalıların saklı paylarının zedelendiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, murise ait olmayan taşınmazın sözleşme kapsamına alındığını ve eski 250 parselin kısmen kamulaştırılmasından elde edilen paranın bir kısmının davacılar tarafından alındığını bildirmiş ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, "murislerin katılımı ile düzenlenen mirastan feragat sözleşmesinin mirasçılardan ...'nın okuma yazma bilmemesi nedeniyle şekil şartı yoksunluğundan reddine" karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda davacılar vekilinin talebi mirastan feragat sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil davası niteliğinde olduğundan davanın reddine
karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Mirastan feragat sözleşmesi miras bırakan ile gelecekteki muhtemel mirasçısı arasında düzenlenen, ileride doğacak miras hakkına ilişkin beklentiden karşılık alınarak veya bir karşılık alınmadan kısmen veya tamamen vazgeçmeye ilişkin iki taraflı bir sözleşmedir. Mirastan feragat sözleşmesinin konusunu murisin halen hayatta bulunması nedeniyle miras geçmediğinden miras hakkı değil buna ilişkin beklenti oluşturmaktadır. TMK'nun 528. maddesine göre, miras bırakan bir mirasçı ile karşılıksız veya karşılık sağlanarak böyle bir sözleşmeyi yapabilir. Bu açıklamalar ışığında dosyada bulunan ve aynı gün birbirini takip eden yevmiye numaraları ile düzenlenen sözleşmeler birlikte incelendiğinde, ortak murislerin amacının davacı veya davalıları bir takım miras hakkına ilişkin beklentiden mahrum etmek yönünde olmadığı, aynı şekilde davacılar veya davalıların da kısmen ya da tamamen de olsa miras hakkına ilişkin beklentiden feragat etmedikleri saptanmıştır. 6100 sayılı HMK'nun 33. maddesi (Mülga 1086 sayılı HUMK'nun 76. maddesi) uyarınca olayları bildirmek taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak ve uygulanması gerekli kanun hükmünü de saptayıp, çekişmeyi gidermek hakime aittir.
Dava dilekçesinin içeriği ve her iki sözleşmenin kapsamına göre; davaya konu noter sözleşmelerinin düzenlenmesinin amacı miras bırakanların sahip olduğu mal varlığının taksimine yönelik olup, bu halde davada dayanılan hukuki sebep mirastan feragat olmayıp, miras taksimine ilişkindir. TMK'nun 676. maddesine göre, miras taksim sözleşmesi terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde de yapılabilir. Yine TMK'nun 677 ve 678. maddesine göre de, miras bırakanın katılımı ile bir mirasçının henüz açılmamış bir miras hakkında diğer mirasçılar ile yapacağı sözleşmeler geçerlidir. Hal böyle iken mahkemece TMK'nun 676 ve devamı maddeleri göz önünde tutulup toplanan deliller ışığında bir değerlendirme yapılarak uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerekirken hukuki yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine 12.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy