MAHKEMESİ: Yozgat Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 06/11/2012
NUMARASI: 2011/766-2012/488
A.. Y.. ile N.. Y.. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Yozgat Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 06.11.2012 gün ve 766/488 sayılı hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı tarafından süresinde istenilmiş ise de; duruşma isteminin değer ve gider olmadığından reddine karar verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı dava dilekçesinde, kendisine ait bulunan 203 ada parselin yaklaşık 300 m2'sinin kadastro çalışmaları sonucunda davalıya ait 103 ada parselde tespit ve tescil edildiğini açıklayarak, davalı üzerindeki tapu kaydının iptaliyle adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taşınmazın öncesinde babasına aitken 1976 yılında ölümünden sonra yapılan taksimle mirasçılardan E..'e intikal ettiğini ve E.. adına mevcut sınırları ile tespit ve tescil edilmesinden sonra kendisinin tapuda devir aldığını bildirmiş ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne ve davalı adına kayıtlı 103 ada parselin tapusunun iptaliyle davacı adına tesciline karar verilmesi üzerine; Hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1, ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddeleri gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına yönelik tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaz 09.06.2004 tarihinde senetsizden H.. E.. Y.. adına ceddinden intikalen ve taksimen 20 yılı aşkın süreden beri zilyetliğinde bulunduğundan tespit edilmiş ve tutanağın itirazsız olarak kesinleşmesiyle tapuya tescil edilmiştir. Mahallinde yapılan keşifte ve yargılama oturumlarında dinlenen taraf tanıkları taşınmazın kimden intikal ettiği ve kimin zilyetliğinde olduğu hususunda çelişkili beyanda bulunmuş, mahkemece beyanlar arasındaki çelişki giderilmeden ve davacı tanıklarının beyanlarına hangi nedenle üstünlük tanındığı belirtilmeden karar verilmiştir. Bu halde taşınmazdaki zilyetliğin kime ait olduğu hususunda duraksama söz konusudur. Bu halde mahkemece, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, yerel bilirkişi ve tanıklar HMK’nun 243, 244 ve 259. maddeleri gereğince davetiye ile keşif yerine çağrılmalı, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle mümkün olduğunca keşif yerinde dinlenmeli, dava konusu taşınmazın tespit tarihine kadar kimin zilyetliğinde bulunduğu, zilyetliğin kim tarafından ne şekilde sürdürüldüğü sorularak açıklığa kavuşturulmalı, teknik bilirkişiden tarafların ve Yargıtay'ın denetimine uygun gerekçeli rapor temin edilerek toplanacak delillerin sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması doğru değildir.
Öte yandan keşif sonucu düzenlenen 16.01.2012 tarihli teknik bilirkişi raporuna göre davacının 120 ada parsel sayılı taşınmazda hak iddia ettiği kısım krokide A harfi ile gösterilen 287,00 m2'lik yer iken taşınmazın tamamı hakkında iptal ve tescile karar verilmiş olması da doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle ve 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK.nun 440/III-2 bendi gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine 20.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.