MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, ... 6. İcra Müdürlüğü’nün 2012/8649 sayılı Takip dosyasında yapılan 09.11.2012 günlü hacze konu menkullerin davacı üçüncü kişiye ait olduğunu, borçlu ile üçüncü kişinin 03.07.2012’de kesinleşen Mahkeme kararı ile boşandıklarını, borçlunun ortak çocuklarının rahatsızlığı nedeni ile haciz adresinde bulunduğunu, aile bireyleri için zorunlu ev eşyalarının dahi haczedildiğini, eşyaların çoğunun fatura ile alındığını, diğerlerinin ise boşanma protokolü uyarınca davacıya bırakılmış olduğunu belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, dava konusu borcun 27.07.2012 itibarı ile kat edildiğini, borçlunun bunu 06.08.2012’de tebellüğ ettiğini, taraflar arasındaki boşanmanın bundan sonra danışıklı olarak yapıldığını, haczin 09.11.2012’de erken saatte yapıldığını, bu sırada borçlunun da hazır bulunarak hacze itiraz etmediğini, aynı eşyalarla ilgili devam eden haczedilmezlik şikâyetinin de bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: dava konusu haczin borçlunun huzurunda yapıldığı, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, boşanma protokolünün tek başına istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli olmadığı, haczedilmezlik şikâyeti başvurusu sırasında tv, bulaşık makinesi, oturma grubu, çamaşır makinesi üzerindeki haczin kaldırıldığı, bunlarla ilgili yeniden hüküm kurulmasının gerekli olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Mahkemece gerekçede bir kısım hacizli mallar yönünden hüküm kurulmasının gerekli olmadığı belirtildikten sonra, hüküm fıkrasında davanın reddine denmiş, hangi eşyalar açısından davanın kabul edilip hangileri açısından reddedildiği tek tek belirtilmemiş, böylece hükmün infazında tereddüt yaratılmıştır.
Oysaki hüküm sonucu kısmında isteklerin her biri hakkında verilen hükümle birlikte taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir (6100 sayılı HMK’nun 297/2.maddesi–1086 sayılı HUMK’nun 388, 389. maddesi). Dairemizin ve Yargıtay’ın yerleşmiş görüşü de bu yöndedir. (Hukuk Genel Kurulu’nun 14.03.2007 gün, 2/183–126 sayılı kararı)
Belirtilen hususlar dikkate alınmadan yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
2.Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine
ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 06.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy