MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İcra emrine itiraz
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Borçlu aleyhine ... 3. Aile Mahkemesi'nin iştirak nafakasının arttırılmasına ilişkin ilamına dayanılarak takibe geçilmiş olup, borçlu vekili İcra Mahkemesi'ne başvurarak, yapılan ödemeler nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığını, Şubat 2012 ayına ait muaccel ve işlemiş nafaka alacağı olmadığını, faiz başlangıcı kararda gösterilmediğinden dava tarihinden itibaren faiz işletilemeyeceğini bu nedenle icra emrinin iptalini talep etmiş, ekinde banka dekontları ibraz etmiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu alınmış, bilirkişi tarafından ibraz edilen dekontlar İİK'nun 33. maddesinde yazılı belgelerden olmadığı gibi alacaklı vekili tarafından da takip konusu edilen borca mahsuben değil önceki ödenmemiş nafaka borçlarına mahsuben yapıldığı bildirildiğinden bunlar esas alınarak icra emrinde olması gereken toplam alacak tespit edilmiş ek raporun da aynı doğrultuda verildiği görülmüştür. Mahkemece icra emrindeki nafaka alacağı bilirkişi raporuna göre düzeltilmiş, karar borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Alacaklı vekili tarafından verilen 05.06.2012 tarihli cevap dilekçesinde yer alan “...davacı borçlu 2006 yılından itibaren iştirak nafakası ödeme borçlusu olup yapmış olduğu ödemeler takip öncesine ve takiple istenilen ayların dışındaki önceki aylara ait ödemelerdir...” şeklindeki beyan, yapılan ödemelerin nafakaya mahsuben yapıldığı anlamına gelmektedir. Bu durumda, ödeme makbuzlarının nafakanın ilk hükmedildiği tarihten itibaren takip tarihine kadar ödenmesi gereken nafakayı karşılayıp karşılamadığı yönünde bilirkişiden rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, ödemelerin değerlendirmeye alınmadığı bilirkişi raporuna dayanılarak eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine
05.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.