MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma alacağı
... ile ... aralarındaki katılma alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... . Aile Mahkemesi'nden verilen 01.03.2012 gün ve 709/181 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı kadın vekili dava dilekçesinde, tarafların ... . Aile Mahkemesi'nin 2007/843 Esas sayılı dava dosyası ile boşandıklarını, 01.01.2002 tarihinden itibaren tabi oldukları edinilmiş mallara katılma rejiminin başlangıcından itibaren boşanma davasının açıldığı tarihe kadar olan malların tasfiyesinin yapılması gerektiğini, ... Konut Yapı Kooperatifi, E Blok, Daire: 6'yı evlilik birliği içerisinde edindiklerini, eşler arasında TMK'nun 202. maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğunu açıklayarak 1900 parselde bulunan 6 nolu bağımsız bölümün tasfiyesi ile ½'si oranında vekil edeni adına tesciline, bu mümkün değil ise, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla tahmini değerin yarısı olan 10.000,00 TL'nin mal rejiminin sona erme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı koca vekili 07.01.2009 havale tarihli cevap dilekçesinde, taşınmazın tarafların evlendikleri tarihten itibaren yaklaşık 10 ay sonra edinildiğini, davalının o tarihlerde asgari ücretle çalıştığını, asgari ücretle çalışan birinin bu tarihlerde taşınmaz almasının yaşamın olağan akışına düşmediğini, vekil edeninin 2001 yılında satın aldığı ... plakalı özel aracın satışından elde edilen para, babasından intikal eden taşınmazlardaki miras paylarına karşılık mirasçılar arasında yapılan harici taksim sözleşmesine göre kendisine düşen miras payı karşılığı para ve kardeşleri tarafından verilen para ile taşınmazın edinildiğini, miras yoluyla gelen paranın kişisel mal niteliğinde olduğunu, aracın da 2001 yılında alınması nedeniyle satış yoluyla elde edilen paranın yine kişisel mal olarak kabul edilmesi gerektiğini açıklayarak haksız ve yersiz olarak açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, “mal rejimine yönelik şahsi hak talebi yönünde toplanan deliller tanık beyanları, dosya kapsamı, bilirkişilerin yeterli ve denetime elverişli raporları ile davacının 8.888,00 TL katılma alacağının mevcut olduğu, taşınmazın güncel değerinin keşif tarihi itibariyle belirlendiği, ek raporlarla belirlenen değerin de aynı olduğunun saptandığı
gerekçesiyle 8.888,00 TL'nin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin isteğin reddine, karar tarihinden itibaren ödenmeyen günler için yasal faiz işletilmesine” karar verilmesi üzerine hüküm yalnızca davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, yasal mal rejimi olarak kabul edilen edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen taşınmazdan kaynaklanan ve TMK'nun 202, 218, 219, 229, 231, 232, 235, 236 ve 239. maddeleri gereğince açılan katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır.
Taraflar 22.09.2001 tarihinde evlenmiş, 16.07.2008 tarihinde açılan boşanma davasının kabulü ve hükmün 12.12.2008 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Taraflar arasında, evlendikleri 22.09.2001 tarihinden 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı TKM'nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı, taraflar sözleşmeyle başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerine göre 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı 16.07.2008 tarihine kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. (TKM. m. 202, 4722. s.K. M.10) Taraflar arasındaki mal rejimi TMK'nun 225/2. fıkrası uyarınca boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir.
Uyuşmazlık konusu 1900 parselde bulunan 6 nolu bağımsız bölüm dosya arasında bulunan tapu kaydına göre, 28.08.2002 tarihinde davalı koca tarafından satış yoluyla edinildiğinden TMK'nun 219. maddesi gereğince edinilmiş mal olduğunun kabulü gerekir. Kural olarak, edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen taşınmazdan kaynaklanan katılma alacağı bakımından davacının çalışıp çalışmamasının, ya da herhangi bir gelire sahip olup olmamasının sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Davalı vekili cevap dilekçesinde, her ne kadar ... plakalı aracın 2001 yılında alındığını ve bunun 04.04.2003 yılında yapılan satışından elde edilen paranın evin alımına katkı yaptığını bildirmiş ise de, söz konusu aracın dosya arasında bulunan trafik kaydına göre 19.04.2002 tarihinde alındığı ve TMK'nun 219. maddesi gereğince edinilmiş mal olduğu konusunda duraksamamak gerekir. Davacının araca yönelik bir isteği bulunmamaktadır. Aracın satışından elde edilen para da aynı maddenin 2. fıkrasının 5. bendi gereğince edinilmiş malın yerine geçen değer olarak kabul edilmektedir. Kaldı ki, araç taşınmazın satın aldığı 28.08.2002 tarihinden sonra 04.04.2003 tarihinde üçüncü kişiye satılmış olup bu paranın evin iyileştirilmesine ya da edinilmiş maldan kaynaklanan borçların ödenmesine harcandığı konusunda herhangi bir savunmada söz konusu olmadığından bu paranın eve harcandığına olanak bulunmamaktadır. TMK'nun 6 ve 221/1. maddeleri gereğince herkes iddia ve savunmasını kanıtlamakla yükümlüdür.
Yine, davalı vekili her ne kadar 01.05.2002 tarihinde mirasçılar arasında yapılan taksim sözleşmesi uyarınca Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan 370 ada 79 parseldeki taşınmazın tapu tahsis belgesi ile miras bırakanları babalarına ait olduğunu, bundan ayrı yine miras bırakanlarına ait tapusuz taşınmazların satışından davalıya düşen 6.000,00 TL ile miras malının satışından kardeşlerine düşen ve yine davalıya verilen 8.000,00 TL olmak üzere toplam 14.000,00 TL'nin evin alınmasına ve iyileştirilmesine (boya, badana, mutfak dolapları vs.) harcandığını ileri sürmüş ise de, mirasçılar arasında yapılan 01.05.2002 tarihinde yapılan sözleşmenin her zaman düzenlenebilecek nitelikte bir belge olduğu, bunun dışında söz konusu malların satıldığı ve açıklandığı biçimde harcandığı yönünde ciddi ve samimi herhangi bir kanıta rastlanılmadığı, davalının kardeşlerinin beyanlarından başka bağımsız tanıkların beyanlarının bulunmadığı, zaten kardeşlerinin isim ve imzalarının söz konusu taksim sözleşmesinde de yer aldıkları bu nedenle bu beyanlara değer verilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Kural olarak, edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan katılma alacağı söz konusu olduğunda TMK'nun 235/1. fıkrası uyarınca tasfiye anındaki değerleri yani karar tarihine yakın tarihteki sürüm değerleri aynı Kanun'un 232. maddesi gereğince belirlenir. Mahkemece, keşfin yapıldığı 19.08.2010 tarihi itibariyle taşınmazın değerinin 80.000,00 TL olarak belirlendiği anlaşılmıştır. Karar tarihi ise 01.03.2012 olup aradaki uzun süre gözetildiğinde değerin düşük hesaplandığı açıktır. Çünkü bu süre içerisinde değer artışının olmaması düşünülemez. Şu aşamada belirlenen değer güncelliğini yitirmiş bulunduğundan TMK'nun 232 ve 235. maddeleri gereğince verilecek değerin karar tarihine yakın bir tarihte yeniden uzman bilirkişi veya bilirkişiler aracılığıyla saptanması gerekmektedir.
O halde Mahkemece yapılacak iş; dava konusu yapılan 6 nolu bağımsız bölüm 28.08.2002 tarihinde edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alındığından kural olarak, bu tür davalarda, eklenecek değerlerden (TMK. m. 229) ve denkleştirmeden (TMK. m. 230) elde edilen miktarlarda dahil olmak üzere edinilmiş malın (TMK. m. 219) toplam değerinden mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK. m. 231) yarısı üzerinden (TMK. m. 236/1) tarafların kazanılmış hakları da gözetilerek hüküm kurulması gerekir.
Öte yandan, davacı vekili dava dilekçesinde taşınmazın tapu kaydının ½ oranında iptali ile vekil edeni adına tesciline, olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla tahmini değerin yarısı olan 10.000,00 TL'nin mal rejiminin sona ermesinden sonra yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istediğine göre, isteğin terditli (kademeli) olduğunun kabulü gerekir. Kademeli davalarda bu davaların niteliği gereği her iki istek konusunda Mahkemece olumlu hüküm kurulması olanaksızdır. Tapu iptali ve tescil davası kabul edildiği takdirde (ki mal rejimi davalarında 07.03.1953 tarih ve 1953/8 Esas 1953/7 Karar sayılı Yargıtayı Birleştirme İçtihadına göre aynı istenmesi olanağı bulunmamaktadır.) alacak konusunda hüküm kurulması mümkün değildir. Mahkemece haklı olarak katılma alacağı konusunda hüküm kurup vekalet ücreti takdir ettiğine göre, ayrıca tapu iptali ve tescil davasının reddi üzerine davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmesi açıklanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına, Yargıtay uygulamasına ve bu tür davaların niteliğine aykırı düşmektedir. Hüküm kurulurken, isteğin göz önünde tutulması gerekir. Çünkü davacı tarafın herhangi bir ıslahı da söz konusu değildir. Fazla isteğin zamanaşımı süresince dava konusu yapılması mümkündür.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 120,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 20.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy