MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Değer artış payı alacağı, katılma alacağı, maddi-manevi tazminat
... ile ...aralarındaki değer artış payı ve katılma alacağı ile maddi ve manevi tazminat davasının reddine dair ... 6. Aile Mahkemesi'nden verilen 05.04.2012 gün ve 1554/478 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, tarafların 1978 yılında evlendiklerini, davalının aşırı alkol almak suretiyle sürekli vekil edenine küfrettiğini, gece vakti çocuklarıyla birlikte kapı önünde bıraktığını, taraflar arasındaki evliliğin davalının kusuru neticesinde sona erdiğini, evlilik birliği içerisinde alınarak davalı adına tescil edilen 92 ada 66 parsel ile ...plakalı otomobilin alınmasına kişisel malı niteliğindeki ziynet eşyaları ile katkıda bulunduğunu açıklayarak TMK'nun 174.maddesi uyarınca 20.000 TL maddi, 30.000 TL manevi tazminat ile taşınmaz ve araca yapılan katkıdan dolayı fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 1.000 TL. alacağın dava tarihinden geçerli yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın yersiz açıldığını, taşınmaz ve otomobilin babasından kalan yerlerin satılması neticesinde edinildiğini, davacının hiçbir katkısı bulunmadığını, boşanmadan dolayı davacının kusurlu olması nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteyemeyeceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, boşanmada tarafların ortak kusurlu olduğu, taşınmaz ile otomobilin alınmasına katkısını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar, 08.06.1978 tarihinde evlenmişler, 28.07.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 25.11.2009 tarihinde kesinleşmesi üzerine boşanmışlardır. 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden sonra bir yıl içinde başka mal rejimi seçilmediğinden, taraflar arasında bu tarihe kadar 743 sayılı TKM'nin 170.maddesi uyarınca mal ayrılığı, bu tarihten sonra ise yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK'nun 202, 4722 s.K.10 m.). Yanlar arasındaki mal rejimi, boşanma davasının açıldığı 28.07.2009 tarihinde sona ermiştir (TMK'nun 225/2). Dava konusu 92 ada 66 parsel, 18.07.1991 tarihinde satış yoluyla, 06 YFV 80 plakalı otomobil 26.06.2006 tarihinde satış yoluyla davalı Mükremin Çalışır adına tescil edilmiştir.
Dava; TMK'nun 174.maddesi uyarınca maddi ve manevi tazminat, taşınmaz yönünden mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen taşınmazın alınmasına yapılan katkıdan kaynaklanan 743 sayılı TKM'nin 170. maddesi uyarınca açılan katkı payı alacağı, otomobil yönünden ise; TMK'nun 227.maddesi uyarınca değer artış payı ve artık değer üzerinden katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Dosya kapsamına, dava evrakı ile yargılama tutanakları içeriğine, taraflar arasındaki anlaşmalı boşanma dosyasındaki açıklamalar ile tanık beyanlarına göre, tarafların birlikte yaşadıkları dönemde zaman zaman kavga ettikleri, sinirlendiklerinde birbirlerine söylendikleri ve hakaret ettikleri bildirildiğine, boşanmada her iki tarafında kusurlu olduğu anlaşıldığına göre, davacı vekilinin maddi ve manevi tazminata ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün bu bölümünün açıklanan nedenlerle ONANMASINA,
Davacı vekilinin taşınmaz ve otomobilden kaynaklanan alacak isteğine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de verilen karar dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde, taşınmaz ve otomobilin alınmasına kişisel malı niteliğindeki ziynet eşyalarının bozdurulması suretiyle katkıda bulunduğunu bildirmiş, dinlenen tanıklar özellikle tarafların müşterek çocuğu, dairenin alındığı sırada davacı annesinin 22 ayar 8 adet bilezik bozdurarak bedelini taşınmazın alınması için harcandığını, yine otomobilin alınması sırasında da 22 ayar 6 adet bilezik verdiğini bildirmişlerdir. Eşlerden biri, diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuş ise, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur (TMK.m.227). Eşlerden birine ait edinilmiş mallar üzerinde, diğer eşin mülkiyet veya diğer bir ayni hak talebi söz konusu değildir. Yani katılma rejiminde; eşlere tanınan hak, ayni bir hak olmayıp, şahsi bir haktır. Sadece mal rejimi sona erdiğinde, eşlerin edinilmiş mallara ilişkin artık değerler üzerinde karşılıklı alacak hakkı vardır (TMK.236.m ).
Bu açıklamalar karşısında; davacının gerek taşınmazın edinilmesine, gerekse otomobilin alınmasına bileziklerini vermek suretiyle katkıda bulunduğu, mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen taşınmaz yönünden katkı payı alacağı, edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alınan otomobil üzerinde kişisel malı nedeniyle sağladığı katkıdan dolayı TMK'nun 227.maddesi uyarınca değer artış payı alacağı ve aynı Kanunun 236/1.maddesi uyarınca artık değer üzerinden 1/2 oranında katılma alacağı bulunduğunun kabulü gerekir. Mahkemece bu yönler gözetilmeksizin davacının katkısını kanıtlayamadığı yönündeki gerekçesi doğru ve yerinde bulunmamaktadır.
Mahkemece yapılacak iş; taşınmazın edinme tarihinde davacının 8 adet bileziğiyle sağladığı katkının oranı belirlenerek taşınmazın dava tarihindeki değerine oranlanmak suretiyle davacının katkı payı alacağının tespiti, otomobil yönünden ise, davacının ziynet eşyaları ile sağladığı katkı ile aracın sürüm değeri üzerinden davacının değer artış payı alacağının belirlenmesi, TMK'nun 227. maddesi gereğince hesaplanan değer artış payı alacak miktarının hesaptan düşürülmesi, kalan artık değer üzerinden 1/2 oranında katılma alacağının saptanması ondan sonra deliller değerlendirilerek elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonunda yazılı şekilde karar verilmesi isabetli görülmemiştir.
Somut olayın özelliği, dosya kapsamı ve davacının dosyaya yansıyan durumu, hakkaniyet ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkeleri ile TMK'nun 227, 6098 sayılı TBK'nun 50 ve 51 (818 sayılı BK'nun 42 ve 43.) maddelerinin uygulanmasının düşünülmesi, böylece hak ve ... duygusunun tatmininin sağlanması bakımından toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekmektedir.
Öte yandan; davacı vekili dava dilekçesinde “...her türlü ...” kanıt demekle yemin deliline de dayandığının kabulü gerekir. T.C. Anayasası'nın 36. maddesinde, herkes meşru vasıta ve yollarla mahkemelerde iddia ve savunma hakkına sahiptir. Yine TMK'nun 6.maddesine göre, iddia eden iddiasını ispatla mükelleftir. Davacının iddiasını ispat bakımından yemin deliline de dayandığı anlaşıldığına göre, öncelikle davacı tarafa yemin teklif hakkını kullanmak isteyip istemediğinin sorulması, kullanmak istediği takdirde usulüne
uygun bir biçimde davalının HUMK'nun 337 (HMK'nun 227.m. vd) maddesi gereğince davet edilmesi ve HMK'nun yemine ilişkin hükümleri dikkate alınarak usulüne uygun bir biçimde yemin teklifini kabul ettiği taktirde davalının yeminli beyanının alınması ve elde edilecek sonuca göre tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken Mahkemece bu gerekliliğe uyulmadan yasal ve yerinde olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün taşınmaz ve otomobile ilişkin bölümünün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 08.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy