MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Dava, 3. kişi tarafından İİK 96. maddesi gereği açılan, davalı alacaklı tarafından borçlu ... Tekstil San. Tic. Ltd. Şti.'ne karşı ... 14.İcra Müdürlüğü'nün 2011/13028 Esas sayılı takipte uygulanan 16.08.2011 tarihli haciz işleminde borçluyla ilgisi olmayan menkullerin haczedildiği ileri sürülerek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılması istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı 3.kişinin haciz yapılan adreste borcun doğumundan önce faaliyete başlamış olması ve faturaların gerçek olması nedeni ile davanın kabulüne mahcuz mallar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Davacı 3.kişi ... Tekstil İnş. Züc. San. ve Tic. Ltd. Şti. yetkilisi, borçlu ... Tekstil Konf. Giyim San. ve Tic. Ltd. Şti. ile hiçbir ilgileri bulunmadığını, bu nedenle haczin yapılması usul ve yasaya aykırı olduğundan, mahcuzların yediemin olarak kendilerine teslimini, mahcuzlar hakkında tedbir kararı verilmesini, alacaklının % 40 tazminata mahkum edilmesini, masrafların karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı alacaklı vekili, davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesini ve dava sebebi ile istifadesi geciken alacak miktarlarının % 40'ı oranında tazminata hükmedilmesini savunmuştur.Mahkemece, takibe dayanak yapılan bonoların düzenlenme tarihlerinin davacı 3.kişinin haczin yapıldığı adrese taşınma tarihinden önceki tarihli olduğunu, borçlunun yokluğunda haciz yapıldığını, İİK 97/a maddesi gereği taşınır malı elinde bulunduran onun maliki sayılacağından mülkiyet karinesi davacı 3.kişi yararına olduğunu, bunun aksinin ise kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerektiğinden, ticari defterlerin kayıtlarının yasaya uygun tutulması karşısında sahibi lehine delil oluşturma niteliği taşıdığını, faturaların gerçek ve geçerli faturalar oldukları bilirkişi incelemesinden anlaşıldığını, her iki şirket yetkilileri farklı kişiler olduğunu, borçlunun dayanak bonoları keşide ederken haciz yapılan adresi göstermiş olması haczedilen mahcuzların mülkiyetinin borçluya ait olduğunu tek başına ispata yeterli olmadığını, davacı 3.kişi şirket ile davalı borçlu arasında muvazaalı işlemler yapıldığına dair somut bir delil bulunmadığını, haczin yapıldığı adreste 3.kişi şirketin borcun doğum tarihinden önce faaliyetine başladığı, faturaların davacı 3.kişi adına düzenlenmiş gerçek faturalar olduğu, dolayısıyla haczedilen mahcuz malların mülkiyetinin 3.kişi şirkete ait olduğunun kabulü gerektiğinden 3.kişinin açtığı istihkak davasının kabulüne mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiştir.Uyuşmazlık, 2004 sayılı İİK.’nun 97/a maddesinde belirtilen mülkiyet karinesinin aksinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan İİK.'nun 97/a maddesi uyarınca; “Bir taşınır malı elinde bulunduran kimse onun maliki sayılır. Borçlu ile üçüncü şahısların taşınır malı birlikte ellerinde bulundurmaları halinde dahi mal borçlu elinde addolunur. Birlikte oturulan yerlerdeki mallardan mahiyetleri itibariyle kadın, erkek ve çocuklara aidiyetleri açıkça anlaşılanlar veya örf ve adet, sanat, meslek veya meşgale icabı olanlar bunların farz olunur. Bu karinenin aksini ispat külfeti iddia eden kişiye düşer.İstihkak davacısı malı ne suretle iktisap ettiğini, borçlunun elinde bulunmasını gerektiren hukuki ve fiili sebep ve hadiseleri göstermek ve bunları ispat etmekle mükelleftir. Borçlu ile üçüncü kişinin taşınır malı birlikte ellerinde bulundurmaları halinde dahi malın borçlu elinde addolunacağına ilişkin, borçlu dolayısıyla alacaklı yararına mülkiyet karinesi içermektedir.... 14.İcra Müdürlüğü'nün 2010/13376 Esas sayılı dosyasında 07.06.2010 tarihinde borçlu ... Tekstil Kon. Giyim San. Tic. Ltd. Şti.'nin ... Cad. ... adresinde yapılan haciz, borçlu şirket yetkilisi ... huzurunda yapılmıştır ve bu haciz dava konusu yapılmamıştır. Bu kez dava konusu yapılan ... 14.İcra Müdürlüğü'nün 2011/13028 Esas sayılı takip dosyasında ödeme emri tebliğ edilen ... Cad.... adresinde 16.08.2011 tarihinde haciz yapılmıştır. Haciz yerinde borçlu şirket vekili ... hazır olup alacaklı ile konuşulduğunu ve bayram sonrası ödeme yapılacağını beyan etmesine rağmen, yine haciz yerinde hazır bulunan ... söz alarak bu yerin kendi şirketi ... Tekstil Tic. Ltd. Şti.'ne ait olduğunu belirterek istihkak iddiasında bulunmuştur. Davalı borçlu şirket ortağı ... dava konusu yapılan ve yapılmayan her iki haciz işleminde de haciz yerinde hazır bulunmuştur. Dava konusu yapılan 16.08.2011 tarihli haciz ödeme emrinin de tebliğ edildiği ... Cad. ... olan takip adresinde ve borçlu şirket ... Tekstil Ltd. Şti. kurucu ortağı ve yetkilisi ... huzurunda yapılmıştır. Davacı üçüncü kişi şirket ile borçlu şirketin kurucu ortakları aynı soyadlı kişilerden oluştuğu gibi, mevcut ortakları arasında da yakın kan bağına dayalı organik ilişki bulunduğu ve her iki şirketin aynı iş kolunda ve aynı adreste tekstil üzerine ticari faaliyette bulundukları görülmektedir. Öte yandan, davacı üçüncü kişi tarafından, mahcuzların kendisine ait olduğuna ilişkin sunulan faturaların borcun doğumundan sonraki tarihlere ait olması mahcuz mallarla aynı mallar olduğunu tespite yarayacak hiçbir ayırt edici özelliğinin bulunmaması, her zaman temini ve düzenlenmesi mümkün nitelikte belgeler olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacı üçüncü kişi şirketle borçlu şirketin, dava konusu mahcuzları birlikte ellerinde bulundurduklarının kabulü gerekmektedir. Bu kabul nedeni ile İİK 97/a maddesi gereği mahcuz mallar, borçlunun elinde olduğundan mülkiyet karinesi borçlu lehine olup dolayısıyla alacaklı yararınadır.
Borçlu şirket ile üçüncü kişi şirket tarafından alacaklılardan mal kaçırmaya yönelik muvazaalı işlemler yapıldığı ve yapılan bu işlemlerin alacaklının haklarını etkilemeyeceği açıktır. Bu durumda, mülkiyet karinesinin aksini ispat yükü davacı üçüncü kişi şirket üzerindedir. Davacı üçüncü kişi tarafından haciz tarihinde borçlu ve davacı arasında geçerli bir sözleşmenin varlığı diğer bir ifade ile İİK'nun 97/a maddesi 2.fıkrasında öngörüldüğü gibi, hacizli malın borçlu elinde bulunmasını haklı gösterir hukuki ve fiili bir sebebin varlığı kanıtlanmamıştır.O halde, açıklanan bu maddi ve hukuki olgulara, ticaret sicil kayıtlarına ve dosya içerisine yansıyan diğer delillere göre organik bağ içinde bulunan borçlu ve davacı şirketlerin alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı hareket ettiklerinin kabulü ile istihkak iddiası kanıtlanamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
Kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21,15 TL peşin harcın temyiz edene iadesine
28.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.