MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı alacaklı vekili, ... 14. İcra Müdürlüğü’nün 2013/3880 sayılı Takip dosyasında yapılan 27.03.2013 günlü hacizde üçüncü kişinin borçlunun haciz adresinde sigortalı olarak çalıştığını belirterek istihkak iddiasında bulunduğunu, İcra Müdürü’nün hacizde İİK’nun 99. maddesini uyguladığını, oysaki dava konusu haczin, borçlunun ticaret sicil kaydında geçen, ödeme emrinin de tebliğ edildiği yerde ve borçlunun huzurunda yapıldığını, haczin İİK’nun 96, 97. maddeleri uyarınca yapılmış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, bu talep kabul edilmezse muvazaaya dayalı istihkak iddiasının reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: 27.03.2013 tarihli haciz işlemi sırasında İİK’nun 99. maddesinin uygulanmasının kararlaştırıldığı, buna yönelik şikâyet başvurusunun 15.04.2013’te yapılarak talebin reddi halinde uyuşmazlığın istihkak davası olarak ele alınıp çözüme kavuşturulmasının istendiği, ancak iki talebin yasal prosedürü farklı olup bir arada ileri sürülemeyeceği, alacaklı tarafın kendisine verilen süre içinde dava açmayarak istihkak iddiasını kabul etmiş olduğu, böylece haczin de ortadan kalktığı, şikâyetin yasal hak düşürücü süre içinde ileri sürülmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nun 33. (1086 sayılı HUMK’nun 76.) maddesi uyarınca Türk hukukunu re’sen uygulamakla yükümlü olan hâkim, tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlı olup, onların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir.
Bu ilke ışığında, dava dilekçesi içeriğindeki anlatımdan ve talep sonucundan uyuşmazlığın, alacaklının İİK’nun 99. maddesi uyarınca ileri sürdüğü “istihkak iddiasının reddi” istemine ilişkin olduğunun kabulü gerekir.
İstihkak davaları İİK’nun 97/11. maddesi uyarınca genel hükümler dâhilinde basit yargılama usulüne tabidir. Dava, 6100 sayılı HMK’nun yürürlüğe girmesinden sonra açılmıştır. Anılan Kanun’un 320/1. maddesi ile basit yargılama usulüne tabi davalarda, mümkün olan hallerde taraflar duruşmaya davet edilmeden dosya üzerinden karar verilmesi olanağı getirilmiştir.
Ne var ki, anılan hükmün uygulanabilmesi için tarafların dilekçeleri ile ekinde sundukları delillerin karar verilmesi için yeterli olması, böylece iddia ve savunma haklarının kısıtlanmaması gerekir. Böyle bir uygulama, Anayasa’nın 36. maddesi ile teminat altına alınan ve 18.05.1954 tarihinde ana metnini imzalayıp, 25.09.1989 tarih, 89/14563 sayılı kararnameyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bağlayıcı yetkisini tanıyan Ülkemizde de geçerlilik kazanmış bulunan AİHS’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da bir gereğidir.
Somut olayda davalı üçüncü kişiye dava dilekçesi ve ekleri tebliğ edilip cevap vererek delillerini sunma olanağı dahi tanınmadan karar verilmiştir.
Diğer yandan İİK’nun 99. maddesinde: “Haczedilen şey, borçlunun elinde olmayıp da üzerinde mülkiyet veya diğer bir ayni hak iddia eden üçüncü kişi nezdinde bulunursa, … İcra müdürü, üçüncü kişi aleyhine icra mahkemesinde istihkak davası açması için alacaklıya yedi gün süre verir. Bu süre içinde icra mahkemesine istihkak davası açılmaz ise üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır…” düzenlemesi yer almaktadır.
Buna göre İİK’nun 99. maddesinin uygulanmasına yönelik müdürlük kararının hukuki sonuç doğurmaya elverişli olabilmesi için üçüncü kişi aleyhine icra mahkemesin'de istihkak davası açması için alacaklıya yedi gün süre verilmesi ve dava açmazsa üçüncü kişinin istihkak iddiasını kabul etmiş sayılacağı ihtaratının yapılması şartlarının bir arada bulunması gerekir.
Somut olayda hacizde alacaklı vekili hazır değildir ve dava açması konusunda yedi değil üç gün süre verilmiştir. Hacizden sonraki ilk işlem tarihi olan 25.03.2013 itibarı ile alacaklı vekilinin haciz tutanağı içeriğini öğrendiği kabul edilse bile verilen karar yukarıda değinilen şartları içermediği için hukuki sonuç doğurmaya da elverişli kabul edilemez.
Bu koşullarda Mahkemece yapılması gereken şey, davanın yasal süresi içinde açılmış istihkak iddiasının reddi davası olarak kabulü ile duruşmalı inceleme yapılması, taraflara duruşma gün ve saatini bildirerek, toplanacak delillerin sonucuna göre uyuşmazlığın esası hakkında bir karar vermek olmalıdır.
Belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan uyuşmazlığın şikâyet başvurusu olarak kabulü ile dosya üzerinden yapılan inceleme ile yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
2.Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
Davacı alacaklı vekilinin yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 06.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy