.......
... ile ..., dahili davalı Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ......Mahkemesi'nden verilen 20.12.2011 gün ve 140/206 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi dahili davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... dava dilekçesinde, dedesi......miras yoluyla intikal eden ve.......elli yıldan fazla bir süre ile emek ve mesai sarf etmek suretiyle tarım arazisi haline getirerek kullandığını ölümünden sonra çocukları arasında yapılan paylaşım sonucu babası ........düştüğünü ve babasının çocukları arasında yaptığı paylaşım sonucu bu yeri kendisine verdiğini kadastro çalışmaları sırasında 101 ada 35 sayılı mera parseline dahil edilmek suretiyle sınırlandırıldığını açıklayarak seksen yılı aşkın bur süreden beri zilyet ve tasarruflarında bulunan taşınmaz bölümü bakımından mera sınırlandırılmasının iptali ile yaklaşık on dönümlük yerin adına tapuda kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Köy tüzel kişiliği ile dahili davalı Hazine temsilcisi davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Dava karara bağlandıktan sonra ...........13.02.2012 tarihli dilekçesiyle aslı müdahale talebinde bulunduğu dava konusu yerin mera olduğu ileri sürdüğü, asli müdahale için harcın yatırılması konusunda mahkemece kendisine süre verildiği, ancak bu süre içerisinde parayı yatırmadığı gerekçesiyle .......... 21.03.2012 tarih ve 2010/140 Esas sayılı ek kararı ile ...’un yasal süre içerisinde katılma talebini temyiz harç ve giderlerini ikmal etmediği gerekçesiyle müdahale talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, “101 ada 35 sayılı mera parseli içerisinde teknik bilirkişiler.........30.09.2011 havale tarihli ve rapor ve ekindeki krokide A harfiyle gösterilen 9669,92 m² taşınmaz ve aynı yer parsel içerisinde B ile işaretlenen 152,70 m² taş evin nizalı parselden ifrazı ile aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle davacı adına tarla ve bir katlı taş ev niteliği ile tapuya kayıt ve tesciline, nizalı parselin bakiye 88.976,53 m²'lik kısmının Hazine adına mera vasfı ile özel siciline kayıt ve tesciline…” karar verilmesi üzerine hüküm, dahili davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
......
Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik, muristen intikal ve paylaşım hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince açılan mera sınırlandırılmasının iptali isteğine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmişse de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık konusu 101 ada 35 sayılı parsel 31.10.2005 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında 94 hektar 4596,45 (944596,45) m² yüzölçümlü belgesizden mera niteliğiyle belirlendiği, 12.05.2006 tarih ve 2006/237 tescil sayısı ile kamu orta malları siciline işlendiği belirlenmiştir. Kadastro tespitine yapılan itiraz üzerine davanın kadastro mahkemesinde görüldüğü ve tutanağın 12.05.2006 tarihinde hükmen kesinleştiği saptanmıştır.
Keşifte dinlenen uzman bilirkişi orman mühendisinin 1984 tarihli meşcere haritasına göre; dava konusu yerin, orman değil mera kapsamında olduğu yönünde rapor verdiği görülmüştür. Gerek asli müdahil davacı olarak istekte bulunan ancak dava ve temyiz harcını yatırmayan kişinin istek dilekçesindeki bilgiler ve gerekse orman bilirkişisinin mera yönündeki açıklamaları göz önünde tutulduğunda dava konusu ve reddine karar verilen taşınmaz hakkında tahsisli ve kadim mera araştırılmasının yapılması zorunludur.
Bir yerin mera olup olmadığı ya da kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığını en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarında ve diğer yan delillerden yararlanmaktır. Bu nedenle taşınmazın bulunduğu.......... köyüne ait kadim ve tahsisli mera kayıtlarının kadastro, tapu, il ve ilçe Özel İdare Müdürlükleri'nden sorulması, varsa tahsisli ve kadim meraya ilişkin tapu ve vergi kayıtları ile haritalar getirtilerek dosyaya eklenmesi, kadastro tespitinin yapıldığı 31.10.2005 tarihinden geriye doğru en az 20 yıl öncesine ait (1975-1985 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğrafları ile, aynı tarihler arasında düzenlenen fotometrik, fotoplan ve fotogrametrik paftaların kadastro il müdürlüğünden getirtilerek dosya ile birleştirilmesi, yeniden yapılacak keşifte jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendis, teknik ve yerel bilirkişiler aracılığıyla hava fotoğrafları ile kadastro il müdürlüğünden getirtilen paftalar kadim ve tahsisli mera kayıtlarının uygulanması, dava konusu ve tesciline karar verilen taşınmaz bölümlerinin hava fotoğraflarının çekildikleri tarihlere göre kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadıkları, meradan açma yerlerden olup olmadıkları, aynı şekilde getirtilen paftaları göre taşınmazın mera niteliğini taşıyıp taşımadığı, hangi nitelikte bulunduğu, tahsisli ve kadim mera kayıtları ile haritalar kapsamında kalan yerlerden ise buna göre değerlendirmenin yapılması, uzman bilirkişilerden açıklamalı gerekçeli ve taraflar ile Yargıtay’ın denetimine açık rapor istenilmesi, gerekir.
Bundan ayrı 101 ada 35 sayılı parsele komşu parsellerin bulunup bulunmadığının saptanması açısından dava konusu parsel ile çevresini kapsamayan birleşik paftanın kadastro müdürlüğünden istenmesi, pafta üzerinde yapılan inceleme sonucu komşu parsellerin bulunması halinde bu parsellere ait kadastro tutanakları ve ekleri ile kadastro sırasında bu parsellere revizyon göre tapu ve vergi kayıtlarının da getirtilerek dosyaya eklenmesi, yukarıda açıklandığı biçimde uzman, teknik ve yerel bilirkişi ile tanıklar aracılığıyla zemine uygulanması, komşu kayıt ve belgelerin taşınmaz yönünü ne gösterdiği üstünde durulması, teknik bilirkişinin krokisinin üzerinde işaret ettirilmesini sağlanması, ........980/23 Esas 1981/25.......... 12.05.2006 tarihinde kesinleşen ........ Mahkemesinin 1979/5 (3 ‘de olabilir) Esas, 1980/7, Karar sayılı (3 adet dosyanın) ilgili yerlerden getirtilerek keşifte kapsamlarının
.......
ve krokilerinin gözönünde tutulması, dava konusu yerle aynı yer olup olmadıkları konusunda teknik bilirkişiden görüş istenmesi, kesinleşen kararlarda davacıların babası yer aldığından bu kararların halefiyet kuralı uyarınca eldeki dosya bakımından kesin hüküm veya güçlü delil niteliğinde bulunup bulunmadıklarının değerlendirilmesi, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Davalı Hazine temsilcisi temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK' nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 11.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
........