MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Alacak
... ile ... aralarındaki alacak davasının reddine dair ... Aile Mahkemesi'nden verilen 01.03.2012 gün ve 94/135 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, tarafların evlilik birliği içerisinde... Yapı Kooperatifinden üye olunarak edindikleri 732 ada 697 parselde kayıtlı 74 numaralı bağımsız bölümün tasfiye edilerek katılma alacağının belirlenmesine, ayrıca, vekil edeninin çalışmak suretiyle katkıda bulunduğuna, taşınmazın değerinin tespiti ile katkısının belirlenerek davalıdan faizi ile birlikte tahsiline, bilirkişi tarafından belirlenecek değer tespitine göre fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini istemiş, dava değerini dava dilekçesinde açıklanan 10.000.TL olarak üzerinden harcını ikmal etmiştir.Davalı vekili, vekil edeninin ...’da 30 yıl boyunca çalıştığını, artan zamanlarda da televizyon tamirciliği yaptığını, Kooperatife, anılan taşınmazı almak için 1990 yılında üye olduğunu, taksitlerinin davalı tarafından 2002 yılında ödenip tamamlandığını, ayrıca evlilik birliği içerisinde üç taşınmaz aldıklarını, ikisinin davacı eş adına tescil edildiğini, bu taşınmazlar yönünden dava ve alacak hakkının saklı tutulduğunu, dava konusu taşınmazın ise, vekil edeni adına kayıtlı bulunduğunu, bu taşınmaza davacının katkısının bulunmadığını, kaldı ki davacının 1989 yılına kadar da çalışmadığını, sonrasında ise, günde 2 saat kadar çalışarak çok az gelir elde ettiğini, bunu da kişisel giderlerine harcadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, "dava konusu taşınmazın Kooperatif yoluyla edinildiği, ödemelerin 2002 tarihinden önce bittiği ve tüm ödemelerin davalı tarafından yapılmış olduğu bu haliyle davacının katkısı ispatlanmadığından davanın reddine" karar verilmesi üzerine; Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar 23.06.1983 tarihinde evlenmişler, 13.02.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin kararın 13.09.2010 tarihinde kesinleşmesi ile boşanmışlardır. Eşler arasındaki mal rejimi TMK 225/son maddesi gereğince boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir. Bu durum karşısında eşler arasında evlilik tarihi olan 23.06.1983 tarihinden TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerinden, 01.01.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı 13.02.2009 tarihine kadar yasal mal rejimi olarak kabul edilen edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. (TMK. m. 202, 4722 s.K. m. 10) Dava konusu 732 ada 697 parselde kayıtlı 1. Kat A/3 numaralı bağımsız bölüm, ... Konut Yapı Kooperatifine 31.07.1994 yılında davalının üye olması suretiyle, aidat ödemelerinin tamamlanması sonucu tapuda ferdileşme yoluyla 15.05.2012 tarihinde davalı adına tescil edilmiştir. Dava konusu taşınmazın tüm ödemelerinin tamamlanıp teslim edildiği tarih dosya arasında yer alan bilgi ve belgelerden anlaşılamamaktadır. Taşınmaz için ödenen aidatların 01.01.2002 öncesinde tamamlanıp tamamlanmadığının, 01.01.2002 tarihi sonrasında ödeme yapılıp yapılmadığının, yapılmış ise bunların da belirlenmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle, ödemelerin tamamlandığı tarih itibariyle davacının isteği önem kazanmaktadır. Her ne kadar taşınmaz tapuya 15.05.2012 tarihinde tescil edilmiş ise de, ödemelerin sona erdiği ve teslimin yapıldığı tarihteki mal rejimine tabi olacağından, tescil tarihi itibariyle isteğin salt katılma alacağına ilişkin olduğu söylenemez. Şu halde, taşınmaza 01.01.2002 tarihinden öncesi yapılan ödemeler bakımından davacının isteği 743 sayılı TKM'nin (Mülga) 170. maddesi gereğince mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen maldan kaynaklanan katkı payı alacağı, 01.01.2002 tarihinden sonrasına ilişkin ise 4721 sayılı TMK'nun 219. maddesi uyarınca edinilmiş mal olduğunun kabulü ile davacının edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan katılma alacağına ilişkindir. (TMK.nun 236/1). Mahkemece taşınmaza ilişkin ödeme belgelerinin eksiksiz olarak Kooperatif başkanlığından getirtilmesi, ödemelerin sona erdiği tarihin sorulup belirlenmesi, ondan sonra oluşacak duruma göre araştırma ve inceleme yapılarak bir hüküm kurulması gerekir. Eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz. Dava konusu taşınmazın tüm aidat ödemelerinin 01.01.2002 tarihinden önce tamamlandığının belirlenmesi durumunda isteğin katkı payı alacağı olarak değerlendirilmesi ve davacının aşağıda belirtilen esaslar çerçevesinde belirlenen katkı oranının, dava konusu taşınmazın dava tarihindeki belirlenecek değeri ile çarpılması sonucu bulunacak miktarın davacının katkı payı alacağı olarak hüküm altına alınması gerekir. Ödemelerin bir bölümünün 01.01.2002 tarihi öncesi, bir kısmının ise 01.01.2002 tarihi sonrasında yapılmış olması halinde ise; davacının talepte bulunabileceği 01.01.2002 öncesi dönem, 743 sayılı TKM'nin 170. maddesine göre, eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu döneme ilişkin bulunduğuna göre, taraflar arasındaki bu uyuşmazlığın Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine göre çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Eşlerin birbirlerinin mal varlıklarına katkılarının kanıtlanması durumunda, katkı oranında alacak hakkı doğar. 743 sayılı TKM'nin yürürlükte bulunduğu, 01.01.2002 tarihinden önce eşler arasında yasal mal ayrılığının geçerli olduğu dönemde, karı ve kocanın diğerinden katkı payı karşılığında tazminat isteyebilmesi için mutlaka parasal veya parayla ölçülebilen maddi bir değer koymak suretiyle katkı ispatlanmalıdır. TMK'nun 6.maddesi gereğince herkes iddia ve savunmasını kanıtlamakla yükümlüdür. Tanık beyanları ve dosya kapsamından tarafların her ikisinin de yurt dışında çalışarak gelir elde ettikleri anlaşılmaktadır. Davacının 1989 yılından 1999 yılına kadar temizlik işlerinde, hafta sonları da ayrıca ev temizliklerine gitmek suretiyle kayıtsız, bu tarihten sonra da kayıtlı olarak çalıştığı, davalının ise, evlenmeden önceki tarihten itibaren Almanya’da kayıtlı olarak çalıştığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Ne var ki çalışma süreleri ve elde ettikleri gelirlerine ilişkin belgeler bulunduğu yerlerden getirtilmemiştir. Dava konusu taşınmaz 1994 yılında kooperatife üye olunarak ödemelerin taksitlerle evlilik birliği içerisinde ve tarafların çalıştığı, gelir elde ettikleri dönemlerde edinildiği anlaşıldığına göre, davacının taşınmazın edinilmesinde katkısının bulunduğu kabul edilerek, evlenme tarihinden alım tarihine kadar tarafların elde ettikleri tüm gelirlere ilişkin belgelerin bulunduğu yerlerden getirtilerek, tercümelerinin yaptırılması, kayıtsız çalışmalar bakımından ise, tanık beyanlarının nazara alınarak gelirlerinin ayrı ayrı hesaplanması, eşlerin sosyal statüleri ve mesleki kariyerleri gözetilerek her eşin olağan koşullarda yapabilecekleri giderlerin saptanması, davalının 743 sayılı TKM'nin 152. maddesi uyarınca evi geçindirme yükümlülüğü de gözönünde tutularak yaptığı giderlerin de kişisel giderlerine eklenmesi, her eşin kişisel giderlerinin toplam giderlerinden ayrı ayrı düşülmesi ve böylece her eşin yapabileceği tasarruf miktarının bulunması, toplam tasarruf miktarı karşısında , davacının tasarruf oranının bulunması ve bulunan bu oranın, Kooperatife 01.01.2002 tarihine kadar yapılan ödemeler toplamının, taşınmazın dava tarihindeki değerine göre belirlenecek miktarı ile çarpılması sonucu bulunan miktar davacının katkı payı alacağı olacaktır. 01.01.2002 tarihinden sonra Kooperatife yapılan ödemeler bakımından ise davacının isteği katılma alacağına ilişkindir.(TMK.nun 236/1). Edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu döneme ilişkin olarak bu rejimden kaynaklanan artık değer üzerindeki katılma alacağı istenebilir. Mahkemece, bu döneme ilişkin olarak, eklenecek değerlerden (TMK.nun 229) ve denkleştirmeden (TMK.nun 230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere davalı eşin edinilmiş malı olan evin (TMK.nun 219) değerinden bu mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra varsa kalan artık değerin (TMK.nun 231) yarısı üzerinden (TMK.nun 236/1) tarafların kazanılmış hakları ve talep miktarı da nazara alınarak hüküm kurulması gerekir. Dosya arasında yer alan bilgi ve belgelere göre mal rejiminin sona erdiği tarihte taşınmaza ilişkin herhangi bir borç ya da kişisel mallarından ödeme iddiası sözkonusu değildir. Buna göre, Kooperatife 01.01.2002 tarihinden sonra yapılan ödemelerin, toplam ödeme miktarı içindeki oranının belirlenmesi, taşınmazın tasfiye tarihindeki (karar tarihine en yakın sürüm değeri) değeri ile çarpılması sonucu bulunan miktarın katılma alacağına esas değer olduğunun ve yarısı üzerinde davacının hakkı bulunduğunun düşünülmesi, belirtilen hususlarda konusunda uzman hukukçu ve inşaat mühendisi bilirkişi heyetinden gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekir. Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 388/4., (HMK m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine, 599,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 28.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy