MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Borçlu vekilinin, takip dayanağı ilamda faize hükmedilmediği, icra takibinde faiz miktarının hangi tarihten itibaren ve hangi oran üzerinden hesaplandığı belli olmadığından, fazla istenilen faizin iptali için İcra Mahkemesi'ne başvurduğu, Mahkemece, ilamda faize hükmedilmemesi sebebiyle ilamın kesinleşme tarihinden itibaren faiz istenebileceğinin kabulü ile 50.065,00 TL işlemiş faiz alacağı talebinin 48.016,56TL'lik kısmının iptali ile faiz alacağı olarak 2.048,44 TL üzerinden icra takibinin devamına karar verilmiş; hüküm, alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak, ilamda faize hükmedilmemişse, kesinleşmeden infazı istenemeyecek ilamlar hariç, karar tarihinden itibaren faiz talep edilebilir (HGK'nun 05.04.2000 tarih, 2000/12-739 E., 2000/746 ....). Takip dayanağı ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/361E-2010/270K sayılı ilamı incelendiğinde davacı (takip alacaklısı) tarafından müdahalenin men'i ve yıkım davası açıldığı, davalının (takip borçlusu) savunma olarak temliken tescil isteği üzerine davacının (takip alacaklısı) bedeli karşılığında davalı adına tescile karar verilmesini kabul ettiği ve Mahkemece, ''davalı vekilinin temellük talebinin kabulü ile 227 ada 7 parselde davacı adına kayıtlı taşınmazdan ifraz edilmesi sonucunda oluşan 227 ada 24 parselde tapuya kayıtlı 608.79 m2 yüzölçümündeki arsa vasfındaki taşınmazın tapu kaydının iptali ile 103.489.20 TL değer üzerinden davalı adına tesciline'' karar verildiği, mülkiyetin ihtilaf konusu yapılmadığı ve taşınmazın aynının tartışmalı olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda ilamın kesinleşmeden takibe konulması mümkündür. İlamda faize hükmedilmediği için de karar tarihinden itibaren faiz talep edileceğinin kabulü gerekir. Bu durumda faizin takip dayanağı ilamın karar tarihi olan 04.05.2010 tarihinden itibaren hesaplanması gerekirken, ilamın kesinleşme tarihinden itibaren yapılan hesaplamaya dayanan bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m. 297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 17.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy