......
... ile ....... aralarındaki tapu ipali ve tescil olmazsa alacak ve katkı payı alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair........ verilen 23.01.2013 gün ve 1295/49 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 05.11.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü taraflardan kimse gelmediğinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi. Temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili, tarafların yurtdışında boşandıklarını, mal rejimi konusunda ise, tarafların malvarlıklarının uzlaşarak tüm karşılıklı hakların belirleneceğinin kararda belirtildiğini, bu konuda henüz bir anlaşmaya varamadıklarını, tarafların aylık net gelirinin de belirlendiğini, evlilik birliği içinde edinile......parselde 269 numaralı konutun davalı adına tescil edildiğini, bu taşınmazın alımında davacının da katkısı olduğunu, davalının sebepsiz zenginleştiğini açıklayarak dava konusu taşınmazın yarı hissesine ait tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, bu talebin kabul edilmemesi halinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla taşınmazın bilirkişi tarafından tespit edilecek rayiç değerinin yarısının tazminat olarak ödenmesine, tazminata dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmesini istemiş, dava dilekçesinde dava değerini 6.500 TL olarak göstererek bu değer üzerinden harcını yatırmıştır. 26.02.2010 tarihli harcını da tamamladığı dilekçesi ile de talebini 14.170 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı ... vekili, taşınmaz için 1/2 hisse ile ilgili talepte bulunulduğu halde dava bedeli olarak 6.500 TL gibi çok düşük bedel belirtilip düşük teminat karşılığı taşınmaz üzerine tedbir kararı uygulanmasına sebep olunduğunu, taşınmazın değerinin 100.000 TL civarında olup eksik harcın ve teminatın bu değer üzerinden tamamlattırılması gerektiğini, davacının dava konusu taşınmazın alımında hiçbir katkısının olmadığını, davalının yıllardır İsviçre’de çalışıp gelir elde ettiğini, davacının ise işsiz iken evlilik sonrası kısa süreli çalıştığını, yurtdışında bir yıl çalışıp işçi statüsünü ve oturma hakkını kazandıktan sonra işten
.......
çıkartıldığını, dört ay kadar işsiz kaldığını, daha sonra 15 yıl kadar çalışıp yine işten ayrıldığını, davacının çalıştığı zamanlarda da davalının yarısı kadar maaş aldığını, evliliğin ikinci yılı dolmadan dava konusu taşınmazın davalı tarafından kendi birikimleri ve babasından aldığı 5.000 Frank borç karşılığında satın alındığını, evin alındığı dönemde davacının düzenli bir gelirinin olmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, 14.170 TL alacağın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar 31.07.1993 tarihinde evlenmiş, 2006 yılı Aralık ayında.........Mahkemesine açılan boşanma davasının kabulü ve hükmün 12.02.2007 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlar, 24.07.2007 tarihinde yabancı mahkeme kararının tanınması amacı ile açılan dava sonunda......06.11.2007 tarih 2007/277 Esas 2007/677 Karar sayılı ilamı ile yabancı mahkeme kararının boşanma ile sınırlı olmak üzere tanınmasına karar verilmiş, tanıma kararı da 05.12.2007 tarihinde kesinleşmiştir. Taraflar arasında, evlendikleri tarihten 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı TKM'nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı, taraflar sözleşmeyle başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerine göre 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı tarihe kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. (TKM. m. 202, 4722 sayılı K.m.10) Taraflar arasındaki mal rejimi TMK'nun 225/2. fıkrası uyarınca boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir. Dava konusu 877 parseldeki 269 numaralı konut, 12.01.1995 tarihinde başlayan kooperatif üyeliği sonunda 23.06.1997 tarihinde davalı ... adına tapuya tescil edilerek edinilmiştir. Edinme tarihi itibarıyla taraflar arasında mal ayrılığı geçerli olduğundan dava dilekçesi ve dosya kapsamına göre davacının isteği katkı sebebiyle tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde katkı payı alacağına ilişkindir.
Eşler arasında 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 706. (743 s. TKM.nin 634.) maddesi gereğince düzenlenmiş mülkiyet aktarımı ile ilgili resmi bir sözleşme bulunmadığına göre 07.10.1953 tarih 8/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; taşınmazın alımına katkıda bulunduğunu iddia eden davacının bu katkısına dayanarak ayın (mülkiyet) talebinde bulunması mümkün değildir. Mal rejiminin tasfiyesi halinde eşlerin birbirlerinden ayın isteme imkanları olmayıp alacak hakları bulunmaktadır.
Mal ayrılığı rejiminden kaynaklanan katkı payı alacağı hesabında ise kural olarak, evlenme tarihi ve edinme tarihleri arasındaki tarafların gelirleri ile kişisel masrafları ve koca bakımından aynı Kanunun 152. maddesi gereğince evi geçindirme yükümlülüğünden doğan masraflar ayrı ayrı belirlenip toplam gelirlerinden düştükten sonra her birinin ayrı ayrı tasarruf edebilecekleri miktarların toplamı karşısında katkı oranları bulunmakta, bu katkı oranlarının dava tarihindeki taşınmazın sürüm değeri ile çarpılması sonucu katkı payı alacağına ulaşılmaktadır.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, mahkemece harcı tamamlanan değere itibar edilerek hüküm kurulup, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de bu değere göre belirlendiğine, az yukarıdaki ilkeler de gözetilerek denetime ve hüküm vermeye yeterli görülen bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulduğuna, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının çalışarak gelir elde ettiği ispatlandığından katkı payı alacağında taraf gelirlerinin ve TKM’nin 152. maddesinin dikkate alınması doğru olmakla beraber davalı kadının da kişisel harcamalarının toplam gelirinden düşülerek tasarruf edebileceği miktarın tesbiti, daha sonra tasarruf miktarlarının birbiri ile
.....
oranlanması ve hesaplamanın bu şekilde yapılması gerektiğinden, raporda kadının kişisel harcamaları dikkate alınmadığından davacının katkı oranı düşük bulunmuş olup, yapılacak doğru hesaplama sonunda çıkacak oran ve miktarın davacı lehine davalı aleyhine olması sebebiyle temyize gelen davalı aleyhine bu yönden bozma sevk edilemeyeceğine, bu davalarda hakkaniyet ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkelerinin de gözetilmesi gerektiğine göre davalı vekilinin aşağıdaki husus dışındaki esasa ve vekalet ücretine yönelen temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak, katkı payı alacağına yönelik davalarda, hüküm altına alınan miktar bakımından dava tarihi ile ıslah tarihleri esas alınarak dava dilekçesiyle istenen 6.500 TL için 26.04.2007 dava tarihinden, ıslahla artırılan 7.670 TL için ise 26.02.2010 ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, 14.170 TL'nin tümü bakımından 26.04.2007 dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi doğru olmamıştır. Hükmün bu nedenle bozulması gerekir ise de, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden (HMK.m. 370/2.) hükmün ikinci fıkrasında yer alan, “14.170 TL alacağın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” ibaresinin hüküm fıkrasından çıkartılmasına, bunun yerine, “14.170 TL katkı payı alacağının 6.500 TL'si için 26.04.2007 dava tarihinden, ıslahla artırılan 7.670 TL'si için ise 26.02.2010 ıslah tarihinden geçerli faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine” ibaresinin yazılmasına, davalı vekilinin temyiz itirazları faiz yönünden kabulü ile hükmün düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 05.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
......
Full & Egal Universal Law Academy