MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Katkı payı alacağı, katılma alacağı
Davacı - karşı davalı ... ile davalı - karşı davacı ... aralarındaki katkı payı alacağı ve katılma alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... 2. Aile Mahkemesi'nden verilen 08.11.2012 gün ve 510/749 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı - karşı davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.05.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı - karşı davacı ... bizzat ve vekili Avukat ... geldiler. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı-karşı davalı ... vekili, davacının evlendiği tarihten boşandığı tarihe kadar çalıştığını, bu sürede birçok mallar alınıp davalı kadın adına kaydedildiğini açıklayarak davacının evlilik içinde edinilen mallara katkı payının tesbit edilerek 25.000 TL'sinin evlilik birliğinin sona ermesinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişin haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini istemiş, karşı davanın ise reddini savunmuştur.
Davalı-karşı davacı ... vekili, davacının boşanma tarihine kadar çalıştığının doğru olmadığını, davacının 2002 yılından bu yana herhangi bir yerde çalışmadığını, davalının maaşı ile geçinmeye çalıştığını, davalı kadının çalışma süresi de fazla olduğu gibi davacının boşanma tarihinden 5 yıl önce çalışmayı bıraktığını, satın alınan taşınmazların kısmen miras malı olup davacının alımlarda bir katkısı bulunmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur. Karşı davasında ise; evlilik içinde tahminen 1993 yılında alınan taşınmazın kadın adına tapuya tescil edildiğini, yaklaşık 1,5 yıl sonra erkeğin, ticari hayatta başarısız olarak işten çıkartıldığını ve borçlandığını, erkeğin ısrarları, baskı ve şiddeti ile bu evin satılıp borçlarını bu şekilde kapatmak isteyince kadının da bu evi satmak zorunda kaldığını, evin satış işlerini yapmak için de eşi erkeğe vekaletname verdiğini, satış ve para alım işlerini davacının yaparak evi satıp parasını da kendisinin aldığını, bu paranın erkek tarafından alınmasına ve kadına daha değerli ev alınacağı taahhüdüne rağmen para iade
edilmediği gibi taşınmaz da alınmadığını açıklayarak tarafların birlikte edindikleri ve erkek tarafından satılan bu taşınmaz için fazla hakları saklı kalmak üzere 30.000 TL'nin ...’dan dava tarihinden geçerli faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı-karşı davalı ...'in davasının kısmen kabulüne, ... ... Mah 1718 ada 1 parsel üzerindeki 10 nolu daire yönünden 15.000 TL katılma alacağının karar tarihinden geçerli, ... Merkez ..., 327 ada 21 parsel üzerindeki 4.kat 4 nolu daire yönünden 5.000 TL katkı payı alacağının dava tarihinden geçerli ve ... ...Konut Yapı Kooperatifi'ndeki hisse yönünden 2.492 TL katkı payı alacağının dava tarihi olan 28.09.2007 tarihinden geçerli yasal faizi ile davalı ...’dan tahsiline, fazlaya dair taleplerinin reddine, davacı ... in 23.438 TL olarak bilirkişi tarafından tespit edilen katılma alacağı talep dışında kaldığı ve davacı tarafça fazlaya ilişkin hakları saklı tutulduğu için ayrıca istenmesi konusunda davacı tarafın muhtariyetine, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, davalı-karşı davacı ...'ın ... Akıncılar mahallesi, 1661 ada 32 parselde bulunan 5. kat, 8 nolu daireye ilişkin talebi kanuna uygun olmadığı anlaşıldığından reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı-karşı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar 11.04.1986 tarihinde evlenmişler, açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 08.12.2006 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Eşler arasında evlendikleri tarihten 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar, 7435 sayılı TKM'nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı, sözleşmeyle başka bir mal rejimini seçmediklerinden bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ise yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK'nun 202, 4722 s.Yasa'nın 10.m.). Eşler arasındaki mal rejimi TMK'nun 225/2. maddesi uyarınca boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir.
Dava konusu ... mahallesi 1718 ada 1 parselde 10 numaralı dairenin 5/8 payı ... adına tapuda kayıtlı görülmekle birlikte tedavül kayıtları incelendiğinde bu payın 3/8’inin miras yolu ile ...’ya intikal ettiği, ancak 2/8 paya ...’nın 23.05.2002 tarihinde satın alma yolu ile sahip olduğu görülmektedir. ... 327 ada 21 parselde 4 numaralı daire 09.07.1997 tarihinde ... adına satın alınmıştır. ... Konut Yapı Kooperatifi'ndeki taşınmaz ise, ... tarafından 1995 yılında kooperatife üye olunduktan sonra ödemelere devam edilmiş, tamamlanan ve içinde oturulmaya başlanan taşınmaz henüz tapu kaydı oluşmadan 10.04.2006 tarihinde dava dışı üçüncü kişiye satılmış, satılan kişi adına da 12.04.2006 tarihinde tapu kaydı oluşmuştur. Karşı davaya konu edilen Akıncılar mahallesi 1661 ada 32 parseldeki 7 numaralı mesken ise, 29.06.1994 tarihinde ... adına kayıtlı iken o tarihteki eşi ...’e verdiği vekaletnameye istinaden ... tarafından 25.07.1994 tarihinde dava dışı üçüncü kişiye satılmıştır.
Taraflar arasında öncelikle çözülmesi gereken sorun davacı ...’ın çalışarak gelir elde edip etmediğine ilişkindir. Dosya arasına getirtilen tüm belgeler ve deliller değerlendirildiğinde ...’ın bir şirkette bir süre çalıştığı ancak akabinde ayrıldığı, bunun dışında 31.12.2004 tarihinde faaliyetine son veren ...Şirketi'nin ortağı iken genel müdürlük yaptığı anlaşılmaktadır. Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde de ...’ın ticari hayatta başarısız olduğundan, kendi kazancının ...’dan fazla olduğundan bahsedilerek ...’ın az da olsa çalıştığı açıklanmaktadır. Bu durumda ...’ın mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 01.01.2002 öncesi dönemde çalışarak gelir elde ettiğinin kabul edilmesinde ve gelirlere göre katkı payı hesaplanmasında usul ve yasaya aykırı bir yön yoktur. Ayrıca her ne kadar ...’ın boşanma tarihine kadar 5 yıl süre ile çalışmadığı iddia
edilmiş ise de 01.01.2002 tarihi sonrası çalışılarak elde edilen gelirin TMK’nun 219. maddesine göre edinilmiş mal sayıldığına, çalışarak gelir elde edilmese dahi 01.01.2002 sonrası eşlerden biri adına alınmış edinilmiş mallar üzerinde eşlerin artık değerinin yasadan kaynaklanan katılma alacağı hakları bulunduğuna göre bu dönemle ilgili gelirlerin araştırılmasına da gerek yoktur. Erkeğin 01.01.2002 sonrası çalışıp çalışmamasının bu bakımdan bir önemi de bulunmamaktadır. 01.01.2002 öncesi edinilen malvarlığı bakımından katkı payı hesabında erkeğin katkı oranı tarafların net gelirleri belirlenemediğinden takdiren %10 kabul edilmiş ise de dosya kapsamına göre bu oran çok düşük kalmaktadır. Katkı oranının ... lehine yükselmesi durumunda hesaplama sonunda ortaya çıkacak miktar şimdiki miktardan daha fazla olacaktır. Ancak hüküm davacı ... tarafından temyiz edilmemiş, sadece ... vekili hükmü temyiz etmiştir. Bu açıdan temyiz edenin sıfatı ve aleyhe bozma yasağı kuralı gözetilerek bu husus bozma nedeni yapılamamıştır. ... mahallesindeki 10 numaralı daire bakımından hesaplamada miras payının dikkate alınmadığı iddia edilmiş ise de hükme esas alınan raporlarda 3/8 miras payının hesaplama dışı bırakılarak sadece 23.05.2002 de satın alma ile elde edilen 2/8 payı üzerinden hesap yapılması sebebiyle bu temyiz itirazı da yerinde görülmemiştir.
Karşı davadaki istek açısından ise, karşı dava dilekçesindeki açıklamalar, dosya kapsamı ve temyiz itirazları karşısında ... vekilinin 1661 ada 32 parseldeki 8 numaralı daire ile ilgili talebinin mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece vekalet akdinin kötüye kullanılmasından kaynaklandığından hareketle talebin TMK’na uygun alacak niteliğinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Ancak karşı davacı tarafın da kabulünde olduğu üzere 29.06.1994 tarihinde satın alma ile ... adına kayıtlı iken ...’nın verdiği vekaletname ile ... tarafından 25.07.1995 tarihinde satılan bu dairenin bedelinin erkek tarafından ...Şirketi'nin Kuruluşunda kullanıldığı, bu Şirkette ... ve ...’ın ortak olarak yer aldıkları, sonrasında pay devirleri yapıldığı ve Şirketin en son 31.12.2004 tarihinde faaliyetine son verdiği açıktır. Satılan daire mal rejiminin sona erdiği sırada malvarlığı içinde olmadığı gibi bedeli ile kurulan şirketin faaliyetine son verilmiştir. Bu bakımdan tasfiyede yer alma imkanı olmadığından karşı davanın, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak isteği olarak değerlendirilerek reddi gerekmekte ise de; hüküm redde ilişkin olup sonucu itibarıyla doğru bulunmaktadır.
Bu açıklamalar doğrultusunda dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve taktirde bir isabetsizlik bulunmadığına, her iki tarafın da kısmen de olsa çalıştıklarının dosya kapsamıyla belirlendiğine, davacı ...’ın da çalışarak belirli bir gelir elde ettiği anlaşıldığından edinilen taşınmazlara katkısının olduğunun kabul edilmesi gerektiğine, taraf gelirleri ile 743 sayılı TKM'nin 152. maddesi uyarınca davalı kocanın evi geçindirme yükümlülüğü dikkate alındığında davacı ...’ın bulunacak katkı oranının % 10’dan fazla olması gerektiğine, ancak hükmün davacı ... tarafından temyiz edilmediğinin saptandığına, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarındaki açıklamalar ve hesaplamaların usul ve yasaya uygun yapıldığına, karşı davanın reddi de sonucu itibarıyla doğru bulunduğuna göre temyiz edenin sıfatı, aleyhe bozma yasağı kuralı ile bu tür davalarda uygulanması gereken fedakarlığın denkleştirilmesi ve hakkaniyet kuralı da
gözetildiğinde davalı-karşı davacı vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul ve Kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 252,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1.532,74 TL'nin temyiz eden davalı - karşı davacıdan alınmasına 21.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy