MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ve ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 22.02.2010 gün ve 338/79 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KA R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde, 261 ve 282 sayılı parselleri 1986 yılında babasından ve annesinden satın aldığını, ancak 261 sayılı parselin tapuda ... ve ... ..., 282 sayılı parselin ise ... kızı ...adına tapuda kayıtlı bulunduğunu açıklayarak tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazların davalının rızası dışında davacı tarafından ekilip biçildiğini, bugüne kadar mülkiyet iddiasında bulunmadığını, taşınmazların satın alındığının, resmi senetle ispat edilmesi gerektiğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur. Davalı ... 26.06.2009 tarihinde talimat duruşmasında alınan beyanında; 261 sayılı parseldeki taşınmazın 1986 yılında babası tarafından, 282 sayılı parselin ise, aynı yıl annesi tarafından davacıya satıldığını, iddianın doğru olduğunu ve davayı kabul ettiğini bildirmiş beyanı okunup imzası alınmıştır.
Davalılardan ... ve ... ise, 03.11.2008 tarihli yargılama oturumunda, imzalı beyanları ile davayı kabul ettiklerini açıklamışlardır.
Davalı ...’a dava dilekçesi ve talimat duruşmasına ilişkin tebligat yapılmasına karşın yargılama oturumlarına katılmamış ve herhangi bir beyanda bulunmamıştır.
Mahkemece, dava konusu 261 ve 282 sayılı parselleri 1986 yılında davacının annesi ve babasından satın aldığını gerekçe göstermek suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve tapulu taşınmazların haricen satın alınması hukuki sebeplerine dayalı olarak açılan iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Uyuşmazlık konusu 261 sayılı parsel ... oğlu ... ve ... oğlu ... ... adına 1/3 ve 2/3 oranında paylı mülkiyet biçiminde tapuda kayıtlı bulunmaktadır. 282 sayılı parsel ise, tam pay olmak üzere ... kızı ...adına
tapuda kayıtlıdır. Dosya arasında bulunan 18.01.2013 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Tapu senedi başlıklı kayda göre 261 sayılı parselin ... oğlu ... ... adına 1/3 paylı olarak isim bakımından kaydın düzeltildiği, oran açısından miktarın düzeltilmediği belirlenmiştir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, 261 sayılı parselde 2/3 pay sahibi ... oğlu ... ... ile 1/3 pay sahibi ... Oğlu ...’ın aynı kişi olduğu, isim düzeltme davasının açıldığı, tapu kayıt malikinin esasen ... oğlu ... ... olduğu ve buna göre düzeltmenin yapıldığı anlaşılmakta ise de, ... oğlu ... ... adına bulunan 2/3 payın açıkta bırakıldığı, tam pay olarak ... oğlu ... ... adına tapu kaydının oluşturulmadığı saptanmıştır.
Davacı dava dilekçesinde, 1986 yılında 261 sayılı parseli babasından 282 parseli ise annesinden aldığını bildirmiş, fakat bu konuda resmi bir belge sunmamıştır.
Her iki parselin tapulama tutanakları 08.03.1977 tarihinde kesinleşmiş olup, bu tarihten itibaren taşınmazların tapulu olduğu ve tapulu taşınmazların TMK.nun 706, 6098 sayılı TBK.nun 237 ve 2644 sayılı Tapu Kanunun 26. maddesi gereğince satışları tapu sicil müdürlüğünde resmi şekilde yapılmadığı sürece hukuken geçerli bir hukuki sonuç doğurmayacakları ve alıcısına herhangi bir hak bahşetmeyeceği açıklanan maddeler gereğidir. Kural olarak, belirtildiği şekilde satışların yapılmaması halinde davanın reddine karar verilmesi gerekir. Ancak somut olayda kabul anlamında miras payını devreden davalılar bulunmaktadır.
Tarafların miras bırakanı ... ... 08.06.1988, anneleri ...‘ın ise 13.08.2000 tarihinde vefat ettikleri ve taşınmazların el birliği mülkiyet hükümlerine tabi oldukları, tüm mirasçıların davada yer aldıkları dosya kapsamıyla sabittir. Her ne kadar davayı kabul etmeyen ... tarafından hüküm temyiz edilmemiş ise de elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarla ilgili davaların bir tek mirasçı tarafından temyiz edilmesi halinde doğacak hukuki sonuçlardan temyiz etmeyen mirasçıların da yararlanacağı elbirliği mülkiyet hükümlerinin gereğidir. Bu nedenle davalı ...’ın temyizi aynı zamanda davalı ...’a da sirayet edeceğinden doğacak hukuki sonuçlardan ...’ın da yararlanması mümkündür. Saptanan bu somut ve hukuki olgular karşısında, davayı kabul eden ..., ... ve ...’nin bu kabullerinin miras payının devri niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. Adı geçenlerin imzalı beyanları olduğuna göre, TMK.nun 677/1. fıkrası kapsamında yazılı şeklin yerine getirildiğinin kabulü gerekmektedir. Yani tutanaklara geçen imzalı beyan; maddede yer alan yazılı şekil anlamında olduğu konusunda duraksamamak gerekir.
Taraflarca dosyaya sunulduğu anlaşılan 261 sayılı parselin tapu kaydında isim düzeltilmesi yapılmış ise de, muris ... ... adına 1/3 payın bulunduğu, 2/3 payın kimin üzerinde kaldığı konusunda bir bilginin yer almadığı anlaşıldığından bu konuda gerekli düzeltmenin yapılması ve söz konusu parselin tam pay olarak ... ... adına tapu kaydının oluşturulması için davacı tarafa süre ve imkan tanınması, gerekli düzeltme yapıldıktan sonra Tapu Sicil Müdürlüğü'nden tapu kaydının getirtilmesi, uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulması gerekir. Bundan ayrı kurulan hükümde iptal ve tescile karar verilirken pay oranları belirtilmemiş ve her iki parselin tapu kayıtlarının tamamının iptal ve tesciline karar verilmiştir. Bu nedenle tüm bu hususlar göz önünde bulundurularak yeniden hüküm kurulması gerekmektedir.
Şu halde, davalı ..., ... ve ...’nin kabulleri gözetilerek bunların miras payları bakımından davanın kabulüne, ... ve ...’ın payları bakımından ise, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabul etmeyenlerin payları bakımından da davanın kabul edilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır.
Davalı ... vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve 17,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine 21.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy