MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu iptali ve tescil
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 01.03.2011 gün ve 334/92 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde, 2416, 1390 ve 890 sayılı parsellerin ortak miras bırakandan kaldığını, ancak kadastro çalışmaları sırasında davalılar adına tespit ve tescil edildiklerini açıklayarak anılan parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan ..., davayı kabul ettiğini, davacının da miras payı bulunduğunu bildirmiştir.Davalılardan bir kısmı ise, davacının da 1/9 oranında miras payı bulunduğunu açıklayan dilekçelerini dosyaya sunmuşlar, ancak adı geçenlere ait kimlik tespitlerinin yapılmadığı saptanmıştır. Bir kısım davalıların ise, Mahkemece karar verildikten sonra az önce açıklandığı biçimde davayı kabul eder yönünde dosyaya dilekçe sundukları anlaşılmıştır.Mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesi gereğince, 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra davanın açıldığı gerekçesiyle eldeki davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK’nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi gereğince açılan miras payı oranında iptal ve tescil isteğine ilişkindir.İlke olarak davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmesi yönündeki mahkeme kararı doğrudur. Dava konusu 2416 sayılı parselin öncesi kadastronun 831 sayılı parseli olup, kadastro tutanağı 16.03.1988 tarihinde kesinleşmiştir. Dava konusu 1390 ve 890 sayılı parsellerin kadastro tutanakları da dosya içinde bulunan bilgi, belgeler ile tapu kayıtları ve kadastro tutanaklarına göre, 16.03.1988 tarihinde kesinleştikleri anlaşılmıştır. Eldeki dava ise, 11.06.2010 tarihinde açılmış olup, gerçekten 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde yer alan 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği saptanmıştır. Ne var ki, davalılardan ... imzalı beyanı ile davacının miras payı olduğunu kabul etmiş ve buna bağlı olarak davayı da kabul ettiğini bildirmiştir. Bir kısım davalıların, davayı kabul eder nitelikte dava dilekçesi dosyaya sundukları belirlenmiş, ancak dilekçe altında bulunan isim ve imzanın dilekçeyi verene ait olduğuna ilişkin Mahkemece herhangi bir kimlik tespiti
yapılmamıştır. Bir kısım davalıların ise, dosya karara çıktıktan sonra aynı yönde dilekçe verdikleri görülmüştür. ... dışında açıklandığı biçimde dilekçeyi dosyaya sunan kişilerin yeniden davayı kabul edip etmedikleri yönünde imzalı beyanlarının alınması ya da noter tasdikli beyanlarının dosyaya sunulmalarının istenmesi veya verilen dilekçeler kendilerine okunarak davayı kabul niteliğinde bulunup bulunmadığı belirlenerek ve imzaları alınarak kabul beyanlarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Kabul, hak düşürücü süreden önce gelmekte olup, buna değer verilmesi gerekir. Yani kabul söz konusu olduğunda, kabul beyanı doğrultusunda isteğin değerlendirilmesi gerekmektedir. Böyle bir durumda davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilemez. Bundan ayrı, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarına göre, paylı mülkiyet biçiminde davalılar adına tapuda kayıtlı bulundukları saptanmış olup, bazı davalıların paylarını üçüncü kişilere satıp devrettikleri anlaşılmıştır. Tapu kayıtları üzerinde yapılacak inceleme sonucu, dava tarihinden önce bu paydaşlar paylarını elden çıkarmış iseler, bunlara karşı açılmış bulunan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi düşünülmelidir. Kabul beyanları göz ardı edilerek hak düşürücü süreden davanın reddine karar verilmiş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 18,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 28.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy