MAHKEMESİ: Konya 4. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 09/05/2013
NUMARASI: 2011/894-2013/442
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, ilgili icra dosyası üzerinden davalı hakkında takip başlatıldığını, takibin kesinleşmesi üzerine davalı borçlunun davalı Banka'nın İstanbul Şubesi'ndeki hesabından 30.899,65 TL'nin haczi için haciz müzekkeresi yazıldığını, davalı bankanın bu parayı ihtirazı kayıt ile dosyaya yatırdığını, sözkonusu işlemi şikayet etmeleri sonucunda, verilen karar gereğince istihkak davası açmak durumunda kaldıklarını, söz konusu para üzerinde davalı Banka'nın hapis hakkı bulunmadığını, Banka alacağının muaccel olmadığını, ayrıca davalı Banka'nın iddia ettiği gibi çeklerin risk oluşturmadığını iddia ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Banka vekili, söz konusu paranın çek riskinden dolayı blokeye alınan para olduğunu, Banka'nın riskinin devam ettiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı borçlu, savunma yapmamıştır.
Mahkemece toplanan delillere göre, davalı 3. kişi Banka'nın bloke ettiği dava konusu 30.899 TL paranın 11.799 TL'lik kısmı için rehin ve bloke hakkının bulunmadığı, bu miktarı davacının alacaklı olduğu haciz dosyasına ödemek zorunda olduğu, davanın devamı sırasında, 18.08.2011 tarihinde davalı 3. kişi Banka'nın bloke koyduğu paradan 10.899 TL'lik kısmını takip dosyasına ödediği, bu miktar mahsup edilerek bakiye 900 TL daha takip dosyasına ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı alacaklı vekili ve davalı Banka vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklı tarafından İİK’nun 99. maddesi uyarınca açılan “istihkak iddiasının reddi” davası niteliğindedir.
1-Davalı üçüncü kişi Banka, haciz kararına verdiği yazı cevabında, borçluya ait hesapta bulunan bakiyenin firmanın banka nezdindeki çek riskinden dolayı blokeye alınan bedel olduğunu ve bu bedelin haciz dosyasına gönderilmesinin mümkün olmadığını belirterek istihkak iddiasında bulunmaktadır.
Davalı üçüncü kişi Banka ve takip borçlusu arasında "Bankacılık İşlemleri Sözleşmesi" imzalanmış ve davalı borçluya çek karneleri verilmiştir. Davalı üçüncü kişi Banka'nın dayandığı rehin, hapis, takas ve mahsup hakkının anılan kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte doğduğunun kabulü gerekir. Bununla birlikte üçüncü kişi Banka'nın borçlusuna karşı ileri sürebildiği rehin, hapis, takas ve mahsup hakkını, borçlusunun alacaklısına karşı da ileri sürebilmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay’ın ve Dairemizin
yerleşik uygulaması da bu yöndedir. (HGK 28.03.2012 tarih ve 2011/12-849 Esas 2012/242 Karar) Gerçekten de TMK’nun 881. maddesinde: “Halen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak, ipotekle güvence altına alınabilir...” düzenlemesi yer almaktadır. Buna göre; anılan düzenleme alacak rehnine kıyasen uygulandığında, ileride doğacak alacakların da rehnedilebileceği sonucuna varılabilir. Ne var ki bu gibi durumlarda Banka'nın üçüncü kişi sıfatı ile istihkak iddiasında bulunabilmesi için haciz kararının alındığı tarih itibarı ile borcun tamamının ödenmemiş olması ile, çekle işleyecek hesap açarken ve çek karnesi verirken gerekli basiret ve itinayı göstermek zorunda olduğu da dikkate alındığında rehin hakkını çekler bakımından sadece karşılıksız kalan çekler ve ibraz edilmeyen çekler ile ilgili olarak ileri sürebileceğinin kabulü gerekir. Bu nedenle haciz tarihi itibarı ile tamamen ya da kısmen karşılıksız kalan çeklerden doğan yasal sorumluluk miktarı ile henüz muhatap bankaya ibraz edilmeyen çek yapraklarından kaynaklanan risk miktarı toplamı banka kayıtları üzerinde yaptırılacak teknik bilirkişi eli ile saptanmalıdır.Haciz tarihi itibarı ile varsa kredi borcunun tamamı veya keşide edilen çeklerin ödemesi yapılmış ise bu kez üçüncü kişinin dayandığı kredi sözleşmesinden doğan rehin hakkının alacaklıya karşı ileri sürülmesi mümkün olmayacaktır
Somut olayda mahkemece yukarıda anılan yoldan hareketle, bankacı bilirkişiden rapor alınarak dava sonuçlandırılmışsa da mahkemece yapılan araştırma ve hükme dayanak yapılan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli görülmemiştir. Mahkemece yapılacak iş öncelikle, 11.03.2013 tarihli bilirkişi ek raporunda belirtilen eksik hususlar tamamlanarak, karşılıksız çıktığı iddia edilen 20 adet çekin asıllarının veya asıllarına uygun fotokopilerinin dosyaya kazandırılması ve dosyadaki tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilerek bu konuda bilirkişiden ek rapor alınması yoluna gitmek olmalıdır. Öte yandan; borçlu mudinin hesap hareketleri incelettirilerek, Banka tarafından rehin, hapis, takas ve mahsup hakkı ileri sürüldükten sonra, davacı vekilinin bu konudaki iddiaları da göz önünde bulundurularak, borçlunun hesabından serbestçe tasarruf edip etmediğinin belirlenmesi için banka hesap işleri konusunda uzman bilirkişiden ayrıntılı rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
Mahkemece belirtilen tüm bu maddi ve hukuki özellikler dikkate alınmadan ve özellikle yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı banka vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, bozma sebep ve şekline göre, davalı banka vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 202,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı bankaya iadesine, 22.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.