MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen Tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Takip alacaklısı şirket vekili icra mahkemesine başvurusunda, Federal Almanya Büyükelçiliği aleyhine ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/296 Esas, 2012/88 Karar sayılı ilamına dayanılarak takip yapıldığını, borçlu tarafın takip evraklarını Tebligat Kanunu'na aykırı olarak tebellüğden imtina ettiklerini, tebligatları almadan PTT görevlisince iade ettirdiklerini belirterek “tebligatın yapılmış olduğuna” karar verilmesini, tebligatın yapılmış olduğuna karar verilemez ise 6352 sayılı Yasa'nın 7. maddesi uyarınca tebligat zarfının üzerine şikayet dilekçesinde belirttiği ibare yazılarak tebligatın yapılmasını talep etmiştir. Mahkemece, takibin özel hukuka ilişkin ilama dayandığı, yargı muafiyetinin tanınmayacağı ve yabancı devletin diplomatik temsilcisine tebligat yapılabileceği, bu nedenle ilgilinin tebligatı almadığı şerhi verilmeden Tebligat Tüzüğü'nün 45. maddesine atıf yapılarak PTT tarafından tebligatın iadesinin usulsüz olduğu gerekçesiyle şikayetin kabulüne, tebligata “tebliğin diplomatik temsilciye yapılması aksi halde tebliğden imtina şerhi düşülmesi” yazılarak borçluya yeniden tebligat yapılmasına karar verilmiş; bu karar borçlu vekilince temyiz edilmiştir.
Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 45. maddesi “(1) Türkiye'de kendisine tebligat yapılamayacak olan bir yabancıya tebligat çıkarılması durumunda muhatap, tebliğ memuruna kendisine tebligat yapılamayacağını beyan eder veya tebliğ memuru bu hususu bizzat öğrenirse keyfiyet tebliğ mazbatasına şerh edilerek evrak iade olunur. (2) Muhatap, tebliğ yapılabilecek kişilerden olmasına rağmen, muhatabın adresi, "ülke dışı" muamelesi gören bir yer ise ve tebliğ memuru tebligatı yapamazsa birinci fıkra gereğince işlem yapılır. (3) Birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen hallerde, tebellüğden kaçınma gibi bu Yönetmelik hükümlerine göre diğer bir işlem yapılmaz. (4) Birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen hallerde tebligatı çıkaran merci, tebliğ evrakını, bağlı olduğu bakanlık kanalıyla Dışişleri Bakanlığına gönderir. (5) Türkiye'de kendilerine tebligat yapılamayacak olan elçi, elçilik katibi gibi kişiler Dışişleri Bakanlığı tarafından belirlenir.” düzenlemesini içermektedir. Bu düzenleme ve ... Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü'nün Hukuki Alanda Uluslararası Tebligat İşlemlerine Dair 63/3 genelgesi de gözönünde bulundurulduğunda, tebligatın diplomatik temsilciye yapılmasına karar verilmesi doğru değildir. Diplomatik temsilciye doğrudan tebligat yapılması istemini içeren alacak başvurusunun reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Davalı-borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m. 297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 26.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy