.....
... ile ... ve asli müdahil ... aralarındaki katılma alacağı davasının kabulüne dair........verilen 19.03.2012 gün ve 645/260 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili, duruşmasız olarak incelenmesi asli müdahil İsmet vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 05.11.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili Avukat ... ve karşı taraftan asli müdahil vekili Avukat ..., davacı ...geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... vekili, tarafların boşandıklarını ve davalının boşanmaya sebep olan olaylarda tam kusurlu olduğunu, davalının boşanma davası esnasında mal kaçırdığını açıklayarak davalı adına kayıtlı bulunan dava dilekçesinde ada ve parselleri yazılı taşınmazlar ile plakaları bildirilen araçlara ilişkin katılım alacağının belirlenerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000 TL katılma alacağının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, talebini harcını da tamamladığı 11.2.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile 177.500 TL.ye yükseltmiştir.
Davalı ... vekili, davacının katılma alacağı talep ettiği malvarlığının edinilmiş mal olmayıp kişisel mal olduğunu, davalının hiçbir meslek ve sanatı olmadığı gibi babasının yanında işlerine yardımcı olup herhangi bir geliri veya malvarlığının da bulunmadığını, babasının bakım ve yardımları ile geçindiğini, dava konusu edilen malların davalının babasının gönderdiği paralar ile alındığını, davacının hiçbir katkı sağlamadığını ayrıca davanın zamanaşımına da uğradığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Davaya katılan ..., dava konusu edilen taşınmazlar, davalıya ait olmadığı gibi davalının bu mallar üzerinde hiçbir katkı sağlamadığını, gerek davacı ve gerekse davalının hiçbir emek ve hakları bulunmadığını, malların tamamının kendisine ait olduğunu açıklayarak asli müdahale talebinin ve haklı davalarının kabulü ile taraflar arasında derdest haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
.......
Mahkemece, davacının davasının kabulü ile, 177.500 TL katılma alacağının hüküm tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm davalı ... vekili ile davaya katılan ... tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar 11.01.1990 tarihinde evlenmiş, 21.10.2008 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 09.05.2011 tarihinde kesinleşmesiyle, mal rejimi sona ermiştir (TMK’nun 225/2.m.). Başka mal rejimi seçildiği ileri sürülmediğine göre, eşler arasında evlilik tarihinden TMK'nun Yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihe kadar 743 sayılı TKM'nun 170. maddesi hükmü uyarınca yasal mal rejimi olarak “mal ayrılığı” bu tarihten mal rejiminin sona erdiği, boşanma davasının açıldığı 21.10.2008 tarihine kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Dava dilekçesinde nitelikleri yazılı bulunan taşınmazlar ve araçlara ait dosya arasına getirtilen belgelere göre edinme tarihleri itibarıyla davacının isteği katılma alacağına ilişkindir.
Davada; taraflar arasındaki uyuşmazlığa ilişkin hükmün temyiz incelemesinden önce davaya katılan ...’ın temyiz isteğinin incelenerek asli müdahale isteğinin yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davada davacı, evlilik birliği içerisinde edinilen mallara katkısı sebebiyle alacak isteğinde bulunmuş, davalı ise, dava konusu edilen taşınmazlar ile araçların kişisel malları olduğu sebebiyle tasfiye edilemeyeceğini, eşi yararına herhangi bir alacağın söz konusu olmadığını savunmuştur. Yargılama devam ederken 13.01.2012 tarihli dilekçesi ile harç yatırmadan müdahale talebinde bulunan davalının babası ..., dava konusu taşınmazlar ve araçların kendisi tarafından alındığını ve her iki tarafın da alımlarda katkılarının bulunmadığını açıklayarak müdahale talebinin kabulü ile bu davanın derdest dava ile birlikte yürütülmesini, davacının davasının reddine karar verilmesini istemiş, herhangi bir harç yatırmamıştır. Müdahale isteğinin 07.06.2012 tarihli yargılama oturumunda reddedilmesi üzerine bu kez davaya harç yatırmak suretiyle HMK'nun 65. maddesi uyarınca, müdahale talebinde bulunan davalının babası ... önceki isteğini tekrarla açmış olduğu bu davasının derdest dava ile birlikte yürütülmesini ve katılma alacağı davasının reddini talep etmiştir. Bu isteği de Mahkemece 11.10.2012 tarihli yargılama oturumunda ara kararı ile reddedilmiştir. ..., 10.12.2012 tarihli dilekçe ile HMK 69.maddesi gereği fer'i müdahillik talebinde bulunmuş ve davalı yanında davaya katılma istediğinde bulunmuş ise de, Mahkemece, bu isteğin dosya Yargıtay’dan döndükten sonra değerlendirilmesine karar verilmiştir.
Asli müdahale; kısaca, iki taraf arasında devam etmekte olan bir davada, üçüncü bir kişinin o davanın konusunu oluşturan hak veya şey üzerinde kısmen veya tamamen kendisinin hak sahibi olduğunu ileri sürmesi ve bu hakkını, harcını da ödeyerek bağımsız bir davanın konusu yapmasıdır. Başka bir ifadeyle, asli müdahale talebi, bir davanın konusunu oluşturan şey veya hakkın, tamamen veya kısmen o davanın taraflarına değil, tersine müdahale talebinde bulunana ait olduğu iddiasını içerir ve bağımsız bir dava niteliğinde olması nedeniyle de harca tabidir.
6100 sayılı HMK'nun 65. maddesi "Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen veya tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı Mahkemede dava açabilir, asli müdahale davası ile asıl yargılama birlikte yürütülür ve karara bağlanır." denilmektedir. Şu halde, ... usule uygun bir biçimde HMK’nun 65. maddesinde belirtildiği şekilde bu imkanı kullanarak hak talep etmiş olmaktadır. Zaman bakımından hüküm verilinceye kadar müdahale talebinde bulunulabileceğine, müdahale talebinde ...’ın hukuki
......
yararı bulunduğu da anlaşıldığına göre az yukarıda belirtilen Kanun'un açık hükmü uyarınca, ...’ın müdahale isteğinin kabul edilerek delillerini sunması için süre ve imkan tanınarak varsa tüm delillerinin toplanması, dosyada toplanan diğer taraf delilleri ile birlikte değerlendirilerek davaların birlikte yürütülüp nihai hükümle birlikte karara bağlanması gerekirken, usul ve yasaya aykırı olarak müdahale isteğinin reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Bu husus müdahale isteğinin reddine ilişkin ara kararının temyiz edilmesi üzerine Dairenin 13.05.2013 tarih 2013/218 esas 2013/6875 karar sayılı ilamında da benzer gerekçelerle açıklanmış ancak ara kararının temyizi mümkün olmadığından temyiz isteğinin reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davaya katılan ...’ın temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre Zeynel vekilinin hükmün esasına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 9.524,45 TL peşin harcın ...'a, 3.034,00 TL peşin harcın da ...'a iadesine 05.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
......