MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu iptali ve tescil
... ile Hazine aralarındaki dava hakkında ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 15.06.2012 tarih ve 90/114 sayılı hükmün Daire'nin 29.03.2013 gün ve 11125/4589 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı tarafından davalı Hazine aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasının kabulüne ilişkin hüküm davalı Hazine temsilcisinin temyizi üzerine Dairenin 29.03.2013 tarih 11125/ 4589 sayılı kararıyla onanmıştır. Ne var ki, davalı Hazine temsilcisi süresinde vermiş olduğu karar düzeltme dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle onama kararının kaldırılarak yerel mahkemenin kabule ilişkin hükmünün bozulmasını istemiştir.Davacı, miras yoluyla intikal ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle kadastro çalışmalarında davalı adına tespit edilen 218 ada 3 parselin tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, zilyetlikle edinim koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.6100 sayılı HMK'nun 297.maddesinde kararda bulunması gereken hususlar sayılmıştır. İki tarafın ileri sürdüğü iddia ve savunmaların özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarda bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep, hüküm sonucu, yargılama giderleri ve varsa kanun yolları ve süresine kararda yer verilmelidir. Hüküm sonucu, hüküm fıkrası veya kısa karar olarak da ifade edilmektedir. Somut olayda; gerek kısa kararda gerekse gerekçeli kararda “davanın kabulüne” yazılmak suretiyle hüküm kurulmuştur. HMK'nun 297/2. maddesine göre hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait bir söz tekrar edilmeksizin istem sonucu hakkında verilen hüküm, taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir. Bu husus taraflar kadar kararın yerine getirilmesi sırasında da önem arzeder. Hüküm açıklanan niteliklere ve infaza elverişli bulunmamıştır.Kaldı ki, davacı taraf uyuşmazlık konusu taşınmazın zilyetliğinde olduğundan bahisle iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Bir taşınmazın kazanmayı sağlayan zilyetlik yoluyla edinilebilmesi için zilyetlik koşullarının yanısıra taşınmazın nitelik itibariyle de zilyetlikle kazanıma uygun yerlerden olması gerekir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu mahalde yapılan keşifde dinlenen yerel bilirkişi ve davacı tanığı nizalı taşınmazın öncesinde ortak kullanım alanı ve mera olduğunu, davacının 7-8 yıl önce ev inşaa ettiğini; inşaatçı bilirkişi uyuşmazlık konusu taşınmaz üzerindeki evin 5 yıl önce yapılmış olabileceğini bildirmiştir. Bu açıklamalara göre, nizalı taşınmazın nitelik itibariyle zilyetlikle edinime elverişli yerlerden olmadığı anlaşıldığı gibi, davacı tarafından sürdürüldüğü iddia olunan zilyetliğinde (sırf ev yapmak suretiyle) ekonomik amacına uygun olmadığı ve zilyetlikle edinime yeterli süreye ulaşmadığı ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekirken, onandığı karar düzeltme isteği sonucu yapılan incelemeyle belirlenmiş olduğundan, davalı Hazine temsilcisinin karar düzeltme isteğinin kabulüne, Dairenin maddi hataya dayalı 29.03.2013 gün 11125 Esas, 4589 Karar sayılı onama kararının ortadan kaldırılmasına ve açıklanan nedenlerle yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy