......
........ ile ... aralarındaki katılma ve değer artış payı davasının kabulüne dair ...... verilen 20.02.2013 gün ve 581/124 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 12.11.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı ... bizzat geldi, karşı taraftan başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... vekili, evlilik içinde edinilen mal varlığına gerek ev hanımı olarak yerine getirdiği görevler, gerekse çalışması karşılığı elde ettiği değerlerle ve eşine verdiği takılarıyla en az davalı kadar katkısının bulunduğunu açıklayarak tarafların evlilik birliği içinde edinilmiş mal varlığının tasfiyesine karar verilerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla...... bağımsız bölüm ile ...... mahallesindeki işyeri, ...... plakalı araç, .........hesaplarda mevduat yada hisse senedi şeklinde bulunan yatırımlarda yarı orandaki 30.000 TL katkısının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 20.06.2011 tarihinde harcını da yatırdığı ıslah dilekçesi ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak talebini 110.000 TL'ye yükseltmiş, ayrıca faiz isteğinde de bulunmuştur.
Davalı ... vekili, evlilik birliği süresince her türlü harcamayı davalının yaptığını, edinilen tüm taşınır ve taşınmaz malların bedelinin de davalı tarafından ödendiğini, bir kısmı banka kredisiyle alınan bu malların bedelinin de halen davalı tarafından ödenmeye devam edildiğini, kooperatif hissesi nedeniyle ödemek zorunda olduğu yüklüce meblağlar bulunduğunu, davacının öğretmen olarak aldığı maaştan ev harcamalarına ve edinilen mallara en küçük bir katkısı olmadığını, kendi maaşını yalnızca kendi harcamaları için kullandığını, davacının takılarının davalı tarafından bozdurularak yatırım amaçlı kullanıldığı iddiasının tümüyle gerçeğe aykırı olduğunu, işyerini ise banka kredisiyle aldığını, bir kısım taksitlerin ödendiğini ancak halen aylık 1.700 TL civarında kredi taksitlerini ödemeye devam ettiğini, evlilik birliği içinde alınan otomobilin bedelinin de davalı tarafından ödendiğini, davacının maddi katkısı olmadığı gibi ev işlerinde de üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur. ........
Mahkemece, davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak 110.000 TL'nin hüküm tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm reddedilen meskenle ilgili bölüm bakımından davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar 21.07.2002 tarihinde evlenmiş, 15.08.2007 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 29.06.2010 tarihinde kesinleşmesi üzerine boşanmışlardır. Başka mal rejimi seçilmediğinden eşler arasında evlenme tarihinden mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK. m. 202, 225).
Öncelikle dava dilekçesinde yarı oranda katkının tahsilinin istendiği, bilahare katkı alacağı değil mal rejiminin tasfiyesidir diyerek sözlü olarak dava dilekçesinin ıslah edildiği ve daha sonra talebin artırılarak ikinci kez ıslah yapıldığı iddia edilmiştir. Dava dilekçesinde katkının tahsilinden bahsedilmiş ise de aynı dilekçede talep “evlilik içinde edinilmiş mal rejiminin tasfiyesine karar verilerek” şeklinde açıklanmış, bu açıklama 31.10.2007 tarihli dilekçede “davanın mal rejiminin tasfiyesi” olduğu şeklinde tekrar edilmiş ve nihayet 20.06.2011 tarihli ıslah dilekçesinde de tasfiye sebebiyle istenen miktar 110.000 TL'ye yükseltilmiştir. Görüldüğü gibi dava açıldığı tarihten itibaren davacı vekili, taleplerinin mal rejiminin tasfiyesine ilişkin olduğunu açıklayarak tasfiye edilmesini istediği malvarlığını da tek tek bildirmiştir. Davacının isteğinin tasfiye sebebiyle alacak (edinme tarihleri itibarıyla değer artış payı ve katılma alacağı) olduğunda ve ortada iki kez yapılmış ıslah olmadığında duraksamamak gerekir.
Toplanan delillere göre 14.04.2006 tarihinde davalı adına alınan dava konusu .......... mahallesi 258 ada 427 parselde 1 numaralı meskenin 84.000 TL'ye alındığı, bu miktarın 9.000 TL.sinin taraf gelirlerinden karşılanması sebebiyle edinilmiş mal, bakiye 75.000 TL kredinin ise 60 aylık geri ödemesinin 16 taksitinin evlilik birliği içinde yapılması sebebiyle edinilmiş mal, 44 taksitinin ise davalının kişisel malı olarak dikkate alınması, yine her iki tarafın da aileleri tarafından 10.000’er TL katkıda bulunulduğu iddialarına ilişkin soyut tanık beyanı dışında başka bir belge veya delille ispatlanmaması sebebiyle hesaplamada dikkate alınamayacağının gözetilmesi, neticede 17.322 ve 6.961 TL toplamı 24.283 TL katılma alacağı hesap edilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Davacı ... adına kayıtlı olduğu anlaşılan ......plakalı araçla ilgili olarak davalı ... tarafından usulüne uygun harcı da yatırılmak suretiyle açılmış bir karşı dava veya ayrı bir dava bulunmadığından Mahkemece, bu araçla ilgili tasfiyeye yönelik bir işlem yapılmaması ve hesaplamada gözönünde bulundurulmaması da yerindedir. Dava dilekçesinde bahsi geçen banka mevduatlarına ilişkin mal rejiminin sona erdiği sırada tasfiyeye konu edilebilecek bir para dosyaya sunulmamış, banka cevaplarında da herhangi bir mevduat bildirilmemiştir.
Dava konusu ........ plakalı araç 30.04.2004 tarihinde davalı ... adına satın alınmıştır. ....... 145 ada 4 parseldeki 4 numaralı mesken ise, 14.11.2006 tarihinde ferdileşme sebebiyle davalı ... adına tapuda kayıtlıdır. Bu meskenin edinildiği kooperatif olan...... ilk kuruluş genel kurul toplantısının 26.11.2003 tarihinde yapıldığı, kooperatife ait karar defterinde 14.12.2007 tarihli sayfasında kooperatif üyelerinin üye aidatlarını zamanında ödemedikleri belirtilerek, davalı ...’in kooperatif üyeliği için ödemesi gereken aidat toplamı 107.400 TL olup bunun 68.352 TL'sinin ödendiği ancak bir ay içinde ödenmesi istenecek miktarın ise 39.048 TL olduğu yazılıdır. Yine kooperatif ödemeleri ile ilgili sunulan dekontlarda 14.12.2007 tarihi sonrası da ödenmiş
........
6.000 TL ve 3.610 TL miktarlı dekontların bulunduğu, 27.06.2007 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında Temmuz 2007 tarihinden itibaren üyelerin ödemesi gereken aylık aidat miktarının 2.000 TL olarak kararlaştırıldığı, 20.05.2007 tarihli karar defteri sayfasında da yeni yönetim seçilinceye yani Eylül 2007 tarihine kadar ödemeler aksadığından inşaatın durdurulup ara verilmesine, inşaatın %52’si tamamlanmış ve kooperatife kalan tahmini %30’luk kısmın yeni yönetim tarafından yaptırılmasına ilişkin karar alındığı ve yapılacak işlerin de yazılı olduğu görülmektedir. Bu kararda ayrıca en kısa sürede inşaatın oturma ruhsatı alınma aşamasına gelinip ivedilikle ruhsat alınacağı ve bu süre içinde de alacakların tahsil edileceği de belirtilmektedir. Yazılı tarihler itibarıyla inşaat halinde olduğu anlaşılan meskenin mahallinde yapılan keşif sırasında da halen tamamlanmamış durumda olduğu uzman bilirkişi raporunda bildirilmiş, Mahkeme heyeti tarafından da bizzat gözlenmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamalarda, davacının takılarının tarafların evlendiği tarihten dört ay sonra davalı tarafından paraya çevrilerek yatırımlarda kullanıldığı açıklanmış, yargılama devam ederken düğüne ait iki adet fotoğraf sunulmuştur. Davalı vekili tarafından da, dava konusu aracın alımında davacıya ait bozdurulan bir miktar altınlar yanında, davalının annesine ait aracın da satılarak elde edilen paranın katıldığı, 20 PT 272 plakalı aracın alındığı, sora bu aracın elden çıkartıldığı ve dava konusu aracın 22.000 TL'ye edinildiği, bu edinme sırasında Koçbanktan da kredi çekildiği savunulmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacıya ait altınların 4 numaralı meskenin alımında kullanıldığı, inşaatın da %80 bitmiş durumda olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Toplanan deliller ve dosya kapsamına, davalının savunmasında yazılı annesine ait aracın 17.12.2002 tarihinde satışı ve 26.12.2002 tarihinde opel astra marka aracın alımına dair belgeler, dava dilekçesinde de açıklanan evlenme tarihinden itibaren geçen dört aylık süre, dava konusu kooperatif hissesinin ise Kasım 2003 yılı itibarıyla henüz yeni durumda oluşu hususu birlikte değerlendirildiğinde savunmaya değer verilerek davacıya ait altınların davalı tarafından bozdurulduğu ancak kooperatif hissesinin edinilmesinde değil, davalı adına alınan aracın alımında kullanıldığının kabulü gerekir. Bu durumda altınlarla ilgili önceki araca ait belgeler de getirtilerek dava konusu araç bakımından meydana getireceği değer artış payı usule uygun şekilde hesaplanmalıdır. Bu durumda kooperatif üyeliği yolu ile edinilen 4 numaralı meskenle ilgili olarak yapılan hesaplamaların da yeniden yapılması gerekmektedir. Bu hesaplama yapılırken dosya arasına gelen yazı cevapları, teknik bilirkişi raporundaki açıklamalar ve sunulan aidat ödeme dekontları ile yeni aidat ödemeye ilişkin karar alınmakla birlikte bu karar tarihi sonrası daha fazla aidat ödemesi yapıldığını gösteren davalı tarafından sunulmuş herhangi bir belge veya makbuz olmaması karşısında hesaplamada mal rejimi sona erdiği 15.08.2007 tarihi itibarıyla meskenin %80 bitmiş durumda olduğunun ve toplam 107.400 TL aidat ödemesi üzerinden mal rejimi sona ermeden önce ödenen aidat ödemesinin ise 58.740 TL olarak dikkate alınması gerektiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece hükme esas alınan 18.10.2012 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu her bir malvarlığı için edinme tarihleri de gözetilerek ayrı ayrı değerlendirme ve hesaplama yapılması gerekirken genel kuraldan hareket edilerek bir hesaplama yapılmıştır. Bu şekildeki hesaplama usule aykırı olup denetimden de uzaktır. Dosyada 14.02.2012 tarihli bilirkişi raporu ise yöntem olarak ayrı değerlendirme içerdiğinden doğru olup, az yukarıdaki açıklamalar da gözetilerek bu bilirkişi raporunda gösterildiği şekilde değer artış payı ve katılma alacağı hesabının yapılması gerekir. Hatalı değerlendirme ve eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkeme kararında taleple bağlı kalınarak 110.000 TL'ye hükmedilmesi, bu miktarın hangi malvarlığı için ne kadar alacağı içerdiğinin hükme esas
......
alınan bilirkişi raporundan net olarak anlaşılamaması gözetildiğinde bir kısım yerinde görülen kabuller bakımından onama yapılma imkanı bulunmadığından hükmün tümü bakımından bozma sevk edilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 990,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 1.878,55 TL peşin harcın davalıya iadesine, 12.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.......
Full & Egal Universal Law Academy