........
... İle Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair......... verilen 27.06.2012 gün ve 129/163 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı dava dilekçesinde; 191 ada 83 sayılı parselin uzun yıllardan beri miras bırakanları ile kendisinin zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu, aralıksız çekişmesiz ve malik sıfatıyla zilyet olduğunu, Hazine'yle bir ilgisi olmadığı halde kadastro çalışmaları sırasında kendisine ait 20 dönümlük yerin Hazine adına belirtilen parsel numarasıyla tespit ve tescil edildiğini açıklayarak Hazine adına bulunan tapu kaydının iptali ile adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kazanma koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle 191 ada 83 parselin tapu kaydının iptaline, teknik bilirkişi......... 20.06.2012 tarihli raporlarında ve ekli krokide B harfiyle işaretli 19.405,46 m2 yüzölçümlü taşınmaz bölümü hakkındaki davanın kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Hükmün, kabule ilişkin bölümü; davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından, davalı Hazine temsilcisinin aşağıda belirtilen husus dışındaki sair temyiz itirazları yerinde bulunmadığından reddine. Ancak, dava; TMK'nun 713/1, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil istemidir. Mahkemece, uyuşmazlık konusu taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesindeki norm sınırlamaları dikkate alınarak taşınmazın 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Kanunu uyarınca sulu veya kuru tarım arazisi niteliğinde olup olmadığı hususu üzerinde yeterince durulmadan hüküm kurulması doğru olmamıştır. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 3. maddesinin J bendi hükmüne göre ''Sulu tarım arazisi: Tarımı yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, su kaynağından
.......
alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir şekilde karşılandığı araziler'' şeklinde tanımlanmıştır. Taşınmazın kuru-sulu niteliğinin belirtilen hüküm ve tanımlara göre yapılması gerekir. Zira anılan kanun hükmüne göre taşınmazın sulu arazi olarak tanımlanabilmesi için sulanabilir nitelikte olması yeterli bulunmaktadır. Bu açıklamalara göre, dava konusu taşınmazın çevresinde bulunan dereler ile tabi su kaynakları ve özellikle taşınmazda açılmış keson kuyu ya da sondaj kuyusu vasıtasıyla sulanıp sulanmadığının işin uzmanı bir bilirkişi vasıtasıyla belirlenerek arazinin sulu/kuru nitelikte olup olmadığının açıklığa kavuşturulması zorunludur. 3083 sayılı Yasa hükümlerine göre araştırma ve inceleme yapılması doğru değildir. Bu belirlemeler ancak taşınmaz ve çevresindeki dere ile arazi yapısı incelenerek arazinin kuru - sulu durumu belirlenip ona göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan ve yanlış soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile Usul ve Kanuna aykırı bulunan hükmün kabule ilişkin bölümünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 12.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
....