.........
Birim Genceli ile ... aralarındaki mal rejiminden kaynaklanan davalar katılma alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ............. Mahkemesi'nden verilen 03.04.2013 gün ve 721/265 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 19.11.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı ... (Genceli) bizzat ve vekili Avukat ... geldi. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
......
Davacı ... vekili, taraflar arasında boşanma davası olduğunu, davalının altı yıllık evlilik yaşantısı boyunca düzenli bir işte çalışmadığını, ailenin maddi ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde gelir elde etmediğini, düğünde takılan ziynet eşyalarının iade edileceğini vaad ederek altınları bozdurduğunu, düğün masrafları ile evde bulunan eşyaları almak için harcadığını, kendisinin halen işletmeci olarak çalıştığını, 2004 yılında davalı adına kayıtlı ..... 142 parselde 28 numaralı dairenin 110.000 TL'ye alındığını, 3.000 TL'sini bir yakın dostlarının bağışladığını, 60.000 TL'sinin davacının babasının ve iş çevresinin yardımı, bakiye 50.000 TL'nin ise ....... Bankadan çekilen kredi ile ödendiğini, evin tamamen yenilendiğini, yenileme masraflarının davacının anne ve babası tarafından karşılandığını, sonrasında davacının ailesinin tadilat masrafını karşılayabilmek için anne......adına kayıtlı taşınmazın ipotek ettirildiğini, davacıya bağış olmak üzere 50.000 TL de kredi çektiğini, davacının kişisel mallarından edinilmiş mala aktarma yapıldığını, ayrıca 2008 model wolksvagen jetta marka aracın da çocuğa hediye edilen altınlarla 7.000 TL, bakiye 27.000 TL için de kredi çekilerek alındığını açıklayarak fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere taraflar arasında 5.7.2002 tarihinden itibaren edinilen malların tasfiyesi ile davacının katılma alacağı ve değer artış payı, denkleştirmeden kaynaklı alacakları için şimdilik 10.000 TL'nin faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 12.09.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile hem talebini 170.000 TL'ye yükseltmiş, hem de davalıya
......
iade edilmek üzere verilen ve davalının borçlarda kullandığı ziynet eşyalarının aynen, olmazsa bedeli 46.554 TL'nin faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davalının evlilik süresince turizm sektöründe yiyecek içecek müdürü olarak çalıştığını, sektör gereği zaman zaman iş değiştirmekle beraber uzun süreli işsiz kalmadığını, davacının babasının işyerinin internet sitesinin dahi davalı tarafından yapıldığını ve ek ücret elde edildiğini, davacının ise aylık gelirinin büyük kısmını kendi ihtiyaçlarına harcadığını, davacının yaptığı harcamalar sebebiyle evin cebri icra tehdidi ile karşı karşıya kalmaması için davalının aile dostlarından 20.000 TL borç alarak kredi kartlarını kapattığını, dava konusu taşınmazın alımında davalının evlenmeden önce edinmiş olduğu ...... Mahallesi 3521 ada 19 parseldeki 25 numaralı daireyi 60.000 TL'ye satıp, bu satımdan elde edilen gelirin kullanıldığını, kapora olarak verilen 3.000 TL'nin davacı yanca yapılan bir bağış değil, evlilik birliğine yapılmış bir hediye olduğunu, davacının babası tarafından ödendiği iddia edilen bedelin miras kalan evini satması sebebiyle elde edilen bedel olup, evin alımında kullanılmak üzere alım-satım işleri ile ilgilenen davacının babasına (yanında çalışan işçisine) eft ile havale edildiğini, davacı yanın ailesi tarafından evin tadilatı için yaptıkları ödemenin peyder pey kendilerine ödendiğini, çekilen kredinin ise davacının ailesinin işyerinin masraflarında kullanıldığını, yapılan kredi başvurusu evrakları incelendiğinde durumun ortaya çıkacağını, aracın kredi kullanılmak suretiyle davalı tarafından alındığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur
Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 73.864 TL. katılım alacağının hüküm tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, davacı tarafın diğer taleplerinin ve ıslah dilekçesinde belirtildiği şekilde ziynet eşyalarının aynen iadesi, olmadığında ise bedelinin iadesi taleplerinin kanıtlanmaması nedeniyle ayrı ayrı reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar 05.07.2002 tarihinde evlenmiş, 29.08.2008 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 13.09.2011 tarihinde kesinleşmesi üzerine boşanmışlardır. Başka mal rejimi seçilmediğinden eşler arasında evlenme tarihinden mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK. m. 202, 225). Dava konusu 3229 ada 142 parseldeki 28 numaralı mesken 27.10.2004, 34 BG 212 plakalı araç ise 16.07.2007 tarihinde satın alınarak tapu ve trafikte davalı ... adına tescil edilmişlerdir.
Dava konusu ziynetlerin, davalı tarafından daha sonra yerine konacağı söylenerek istendiği ve davacı tarafından verildiği, davalının bu ziynetleri bozdurarak kredi borçlarının ödenmesinde kullandığı iddia edilmiş, davalı ise ziynetleri almadığını, davacının ailesine ait kasada, davacının ailesinde olduğunu savunmuştur. Mahkemece, ziynet eşyalarının davalı tarafından harcandığı iddiasının boşanma dosyasındaki davalının gelirinin yüksek olduğu yönündeki beyanlarına aykırı olduğu, boşanma dosyası içeriği incelendiğinde altınların davalı tarafından alınıp harcandığı iddiasının da hayatın akışına uygun düşmediği, davalı taraf da bunu kabul etmediğinden altınların davacıda olması gerektiği gerekçesi ile bu talebin reddine karar verilmiştir. Toplanan deliller ile sunulan belgelere göre davacının ziynetlerin varlığını ispat ettiği kabul edilebilirse de bu ziynetlerin davalı tarafından alınarak kullanıldığı ispatlanamadığından, hayat deneylerine göre bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesi olağan bulunduğundan ziynetlerle ilgili verilen ret kararı yerindedir. Davacı vekilinin ziynetlere yönelen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ziynetlerle ilgili bölümünün ONANMASINA,
.....
Dava dilekçesi ve dosya kapsamına göre..... plakalı araçla ilgili olarak davacının değer artış payı ve katılma alacağı isteğinde bulunduğu, diğer anlatımla dava konusu yapıldığı anlaşıldığına göre, bu araç yönünden taraf delillerinin toplanıp değerlendirilerek taleple ilgili olumlu olumsuz bir hüküm kurulması gerekirken Mahkemece bu aracın dava konusu olduğu gözden kaçırılarak araçla ilgili herhangi bir hüküm kurulmaması, gerekçe kısmında da araçtan sözedilmemesi doğru değildir.
Diğer dava konusu 3229 ada 142 parseldeki 28 numaralı meskenin ise taraf kabulleri ile dosyada bulunan belgelere göre 27.10.2004 tarihinde 110.000 TL'ye alındığı ve bu alımda 50.000 TL banka kredisinin kullanıldığı açıktır. Bu durum Mahkemeninde kabulündedir. Ancak Mahkemece, bu meskenin bakiye 60.000 TL'sinin davalının kişisel malı niteliğindeki önceki evinin satışından gelen para ile karşılandığı kabul edilmiş, bilirkişiden rapor alınmadan resen yapılan oranlama ve hesaplama ile yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Mal rejiminin tasfiyesi davalarında bilirkişi raporuna başvurulmadan Mahkeme hakimi tarafından hesaplama yapılabileceğinde kuşku yoktur. Ancak davadaki taleplerin karmaşıklığı ve teknik hesaplamalar gerekmesi sebebiyle konusunda uzman bilirkişilerden alınacak raporun Mahkeme hakimi tarafından denetimi yapıldıktan sonra karar verilmesi uyuşmazlığın doğru ve en kısa şekilde sonuçlandırılmasında önem arzetmektedir. HMK’nun 266.maddesinde de çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişiye başvurulacağı, genel ve hukuki bilgi ile çözülebilecek konularda ise bilirkişiye başvurulamayacağı yazılıdır. Bu nedenle olayın özelliği de dikkate alındığında özel ve teknik hesaplama gerektiren talep bakımından bilirkişi raporu alınmasında fayda bulunmaktadır.
Mahkeme hakiminin yaptığı hesaplamada, davalının önceki evin satışından geldiği anlaşılan 60.000 TL'nin tamamının davalının kişisel malı olarak hesaba dahil edildiği görülmektedir. Davalıya ait önceki evin satışından gelen paranın dava konusu taşınmazın alımında kullanıldığı taraflarca kabul edilmektedir. Ancak dosyada bulunan havale makbuzu ve banka ekstresinde davalı tarafından davacının babasına ödenmek üzere 55.000 TL havale edildiği, taşınmazın alımında 3.000 TL kapora ve 2.000 TL tapu masrafının ise sunulan komisyon sözleşmesine göre alıcı Birim Genceli tarafından ödendiği belirlendiğine göre alımda 55.000 TL'nin davalının, 5.000 TL'nin ise davacının kişisel malı olarak hesaplamada dikkate alınması gerekir. 60.000 TL'nin tamamının davalının kişisel malı olarak düşünülmesi hatalıdır. Diğer yandan dosyadaki belgelerden davacı tarafından ailesinin Bankadan kredi olarak çektiği 55.000 TL'nin evin tadilatında kullanıldığı iddia edilmiş, davalı ise beyanlarında tadilata 21.000 TL harcandığını bildirmiştir. 18.01.2013 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, tadilatla ilgili malzeme ve işçilik giderleri kalem kalem hesaplanarak toplam 34.650 TL olduğu açıklanmıştır. Mahkemece, bu tadilat giderlerinin davacının ailesi tarafından çekilen kredi ile karşılandığı ancak çekilen kredinin tümünün tadilat için harcandığı ispat edilemediğinden ayrıntılı bilirkişi kurulu raporundaki tadilat değeri 34.650 TL'nin de davacının değer artış payı olarak hesaplamaya katılması gerekirken tadilatla ilgili harcanan bedel açısından hiçbir hesaplama yapılmaması ve davacının bu talebi ile ilgili de hüküm kurulmaması doğru olmamıştır. Açıklanan ilkelere göre davacı tarafın gerek araç gerekse 28 numaralı meskenle ilgili değer artış payı ve katılma alacağının yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak hesaplanması, bu hesaplamada gerekirse konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan rapor alınması gerekir.
.......
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün araç ve meskenle ilgili alacak isteği bakımından 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 24,30 TL onama harcın peşin harçtan mahsubu ile artan 2.077,15 TL'nin istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 19.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.....
Full & Egal Universal Law Academy