MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... (ölü) dahili davacılar ... ve müşterekleri ve dahili davalılar ... ve müşterekleri ile ... (ölü), ... (ölü), ... (ölü) aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ...2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 28.01.2008 gün ve 14/16 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılardan ..., ..., ... ve ... vekili, dahili davacı ... vekili ile davalı ... vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, dava dilekçesinde ve yargılama oturumlarındaki beyanlarında özetle; dava konusu 1470 ada 1 nolu parselin 4/7 payının vekil edeni adına, geri kalan 3/7 payın da davalılar ..., ... (ölü) ve Ayşe (ölü) adlarına 1/7'şer hisseyle tapuda kayıtlı bulunduğunu, dava konusu taşınmazın tamamının 1955 yılından beri davacının nizasız, fasılasız zilyetliğinde olduğunu, davalı tapu maliklerinin kim olduklarının tapu kaydından anlaşılamadığını, civarda bu şahısları kimsenin tanımadıklarını, TMK.713. madde koşullarının davacı lehine gerçekleştiğini iddia ederek, davalılar adına tapuda kayıtlı bulunan 1470 ada 1 nolu parselin 3/7 payının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Dahili davalılar ... ve arkadaşları, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; Nüfus kayıtlarına göre, tapu maliklerinden ......'ın 19.05.1994 tarihinde vefat ettiği, mirasçı olarak...'in kaldığı ve dahili davalı olarak kendisine usulüne uygun davetiyenin tebliğ edildiği, ......’ın gerek bilinip tanınan kişilerden olması, gerekse ölüm tarihi ile dava tarihi arasında 20 yıllık sürenin tamamlanmamış bulunması nedeniyle bu davalı açısından tapu kaydının hukuki değerini yitirmediği, tapu kayıt maliki ...kızı ...... açısından TMK.713/2 maddesindeki hiç bir halde zilyetlikle kazanılma koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davalı ...İncecan hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılardan ...’ın veraset belgesine göre bu kişinin 26.04.1928 yılında vefat ettiği, son tapu kayıt maliki ...’ın 12.09.1943 yılında öldüğü, dosyada mevcut, veraset belgeleri ve nüfus kayıtlarından anlaşılmakla bu tapu maliklerinin hisseleri açısından TMK.nun 713/2 madde uyarınca taşınmazın zilyetlikle kazanılması için gerekli diğer koşul yani tapu kaydının değerini yitirmesi gerçekleşmiş olduğundan davanın kısmen kabulü ile dava konusu 1470 ada 1 parselde ..., ... (ölü) adlarına kayıtlı olan 2/7 hisselerin iptaliyle bu payların davacı ... mirasçıları adına miras payları oranında tapuya tesciline karar verilmiştir.
Hükmün, redde ilişkin bölümü dahili davacı ... vekiliyle dahili davacılar ... ve arkadaşları vekili tarafından; kısmen kabule ilişkin bölümü de dahili davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu, 8296,04 m2 yüzölçümündeki ve tarla niteliğiyle davacı ve davalılar adına müşterek mülkiyet şeklinde tapuda kayıtlı bulunan 1470 ada 1 parsele ait kadastro beyannamesindeki bilgilere göre; 17.05.1957 tarihli tapu kaydı ile 4/7 payın ... (davacı) ve K.Evvel 1934 tarih 1611 sıra numaralı tapu kaydıyla da geriye kalan 1/7'şer payın ..., ...ve ... (davalılar) adlarına tapuda kayıtlı bulunduğu, revizyon gören tapu kaydının nizalı parsele uygulandığı ve tapu maliklerinin hisseleri nispetinde zilyetliklerinde olduğu gerekçesiyle 4/7 payın davacı ve 1/7'şer payın da davalılar adına 04.04.1970 tarihinde tespitine karar verildiği ve kadastro tutanağının itiraz edilmeden 25.01.1971 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Dava dosyası arasında bulunan ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 25.07.2007 tarih, 2007/187-261 Esas ve Karar sayılı dosyasında yazılı bulunan bilgilere ve son tapu kaydına göre: Davacılar ... ve arkadaşlarının, davalı Tapu Müdürlüğü aleyhine açtıkları "Tapuda Soyadı ve Baba Adı İlavesi" davasının yapılan yargılaması sonunda, davanın kabulüne, 1470 ada 1 parsel sayılı taşınmazın malik hanesinde yazılı bulunan ...ibaresinin "... Hasan oğlu" olarak, ...ibaresinin "...... ...kızı" olarak düzeltilmesine ve bu şekilde tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği, bu kararın temyiz edilmeden 18.09.2007 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen bu karara uygun olarak tapu kaydında gerekli görülen düzeltmenin yapıldığı anlaşılmaktadır.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, davacı vekili TMK.nun 713/2. maddesine dayalı olarak “maliki kim olduğu anlaşılamayan” hukuki sebebine dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunduğuna, davalı 1/7 pay tapu maliki "...... ...kızı" nın, kim olduğunun dava konusu 1470 ada 1 parsel sayılı taşınmaza kadastro çalışmaları sırasında uygulanan Kanuni Evvel 1934 tarih ve 1611 sıra numaralı tapu kaydından ve dosya arasında bulunan mirasçılık belgesi ile nüfus kayıtlarından anlaşıldığına, bu tapu maliki ......'ın 19.05.1994 tarihinde ölmüş olup, mirasçısı ...'nın usulüne uygun olarak davaya dahil edildiği anlaşıldığına ve bu tapu malikinin kim olduğu anlaşıldığına göre, dayanılan hukuki sebep yerinde olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, tapu maliki ...'nin öldüğü 1994 tarihinden dava tarihine kadar kazanma süresinin dolmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değil ise de, hüküm redde ilişkin olup sonucu itibariyle doğru bulunduğundan dahili davacı ...vekiliyle dahili davacılar ... ve arkadaşları vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün redde ilişkin bölümünün ONANMASINA,
Dahili davalı ...'ın hükmün kısmen kabulüne yönelik temyiz itirazlarına gelince; Dava, TMK.nun 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK.nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yazılı bulunan kanun maddesindeki her iki neden de ayrı davaların konusudur. 4721 sayılı TMK.nun 713/2 maddesindeki ölüm nedeni Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 tarih 2009/58 Esas 2011/52 sayılı kararının, 27.03.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ilamıyla iptal edilmiştir. Artık, yasa metninde ölüm nedenine dayalı bir dava türü kalmamıştır.
Davacı vekili ve davacı yargılama sırasında ölmekle usulüne uygun olarak davaya dahil edilen mirasçıları vekili; “malikin tapu kütüğünden anlaşılamaması” nedenine dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.Kanunun açık hükmü dikkate alındığında tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu sicilinden (kütüğünden) çıkarılmasının imkansız olmasıdır (Yargıtay HGK.nun 10.04.1991 tarih 1991/8-51 Esas, 194 Karar ve 15.04.2011 tarih 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilamları). Genel olarak, gerekli dikkat ve özeni gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerekir. Ayrıca, tapu kütüğünde malik sütununun boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması, soyut ve nam-ı müsteni adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması gibi durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malik,tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs değildir.
Somut olayda; uyuşmazlık konusu 1470 ada 1 nolu parsel 25.01.1971 tarihinde kesinleşen kadastro çalışmalarında, 17.05.1957 tarihli tapu kaydı ve K.Evvel 1934 tarih 1611 sıra numaralı tapu kayıtlarına dayalı olarak, paylı mülkiyet şeklinde 4/7 payı davacı ... ve 1/3'er payı da davalılar adına tespit ve tescil edilmiştir. Dosya arasında bulunan mirasçılık belgeleri ve nüfus kayıtlarına göre de, tapu maliklerinden 1864 doğumlu ... 26.04.1928 tarihinde, oğlu tapu maliklerinden ... 12.09.1943 tarihinde ölmüş olup, bu tapu maliklerinin mirasçıları yargılama sırasında davaya dahil edilmiş ve bu şekilde usulüne uygun olarak taraf teşkili sağlanmıştır. Kısmen kabulü temyiz eden ..., tapu maliklerinin torunu olmakla ve tereke elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi bulunduğundan bu mirasçı lehine olacak kararın tüm mirasçıları da kapsayacağı tartışmasızdır. Açıklanan tüm bu maddi olgular ve hukuki bilgiler ışığında, dava konusu pay maliklerinin kim olduklarına ilişkin bilgi ve belgelerin tapu kütüğünden çıkarılması ve saptanması mümkün olduğundan, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kanun maddesine yanlış anlam yüklenerek, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır.
Dahili davalı ...'ın, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile Usul ve Kanuna aykırı bulunan Yerel Mahkeme hükmünün kabule ilişkin bölümünün, 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan
1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 15,60 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılar ve dahili davalı ...'e ve 93,40 TL peşin harcın da istek halinde dahili davalı ...'a ayrı ayrı iadesine 12.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy