......
...... aralarındaki istihkak davasının reddine dair .........verilen 26.03.2013 gün ve 520/218 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 26.11.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili Avukat ... ve karşı taraftan davalı vekili Avukat ... ...... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, ....... 2011/2064 sayılı takip dosyasında yapılan 15.09.2011 günlü hacze konu makinelerin davacı üçüncü kişi şirkete ait faturalı eşyalar olduğunu, borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, hacizden 17.09.2011 tarihi itibarı ile haberdar olarak doğrudan dava açtıklarını, 08.07.2009 günü yapılan eski tarihli haciz işlemi sırasında da borçluya ait haczi kabil malın bulunmadığının tespit edildiğini, sonradan borçlunun bu adresten taşınması üzerine üçüncü kişinin organik bağ içinde olduğu dava ve takip dışı ........ ile birlikte burasını boş olarak kiraladığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili davanın 7 günlük yasal hak düşürücü süre içinde açılmadığını, dava konusu haczin takip borçlusunun ticaret sicil kaydında geçen adresinde yapılması nedeni ile mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunu, sunulan faturanın istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli olmadığını ve istihkak iddiasının alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak ileri sürüldüğünü, iki şirketin birlikte hareket ettiklerini düşündüklerini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: dava konusu haczin takip borçlusunun ticaret sicilinde kayıtlı adresinde yapıldığı, adres değişikliğinin 06.12.2011 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiği, davacı üçüncü kişinin istihkak iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı "istihkak" davası niteliğindedir.
..
Takip borçlusu Şirket, dava konusu hacizden haberdar edilmemiş, İİK'nun 103. maddesi uyarınca gerekli bildirim yapılmamıştır. Diğer yandan aynı Kanun'un 96/1, 2. maddesindeki yasal prosedür de işletilmediğinden istihkak iddiasına karşı tutumu da belirlenememiştir.
Bu durumda yapılması gereken iş; öncelikle, borçlu Şirketi davaya dâhil ederek taraf teşkilini sağlamak, bundan sonra tarafların toplanacak tüm delillerine göre işin esası hakkında bir karar vermek olmalıdır.
Kabule göre de; dava konusu haciz, takibe dayanak senet üzerinde de gösterilen takip adresinde yapılmış olup, burada davacı üçüncü kişiden önce borçlu Şirket faaliyet göstermiştir. Esasen taraflar arasında bu konuda ihtilaf da bulunmamaktadır. Bu nedenle İİK'nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi borçlu, dolayısıyla alacaklı yararınadır. İspat yükü altında olan üçüncü kişi, karinenin aksini kanıtlamaya yönelik fatura sunmuştur. Faturanın gerçekliği, alıcı ve satıcı firmanın ticari kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile; mahcuzlara uygunluğu da keşif ve bilirkişi incelemesi ile tespit edilmeden davanın esastan reddine karar verilmesi isabetli değildir.
Diğer yandan istihkak davalarında dava değeri alacak miktarı ile hacizli malın değerinden hangisi az ise onun üzerinden belirlenir. Nispi vekâlet ücreti de karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca dava değeri üzerinden hesaplanmalıdır. Somut olayda dava değeri 36.607,01 TL olduğu halde vekalet ücretinin noksan hesaplanması da hatalı olmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekili ile davalı alacaklı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 990,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine
ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadelerine, 26.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
..........
Full & Egal Universal Law Academy