MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
...ile ..., Hazine ve ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 07.02.2012 gün ve 166/31 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelennmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ...Köyü Üçhüyükler mevkiindeki babasına ait taşınmazın bir bütün halinde 12.000 m² olmasına karşın; kadastro çalışmalarında 2000 m²'sinin davalı ...’a ait taşınmaz içerisinde kaldığını, 10.000 m²nin ise davalı Hazineye ait parselde bırakıldığını açıklayarak davalılar adına olan tapu kayıtlarının kısmen iptali ile kendi adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dava konusu 110 ada 62 parsel sayılı taşınmazın davalı ... tarafından yargılama devam ederken ...’ya tapu memuru huzurunda satılması nedeniyle davacı vekili HMK'nun 125. maddesi uyarınca yeni malike karşı davaya devam edileceğini beyan etmiştir.
110 ada 62 parselin çap maliki ...’ya dava dilekçesi tebliğ edilmiş, adı geçen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ..., davacının talebinin usule ve hukuka aykırı olduğunu, kadastro tespiti ve ilan süresinde davacının hakkını aramadığını, esasen, davacının kardeşi Nadir’in kadastro mahkemesine böyle bir dava açmış ise de takip etmediğini, tespitin doğru olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Davalı Hazine, kadastro tespitinin doğru olduğunu, davacının davasının reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, dinlenen yerel bilirkişiler beyanlarında, davacı ve atalarının dava konusu 110 ada 62 nolu parselde zilyetliklerini görmediklerini, ancak 10 yıl öncesinden itibaren bu yerin davalı kişi tarafından ekilip biçildiğini gördüklerini ifade ettikleri, dava konusu 110 ada 58 nolu parselin ise, bilirkişi ve tanıklar tarafından kime ait olduğunun bilinmediği anlaşılmakla ispat edilemeyen davanın reddine, davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ayrı ayrı 600'er TL'nin davacıdan alınarak davalılara verilmesine karar verilmiştir.
Hüküm, süresi içerisinde dilekçede yazılı nedenlerle davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2013/1414-6491
Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; dava konusu 110 ada 62 nolu parsele ilişkin kadastro tutanağının onaylı sureti getirilmiştir. Senetsizden, tarla niteliği ile, 2904.37 m² olarak 28.07.1993 tarihinde tam mülkiyet üzerine, ... oğlu ... ... adına tespit görmüş ve itirazsız olarak 23.09.1994 tarihinde kesinleşmiştir. Anılan parsele ilişkin getirtilen çap kaydının tashihen 15.01.2002 tarihinde ... oğlu ... adına tescilli olduğu görülmüştür. 110 ada 62 parselin tapu memuru huzurunda yapılan satışla 17.05.2006 tarihinde ... adına temlik edildiği görülmüştür. Dava konusu 110 ada 58 parsel senetsizden, orman niteliği ile, 252.4462.37 m² olarak, 28.07.1993 tarihinde Hazine adına tespit görmüş, itirazsız olarak 23.09.1994 tarihinde kesinleşmiştir. Eldeki dava ise, harcı alınmak suretiyle 05.04.2004 tarihinde açılmıştır. Mahallinde keşif yapılmıştır. Davacı tanığı dava konusu 110 ada 62 nolu parselin davacılara atalarından intikal ettiğini, uzun yıllardan beri davacı tarafından kullanıldığını, kadastro tespitine kadar davacıların tasarrufunda olduğunu, son iki yıldır davalı tarafından ekilip sürüldüğünü söylemiştir. Davalı tanıkları ise, 1985 yılından sonraki yıllarda davalı adına söz konusu taşınmazı ekip sürdüklerini söylemişlerdir. Kadastro bilirkişisi 1/5000 ölçekli kroki ve raporunu dosyaya sunmuştur. Ziraat bilirkişi raporuna göre dava konusu yer tarım arazisi niteliğindedir. 20.06.2011 tarihli ikinci keşifte, dava konusu 110 ada 62 ve 58 parsellerle ilgili olarak taraf tanıkları ile yerel bilirkişilerin beyanları alınmıştır. Orman bilirkişi 110 ada 58 nolu parselin 6831 sayılı Orman Kanunun 1. maddesindeki tanıma göre orman arazileri arasında olmadığını açıklamıştır. Değinilen hususlar tarafların ve Mahkemenin kabulündedir. Uyuşmazlık, dava dilekçesinde açıklandığı ve yargılamalar aşamasında araştırılmadığı üzere: davacının babasına ait olduğu halde babasının hayatta olup olmadığı belirlenmeden ya da babası tarafından sağlığında davacıya satış, bağış vs. yollarla özgülendiği açıklanmadan ya da ölmüş ise taksim ile davacıya kaldığı belirlenmeden davacının davada aktif dava ehliyeti olup olmadığı araştırılmadan deliller toplanıp hüküm kurulmuş ve parsellerle ilgili olarak ret kararı verilmiş ise de, sonuç itibariyle doğru olan Mahkeme kararının esasının açıklanan nedenlerle ONANMASINA,
Davacı, aynı dava dilekçesinde iki ayrı parselle ilgili olarak tek dava sebebine dayanılarak eldeki davayı açmış olup, davalı vekilleri yararına ayrı ayrı avukatlık ücreti takdir edilmiş ise de, davanın sebebi ve ret gerekçesi aynı olduğu anlaşılmakla kendilerini vekil ile temsil ettiren her bir davalı için ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır.
Davacılar vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile Mahalli Mahkeme kararının vekalet ücreti bölümünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 21,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 3,15 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 02.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy