MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tescil
... ve ... ile ..., ... ve ... aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 12.10.2010 gün ve 332/389 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar ... vekili, ... vekili ile ... vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili,1580 sayılı parselin doğusunda bulunan ve dava dilekçesinde sınırları gösterilen taşınmazın, babasından kaldığını, 35-40 yıldan fazla süre tarım arazisi olarak tasarruf edildiğini, ancak, kadastro sırasında bu kısmın tespit dışı bırakıldığını açıklayarak bu yerin vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, ... vekili ile ... vekili ayrı ayrı yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.Mahkemece, kazanma koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne, teknik bilirkişi raporunda gösterilen 3.080,71 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalılar ..., ... ile ... vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.Toplanan deliller ve dosya kapsamından; dava konusu yerin miras bırakandan kaldığını ileri sürülerek istekte bulunulduğu anlaşılmaktadır. Dosya içerisindeki nüfus kayıtlarına göre, davacının miras bırakanı İlyas Koçak,17.11.1994 tarihinde ölmüştür. Miras bırakanın ölüm tarihine göre terekesi elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olup; gerek dava dilekçesi, gerekse yargılama sırasında taksim hakkında bir açıklama yapılmamıştır. TMK.nun 701.maddesinde; “Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti elbirliği mülkiyetidir” şeklinde tanımlanmıştır. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların tereke malları üzerinde belli pay veya payları olmayıp hakları taşınmazın tamamı üzerine yayılmış olup terekenin tamamını kapsar. Aynı kanunun 702.maddesinde topluluk devam ettiği sürece tasarrufi işlemlerde tüm ortakların oy birliğiyle karar vermeleri gerektiği belirtilmiştir. Dava açmakta tasarrufi bir işlem olduğuna göre, mirasçılardan birisinin tek başına dava açması mümkün değildir. Başka bir anlatımla, bir mirasçının elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi bir taşınmaz üzerinde tasarruf da bulunma yetkisi bulunmamaktadır. Mirasçılardan birisinin açtığı dava diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından ve aynı zamanda onlar adına da dava açılmadığından, davaya diğer mirasçıların katılması (olurlarının alınması) veya TMK.nun 640.maddesi uyarınca miras ortaklığına temsilci tayin edilmek suretiyle davaya devam edilmesi mümkün değildir. Davacının böyle bir dava açma yetkisi bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak işin esasına girilmek suretiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davalılar ..., ... ile ... vekillerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair hususların incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanunun 12.maddesine göre davalı ...'nden harç alınmasına yer olmadığına ve 782,75 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı ... Başkanlığına iadesine, 28.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy