.......
Davacı ... ile davalı ... ve dahili davalılar....... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen reddine ve kısmen kabulüne dair......... Mahkemesi'nden verilen 03.05.2012 gün ve 27/283 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi dahili davalı ... vekili ile davalı ... vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde ve yargılama oturumlarındaki beyanlarında; müvekkili olan davacı ...'in davalı ...'den ..........824 parsel sayılı taşınmazdaki 4819/32000 hissesinin 1080 m2'ye karşılık gelen zeminde sınırları belli, sabit ve bağımsız olan 1080/32000 hissesini, 1986 yılında tapulu yerden bulunan yerin haricen satın alındığını 1.000.000 TL bedelle satın aldığını, ödemeyi nakden ve peşin olarak yaptığını ve taşınmazın sınırları belirlenerek teslim edildiğini, 1080 m2 olarak taşınmazın halen bu sınırlar ve ölçüler sabit olarak ve davacı tarafından kullanıldığını, 2000 yılında müvekkili davacının bu taşınmaza 145 m2 oturumlu ev inşaatına başladığını ve zaman içerisinde bodrum ve zemin kat inşaatını tamamladığını ve ikinci katın direklerinin dikildiğini, ancak davacının satın aldığı taşınmazın tapu kaydında maliki gözükmediğinden inşaat ruhsatı alamadığını, davacının 05.08.2003 tarihinde davalı ile görüşerek aralarındaki iş bu taşınmaz satışına ilişkin "senettir" başlıklı ve muhtar tasdikli belgeyi düzenlediklerini ve imzaladıklarını, bu belgede satış değerinin günün şartlarına göre beş milyar olarak belirlendiğini, aslında noterde taşınmaz satış vaadi senedi düzenlemek istediklerini, noterin hisseden hisse satışı olmaz dediği için yapamadıklarını, müvekkilinin 1986 yılında haricen satın aldığı taşınmazdaki zilyetliğinin bu güne kadar nizasız ve fasılasız olduğunu, mağdur durumda olduklarını belirterek, 1080 m2'lik taşınmazın davacı adına tam ve bağımsız mülkiyet olarak tesciline, olmadığı takdirde davalı ...'nin tapudaki 4819/32000 hissesinin 1080/32000 hisselik kısmının iptali ile 1080/320000 hisse olarak davacı adına tesciline karar verilmesini, olmadığı takdirde terditli olarak muhik tazminat mukabili tescil talep etmiştir.
Davalı ... vekili; müvekkilinin okuma yazması ve imzası olmadığını, böyle bir belgeyi anlamını bilerek imzalamadığını, para almadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
........
Dahili davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu 824 parsel sayılı taşınmazın 2362/32000 hissesinin kurumlarınca.........kapsamında 02.04.1975 tarihinde satın alındığını, söz konusu 2362/32000 hissenin kurumlarına ait olduğunu, taşınmazın diğer hissedarları arasındaki hukuki sözleşme veya uyuşmazlıkların kurumları açısından herhangi bir bağlayıcılığı olmadığını belirterek, Botaş yönünden davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, dava konusu 824 nolu parselde davalı ...’nin 4819/32000 hissesinden davacıya fiilen zilliyetliğini teslim ettiği ve sattığı 634,58 m2 yere tekabül eden 634/32000 hissesinin iptali ile davacı adına tesciline, dava konusu ......... 128 nolu parselde davalı ...’nin 85/40000 hissesinden davacıya fiilen zilliyetliğini teslim ettiği ve sattığı 205,15 m2 yere tekabül eden 234/40000 hissesinin iptali ile davacı adına tesciline, Fen bilirkişi raporlarında A, B, G ve F harfleri ile gösterilen yerde bahçe ve beton örme binanın davacı tarafından yapıldığının tapuya şerh edilmesine, karar verilmiştir. Hükmün; kısmen kabule ilişkin bölümü, davalı ... vekili ve vekalet ücretine ilişkin bölümü de dahili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz konusu.........köyü 35078 m2 miktarındaki 128 parsel, 22.01.1967 tarihinde hükmen........... müşterekleri adına paylı mülkiyet hükümlerine göre kayıt ve tescilli iken, intikal ve pay satışlarıyla tapuda temlik edildiği, davalı ...'nin 29.02.1980 tarihinde "Alım" suretiyle parselde 85/40000 müşterek payının bulunduğu ve yine dava konusu ....... köyü 32008 m2 miktarındaki 824 parsel de davada yer almayan 3. şahıslar adına paylı mülkiyet hükümlerine dayalı olarak tapuda kayıtlı iken, davalı ...'nin 29.02.1980 tarihinde "Alım" suretiyle parselde 6819/32000 paya sahip olduğu ve halen davalı ...'in 04.05.1982 tarihinde yapılan satış sonrasında 824 parselde 4819/32000 müşterek payının bulunduğu tapu kayıtlarından ve dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Olayları anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak ise, HMK'nun 25, 26, 31 ve 33. maddeleri (1086 sayılı HUMK'nun 74, 75 ve 76. maddeler) gereğince, Hakime aittir. Ancak, 6100 sayılı HMK'nun 26.(1086 sayılı HUMK.nun 74.) maddesine göre hakim taleple bağlıdır ve talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Dava dilekçesindeki talep; 824 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olup, harçlandırılmak suretiyle bu parsel üzerinden tapu iptali ve tescil isteğinde bulunulmuş ise de, yargılama aşamasında bu parselin yanında bulunan 128 parselde de davacının talep ettiği yerin bir kısmının bulunduğu belirlendikten sonra usulüne uygun ıslah dilekçesi verilmeden ve ıslah harcı yatırılmadan yargılama tamamlanmıştır. Bu durumda usulüne uygun harç yatırmak suretiyle 128 parsel hakkında bir talep olmadığı ve Fen bilirkişi raporlarında A, B, G ve F harfleri ile gösterilen yerde bahçe ve beton arme binanın davacı tarafından yapıldığının tapuya şerh edilmesine yönelik bir talep olmadığı halde, mahkemece talebin aşılması suretiyle 128 parsel ve tapuya şerh hususunda karar verilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan; davacının satın alma tarihleri itibarıyla (1986 ve 2003) dava konusu 824 parsel ve temyiz konusu 128 parsel paylı mülkiyet şeklinde tapuda kayıtlı bulunmaktadır. Davacının dayandığı haricen düzenlenen senet ile 1080 m2 miktarındaki 128 ve 824 parsel içindeki bölümleri davalı ...'den satın aldığı anlaşılmaktadır. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, tapuda kayıtlı taşınmazların harici satışı TMK'nun 706, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 237 (818 sayılı BK’nun 213.m, 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60 ve 89. maddeleri gereğince resmi şekilde yapılmadıkça hukuken
..........
geçerli bir sonuç doğurmaz ve satın alana herhangi bir hak bahşetmez. TMK'nun 706. maddesinde öngörülen resmi şekil bir ispat şartı olmayıp bir geçerlilik şekil şartıdır. Bu husus 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 237. maddesinde “Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için resmi şekilde düzenlenmesi şarttır” şeklinde açıklanmıştır. Bu nedenle davacı tarafın resmi memur önünde yapılmayan harici satış senetlerine değer verilemez ve buna dayalı olarak iptal ve tescil isteğinde bulunulamaz. Tapulu taşınmazda sürdürülen zilyetliğin de herhangi bir hukuki sonucu bulunmadığından ayrıca, davacı tarafın muhik tazminat karşılığında tescil isteği de çapı taşınmazlarla ilgili olarak dinleme olanağı yoktur. Hal böyle olunca, değinilen yasa maddeleri ve yerleşmiş içtihatlar gözardı edilerek yazılı olduğu üzere iptal ve tescili ile tapuya şerh kararına hükmedilmesi doğru olmamıştır. Davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya ve yerleşmiş içtihatlara aykırı olan Yerel Mahkeme kararının 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK'nun 388/4., HMK m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine, 311,75 TL peşin harcın istek halinde davalı ...'ye iadesine, 21,15 TL peşin harcın istek halinde Botaş Genel Müdürlüğüne iadesine, 26.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
........
Full & Egal Universal Law Academy