MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVATÜRÜ: İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı alacaklı vekili, ... 2. İcra Müdürlüğü'nün 2012/7197 sayılı takip dosyasında 13.11.2012'de trafik kaydına haciz konulan ... plaka sayılı aracın, aynı gün fiili olarak da haczedildiğini, bu sırada üçüncü kişi şirketin istihkak iddiasında bulunması karşısında İcra Müdürü'nün İİK'nun 99. maddesini uygulayarak dava açması konusunda alacaklı tarafa süre verdiğini, bu nedenle dava açmak zorunda kaldıklarını belirterek davanın kabulü ile haczin geçerli kabul edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı üçüncü kişi ve borçlu vekili, İcra müdürlüğü kararının yerinde olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.Mahkemece toplanan delillere göre; "borçlu adına kayıtlı ... plaka sayılı aracın trafik kaydına haciz konulduğu, 13.11.2012'de bir kısım menkul ile birlikte söz konusu aracın da fiilen haczedildiği, bu sırada üçüncü kişinin istihkak iddiasında bulunduğu, aracın borçlu adına kayıtlı olması nedeni ile İİK'nun 99. maddesinin uygulanmasına yönelik müdürlük kararının hatalı olduğu" gerekçesi ile davanın kabulü ile İİK'nun 99. maddesinin uygulanmasına yönelik icra müdürlüğü kararının iptaline karar verilmiş; hüküm, davalı üçüncü kişi ve borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) Mahkemece hazırlanan tensip tutanağında, gerekçeli karar başlığında ve hatta içeriğinde dava türü istihkak olarak nitelendirilmiş, ancak hüküm sonucunda davanın kabulüne denildikten sonra İcra Müdürlüğü'nün alacaklı tarafa dava açması konusunda süre verilmesine yönelik işleminin iptaline denilerek hükmün infazında tereddüt yaratılmıştır.Oysa ki hüküm sonucu kısmında isteklerin her biri hakkında verilen hükümle birlikte taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. (1086 sayılı HUMK'nun 388, 389. maddesi) Öte yandan Dairemizin ve Yargıtay'ın yerleşmiş görüşü de bu yöndedir. (Hukuk Genel Kurulu'nun 14.03.2007 gün, 2/183-126 sayılı kararı)
Gerçekten de; dava dilekçesi içeriğindeki anlatımdan ve talep sonucundan, uyuşmazlık konusunun, alacaklının İİK'nun 99. maddesi uyarınca "üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddi" isteminden ibaret olduğu anlaşılmaktadır.Dava konusu aracın borçlu adına kayıtlı olması nedeni ile İİK'nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olup, İcra Müdürlüğü'nün sehven İİK'nun 99. maddesini uygulaması ispat yükünün yer değiştirmesi sonucunu doğurmayacaktır.
Mahkemece yapılması gereken iş, süresinde açılan davanın esasına girerek taraflarca sunulan delilleri ispat yükü açısından değerlendirmek ve üçüncü kişinin istihkak iddiasının kabulü ya da reddine yönelik bir karar vermekten ibarettir. Kabule göre de; istihkak davalarının İİK'nun 97/11. maddesi gereğince genel hükümler dâhilinde basit yargılama usulüne tabi olması nedeni ile işin esasına yönelik kabul kararı verilmesi halinde, dava değeri (alacak miktarı ile hacizli malın değerinden hangisi az ise onun) üzerinden hesaplanacak nispi karar ve ilam harcı ile karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanacak nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hatalıdır. Diğer yandan üçüncü kişi ve borçlunun istihkak davasında zıt menfaatleri temsil etmesi karşısında Avukatlık Kanunu'nun 38/b maddesinde düzenlenen çatışan menfaatleri temsil yasağı da dikkate alınarak davalılar vekilinden sorulmak suretiyle, hangisinin vekili olarak duruşmayı takip edeceği konusunun açıklığa kavuşturulması ve diğer taraf adına da uyarılı davetiye çıkartılarak duruşmaları takip etme olanağının tanınması gerektiğinin dikkate alınmaması isabetli değildir.
2. Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı üçüncü kişi ve borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri gereğince BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 24.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy