.....
... ile ... aralarındaki katılma alacağı davasının karar verilmesine yer olmadığına dair .... verilen 14.06.2012 gün ve 371/385 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde; 1525 ada 23 parselde bulunan meskenin evlilik süresi içerisinde alındığını, davalı adına tapuda kayıtlı bulunduğunu açıklayarak edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan davaya konu evin davacının payına isabet eden 10.000 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini istemiş, 23.05.2012 tarihli ıslah dilekçesiyle de, istek miktarını 40.000 TL' ye yükseltmiştir.
Davalı vekili 29.11.2011 tarihli cevap dilekçesinde; davacının ev hanımı olduğunu bu nedenle katkısının olamayacağını, herhangi bir gelirinin bulunmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, “…davaya konu taşınmazın 14.10.2004 tarihinde taraflar evli iken alındığını, tarafların 25.02.2011 tarihinde boşandıklarını, davanın açıldığı tarihte katkı payına konu alacak davası kaynağı olan evin satışının daha önceden yapılmış olması nedeniyle mevcut olmadığı gibi, tasfiye edilecek alacağa konu bir evin bulunmadığını, satışın hileli olduğuna ilişkin tapu iptali ve tescil davasının da olmadığını…” gerekçe göstermek suretiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın davalı tarafından alındığına ilişkin tapu kaydı dosya arasında bulunmadığından söz konusu taşınmazın 01.01.2002 tarihinden önce mi, yoksa sonra mı alındığı bilinmediğinden mal rejimi konusunda nitelendirme yapma olanağı bulunmamaktadır.
Taraflar 31.08.2003 tarihinde evlenmiş, 03.07.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulü ve hükmün 25.02.2011 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Taraflar arasında, evlendikleri 31.08.2003 tarihinden boşanma davasının açıldığı 03.07.2009 tarihine kadar eşler tarafından başka bir mal rejimi de seçilmediğinden edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. (TKM. m. 202) Taraflar arasındaki mal rejimi TMK. nun 225/2. fıkrası uyarınca boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir.
.........
Dava konusu taşınmazın davalı adına tapuda kayıtlı bulunduğu taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Ancak davalı bu taşınmazı 08.02.2005 tarihinde yani boşanma davasının açıldığı 03.07.2009 tarihinden önce dava dışı teyzesi ......’a satmak suretiyle devretmiştir. Satışa ilişkin tapu kaydı dosya arasında bulunmakla birlikte davalının bu taşınmazı satın aldığına ilişkin ve satın alma tarihini gösterir tapu kaydı ile resmi akit tablosu dosya arasında bulunmamaktadır. Şayet taşınmaz 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden önce edinilen bir taşınmaz ise katkı payı alacağına konu olabileceği gibi bu tarihten sonra alınmış ise edinilmiş maldan kaynaklanan katılma alacağına da konu olabilir. Bu bakımdan öncelikle davalı tarafından satın alındığının anlaşılması için tapu kaydının getirtilip dosya arasına konulması zorunludur.
Bundan ayrı, mahkeme gerekçesinde, boşanma davasının açıldığı tarihte tasfiyeye tabi tutulacak malın elde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu gerekçe doğru bir gerekçe değildir. Şayet mesken edinilmiş mal ise TMK'nun 219/2-5. bendi uyarınca, “edinilmiş malların yerlerine geçen değerler”, de edinilmiş mal sayılmaktadır. Buna ikame değer denildiği gibi kaim değer de denilmektedir. Kural olarak, mal rejimi, boşanma davasının açıldığı durumlarda TMK’nun 225/2. fıkrası gereğince, boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermektedir. Edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde mal ister elde bulunsun, ister bulunmasın değerleriyle tasfiyede yer alırlar. Gerek mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde ve gerekse edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli bulunduğu evrede 07.03.1953 tarih, 1953/8 Esas ve 1953/7 Karar sayılı ... kararı gereğince, ayin (mülkiyet) istenemeyeceğinden tasfiyeye konu malın değeri istek bakımından esas alınmaktadır. Bu bakımdan satılan taşınmazın kaim (ikame) ya da edinilmiş malın yerine geçen değer varken TMK’nun 219. maddesi aykırı bir biçimde tasfiyeye tabi tutulacak mal mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddi bu bakımdan yerinde görülmemiştir.
Edinilmiş mal boşanma dava tarihinden önce elden çıkarılmış ise bu taktirde .......’nun 235/2. fıkrası gözetilerek aynı Kanun'un 232. maddesi uyarınca, devredildiği tarihteki sürüm değeri tasfiyede değerlendirilir.
O halde, yukarıda açıklanan tapu kaydı da getirildikten sonra iddia ve savunma doğrultusunda toplanacak taraf delilleri birlikte değerlendirilerek davacının mal rejiminden kaynaklanan alacağı konusunda nitelendirme de yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamıyla örtüşmeyen bir gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 21.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...........