MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ve müşterekleri ile ... ve müşterekleri asli müdahil ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair .../... 1. Asliye Hukuk Hukuk Mahkemesi'nden verilen 06.09.2011 gün ve 556/661 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili, duruşmasız olarak asli müdahil ... vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 02.10.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ve karşı taraftan , ... ve müşterekleri vekili Avukat ..., ... vekili Avukat ..., vekili Avukat ...ve asli müdahil ... vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, 1953 yılında kadastro çalışmalarında ... oğlu ... adına tesbit ve tescil edilen 200 ve 202 parsel numaralı taşınmazların tesbit tarihi öncesinden itibaren davacıların murisi ..., ölümü ile de mirasçıları davacıların malik sıfatı ile zilyet bulunduklarını, kayıt maliki ... oğlu ...’in 1300 tarihinde öldüğünü ve tapunun hukuki değerini yitirdiğini açıklayarak TMK’nun 713/2.maddesi gereğince 200 ve 202 parsellere ait tapu kayıtlarının iptali ile ... Ülker mirasçıları davacılar adına miras hisseleri oranında tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Bir kısım davalılar vekili, davacıların kayıt malikini bildiklerini, 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, zilyetliğin malik sıfatı ile olmadığını, vekil edenlerinin isim tashihi davası açarak bir kısım taşınmazlarda intikal ve satış yaptıklarını, mağduriyetin giderilmesi gerektiğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Asli müdahil ... vekili, davacıların kayıt maliki ... oğlu ...’in gerçek mirasçılarının kim olduğunu belgeleyerek davayı bunlara karşı yürütmek, davalıların da gerçek mirasçılar olduğunu ispatlamak zorunda olduklarını açıklayarak davanın reddini savunmuş, mirasçıların belirlenememesi durumunda tapu kayıtlarının iptali ile taşınmazların yasa gereği ... adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacıların ve ...'nin taleplerinin reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacılar vekili ile asli müdahil ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu ... mahallesi 200 ve 202 parsellerin benzer şekilde tapulama tutanağının edinme sebebinde isimleri yazılı gerçek kişilerin zilyetliğinde ise de taşınmazların ... 279 tarih 156 sıra numaralı ... oğlu ... adına tapu kayıtları kapsamında oldukları, zilyetlerin gerek malik gerek mirasçılarından satın veya başka şekilde geçişi tevsik edecek belge ibraz edemedikleri açıklanarak ... oğlu (ölü) ... adına tesbit edilmişler, tutanaklar 21.12.1953 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edilmişlerdir. Her iki taşınmazdaki kayıt malikinin ismi, davacısı ..., davalısı ... Defterdarlığı olan tapu kayıtlarındaki ... oğlu ... adının ... oğlu ... olarak tashihine ilişkin ... 5.Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.12.1975 tarih 1975/811 Esas 1975/849 Karar sayılı isim tashihi ilamı dikkate alınarak 06.11.2000 tarihinde ... oğlu ... olarak düzeltilmiştir. Yine 06.11.2000 tarihinde sunulan ve ... oğlu ...’in mirasçılarını gösteren ... 7.Sulh Hukuk Mahkemesinin 13.03.1975 tarih 1974/556 Esas 1974/828 Karar sayılı ilamı uygulanarak 15/100 pay ... oğlu ... 15/100 pay ... kızı ..., 15/100 pay ... kızı ..., 15/100 pay ... kızı ..., 15/100 pay ... kızı ..., 5/100 pay ... kızı ..., 5/100 payı ... ... oğlu ..., 5/100 payı ... ... oğlu ..., 5/100 payı ... kızı ... ... ve 5/100 payı ... oğlu ... ... adına intikal görmüştür. Bu tarihten sonra tapuda herhangi bir değişiklik olmamıştır.
Başka bir tapu işlemi sebebiyle isim tashihine ilişkin ilam konusunda tereddüde düşen Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün 12.02.2001 tarihli yazısına ... 5.Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 16.02.2001 tarihli cevapta, 1975 yılında gelen dosya sayısının 710 ve Karar numarasının 786 numarada son bulduğu, gönderilen 1975/811 Esas 1975/849 Karar numaralı bir ilam olmadığı ve bu ilamı sunanlar hakkında suç duyurusunda bulunulması istenmiştir. Bunun üzerine Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü'nün suç duyurusu üzerine sanıklar... ile...hakkında yapılan ceza yargılaması sonunda ... 8.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 14.07.2009 tarih 2009/226 Esas 2009/269 Karar numaralı ilamı ile ölmesi sebebiyle sanıklardan... ile ilgili kamu davasının düşürülmesine, isim tashihine dair ilamın da içinde olduğu bir takım ilamların sahte olduğu belirlenerek resmi belgede sahtecilik suçundan sanık...’nin cezalandırılmasına karar verilmiş, karar 13.09.2011 tarih 2011/7081 Esas 2011/19930 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. Sanık...’nin yargılamanın yenilenmesi isteği ... 8.Ağır Ceza Mahkemesinin 04.06.2012 tarih 2009/226 Esas 2009/269 Karar sayısı ile reddedildiği, bu red kararına itiraz da ... 9.Ağır Ceza Mahkemesinin 06.07.2012 tarih 2012/222 D.İş ek kararı ile yerinde bulunmamıştır.
Eldeki temyize konu dosyada Mahkemece dava reddedilirken, ... yönünden, hukuk hakiminin ceza mahkemesi kararının sonucu ile bağlı olmadığı gibi ceza yargılaması esnasında tespit edilen olgular ile bağlı olduğu, bu bağlamda zaten uzun süren yargılama sürecinin daha da uzamaması için ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinin beklenmediği, halen çekişmeli taşınmazların bir kısım davalılar adına kayıtlı olduğu, davacılar yönünden ise taşınmazların tespiti esnasında da zilyetlik itirazının ileri sürüldüğü fakat kabul edilmediği, bu bağlamda davacı taraflarca açılan davanın reddine karar vermek gerektiği, davalı olarak gösterilen kişilerin çoğunluğunun dava konusu taşınmazların tapu kaydında malik olmadığı,
bu nedenle aleyhlerine açılmış olan tapu iptali davasında kendilerine husumet yöneltilmeyeceği bununla birlikte tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya diğer bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin kazanımının TMK’nun 1023.maddesi ile yasal himaye altına alındığı açıklanmıştır. Mahkemenin kararı eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayanmaktadır.
Davada davacılar TMK’nun 713/2.maddesinde yazılı “ölüm” sebebine dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmaktadır. ... ise kayıt maliki ... oğlu ...’in mirasçılarının belirlenememesi halinde davacıların zilyetliğinin değer ifade etmeyeceğini ve ... adına tescil gerektiğini ileri sürmektedir.
Az yukarıda açıklanan safahata bakıldığında dava konusu 200 ve 202 parsellerin kayıt malikinin ... oğlu ... iken davacıların sunduğu mirasçılık belgesinde murisin ... oğlu ... olduğu açıktır. Diğer yandan ... oğlu ...’in adının tapuda ... oğlu ... olarak tashihine dayanak yapılan mahkeme ilamının sahteliği kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile belirlenmiştir. Bu durumda gerçek kayıt malikinin ... oğlu ... olduğunun dikkate alınması ve ... oğlu ...’in mirasçılarının belirlenmesi gerekmektedir. Bu hususta ... tarafından ... oğlu ...’in mirasçısının ... olduğuna dair ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 30.11.1992 tarih 1992/110 Esas 1992/347 Karar sayılı ilamı sunulmuş ise de ilamın hasımsız alındığı görülmektedir. Davacı tarafça sunulan diğer mirasçılık belgelerinin de kayıt maliki ... oğlu ...’e değil ... oğlu (... eğri lakaplı) ... ve ... oğlu ...’e aittir. Hasımlı olarak açılmış olan ... 9.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/1118 Esas sayılı dosyasının açılmamış sayılmasına karar verilmiş, ... 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2010/2046 Esas sayılı dosyasının ise halen derdest olduğu bildirilmiştir.
Toplanan tüm deliller ve dosya kapsamı, davanın niteliği karşısında davada gerek davacı gerek Hazinenin taleplerinin incelenebilmesi için öncelikle kayıt maliki ... oğlu ...’e ait hasımlı alınacak mirasçılık belgesi ile gerçek mirasçıların kesin şekilde belirlenmesi, alınacak mirasçılık belgesine göre tapu kaydının düzeltilmesinin sağlanması, bu hususların gerçekleştirilebilmesi için derdest olduğu söylenen ... 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2010/2046 esasında açılan hasımlı veraset ilamına ilişkin dava sonucunun beklenmesi veya ... oğlu ...’in mirasçılarını gösteren hasımlı mirasçılık belgesinin alınabilmesi için dava açmak üzere davacı tarafa süre ve imkan verilmesi, belirlenecek gerçek mirasçıların davaya dahil edilmelerinin sağlanması, ... oğlu ...’in mirasçısının olmadığı ve mirasının Devlet’e kaldığının belirlenmesi halinde ...'ye ait taşınmazların zilyetlikle edinilemeyeceğinin gözetilmesi, taraf teşkili bu şekilde doğru olarak sağlandıktan sonra iddialar ve savunma doğrultusunda tüm taraf delillerinin toplanarak davacılar vekili ile ...'nin taleplerinin incelenmesi gerekirken sahteliği anlaşılan isim tashihi davası ve kesinleşen ceza mahkemesi dosyası dikkate alınmadan, hasımlı veraset ilamının sonucu da beklenmeden yazılı şekilde hatalı gerekçelerle hüküm kurulmuş olması doğru olmamıştır. Davanın TMK’nun 713/2.maddesine dayalı olduğu da dikkate alındığında sahteliği anlaşılan ilama göre tapuda malik görünen kişilere karşı davanın açılarak yürütülmüş olması ile taraf teşkilinin sağlandığından sözedilemez. MK'nun 713/2. maddesinde belirtilen hukuki sebeplerden birine dayanılarak açılan davalarda, bu tür davaların niteliği ve özelliği gereği husumetin yargılama sırasında tamamlanması da mümkündür
Mahkeme gerekçesinde TMK’nun 1023.maddesine göre üçüncü kişinin mülkiyet kazanımının himaye altına alındığından da bahsedilmiş ise de dava konusu 200 ve 202 parseller yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı gibi sahteliği anlaşılan isim tashihine dair
mahkeme ilamı ile kayıt malikinin ismi ... oğlu ... olarak düzeltildikten sonra aynı tarihte bu kişiye ait sunulan mirasçılık belgesi ile intikalleri yapılmış, bu intikal sonrası tapuda herhangi bir devir olmamıştır. Tapuda kayıt maliki görünen davalılar, tapu sicilinin güvenilirliği ve aleniyetinden istifade ederek sicilden edinen kişi konumunda olmayıp, sicilin dayanağı yok hükmündeki sahte belgeden edinen ve ikinci konumunda bulunan kişiler olduğundan, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacakları her türlü duraksamadan uzaktır. Mahkeme gerekçesi bu bakımdan da yerinde değildir.
Davacılar vekili ile asli müdahil ... vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK. nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 18,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 24.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy