MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, ... 1. İcra Müdürlüğü'nün 2010/17248 sayılı takip dosyasında trafik kaydına 09.09.2011'de haciz konulan ... plaka sayılı aracın noterde yapılan sözleşme ile müvekkili tarafından 22.03.2010'da satın alındığını, mülkiyetin hacizden önce müvekkiline geçtiğini, haczin kaldırılması isteği ile İcra Müdürlüğü'ne yapılan başvurunun 07.09.2012'de reddedildiği belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, dava konusu haczin 09.09.2011'de konulduğunu ve 1 yıllık yasal süresi içinde satış istenmediğinden 09.09.2012 itibarı ile haczin ortadan kalktığını, davanın bundan sonra açıldığını, dolayısıyla üçüncü kişinin dava açmakta hukuki yararının kalmadığını, diğer yandan haczi öğrenme tarihine göre de davanın 7 günlük yasal hak düşürücü süre içinde açılmadığını, doğrudan dava açıldığı için müvekkilinin istihkak iddiasından haberdar olmadığını, bu nedenle davanın açılmasına neden olduğunun kabul edilemeyeceğini, belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: trafik kaydına 09.09.201l'de haciz konulan ... plaka sayılı aracın üzerindeki haczin kaldırılması istemi ile 22.10.2012'de dava açıldığı, bu arada İİK'nun 106. maddesinde öngörülen 1 yıllık satış isteme süresinin dolduğu, böylece haczin geçersiz kaldığı, ortada geçerli bir haciz bulunmadığından dava açmakta hukuki yararın varlığından söz edilemeyeceği, adına tescil işlemi yaptırmayan davacı tarafın davanın açılmasına neden olduğu gerekçesi ile karar vermeye yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sırasında verilen 06.05.2013 gün, 4850-8342 sayılı ilamla dava konusu hacizli aracın değerinin 4.870,00.-TL'sının altında kaldığı gerekçesi ile İİK'nun 363, 365/3, Ek 1. maddeleri uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Davalı alacaklı tarafın karar düzeltme talebi sırasında yapılan incelemede ise dava konusu aracın değerinin 16.900,00 TL olduğu, alacak miktarından daha az olması nedeni ile dava değeri olarak hacizli malın değerinin dikkate alınması gerektiği anlaşılmış, bu nedenle Dairemize ait ret kararı kaldırılarak işin esasına yönelik temyiz incelemesine geçilmiştir.
Buna göre; uyuşmazlık konusu, üçüncü kişinin İİK'nun 96. vd. maddeleri uyarınca ileri sürdüğü "istihkak iddiası" olarak nitelendirilmiştir.
Dava konusu aracın kaydına 09.09.2011'de haciz konulmuş, davacı üçüncü kişi, vekili aracılığı ile İcra Müdürlüğü'ne yaptığı 07.09.2012 tarihli başvuru ile istihkak iddiasında bulunmuştur. Ne var ki davayı 22.10.2012'de İİK'nun 106/1. maddesinde öngörülen 1 yıllık satış isteme süresi dolduktan sonra açmıştır. (İİK'nun 97/8. maddesi). Her ne kadar İİK'nun 106/1. maddesinde 6352 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik uyarınca, taşınır mallarda satış isteme süresi hacizden itibaren 6 ay olarak değiştirilmiş ise de; bu yeni düzenlemenin 05.07.2012'den itibaren 6 ay sonra yürürlüğe gireceği kararlaştırıldığına göre takip ve haciz tarihi itibarı ile ilgili yasal düzenlemenin eski hali ile yürürlükte olduğunun kabulü gerekir.
İstihkak davalarında geçerli bir haczin bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekir. Somut olayda dava şartı yokluğundan davanın reddi ile yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasının yanı sıra karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. maddesi gereğince davalı alacaklı yararına 440,00 TL maktu vekâlet ücretine de hükmedilmesi gerekir.
Belirtilen hususlar dikkate alınmadan yazılı biçimde hüküm kurulması isabetli değilse de yapılan bu yanlışlıkların giderilmesi, yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun ek geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin bu yönleri amaçlayan tashihi karar taleplerinin kabulüne ve kararın hüküm fıkrasının 1. bendindeki "...dava açmakta hukuki menfaati olmadığı anlaşılmakla bu konuda karar verilmesine yer olmadığına" ibaresinin çıkartılarak yerine "...dava şartı yokluğundan davanın reddine" ibaresinin yazılmasına; 3.bendine "...karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. maddesi gereğince 440,00 TL vekalet ücretinin davacı üçüncü kişiden alınarak davalı alacaklıya verilmesine" ibaresinin eklenmesine, hükmün değiştirilen ve düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 06.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy