.......
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair.......verilen 13.05.2008 gün ve 348/255 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar ... ve ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde; 101 ada 22 sayılı parselin davalılar adına tespit ve tescil edildiğini, tapuda......malik gözüktüğünü, vefat etmiş olması nedeniyle davanın mirasçılarına yöneltildiğini, davalı ... ile iki ve üç numaralı davalıların murisi .......10.05.1982 tarihli senetler ile bu parseldeki miras paylarını vekil edenine sattıklarını, zilyetliklerini devrettiklerini, 1996 yılında yapılan kadastro sırasında taşınmazın kayıt malikleri adına tescil edildiğini, söz konusu senetlerde davalı tarafların babalarından kalan taşınmazları taksim ettiklerini, 06.05.1982 tarihinde taksim sözleşmesi imzaladıklarını, kendilerine kalan miras paylarını vekil edenine sattıklarını açıklayarak 101 ada 22 parsel sayılı taşınmazdaki ... ve .....paylarının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... davanın haksız olduğunu, taşınmazın başlangıçtan bu yana iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi bulunduğunu, taşınmazda mirasçılardan birinin pay satışının geçersiz sayılması gerektiğini, mirasçı olmayan kişinin iştirak halindeki mülkiyetten pay alamayacağını, satış tarihinden, kadastro tarihine kadar 20 yıllık sürenin geçmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... ise duruşmada alınan imzalı beyanında, davanın doğru olduğunu, taşınmazın miras payını kardeşinin oğlu olan davacıya sattığını, kadastroda tespitinin nasıl yapıldığını bilmediğini bildirmiştir.
Diğer davalılara, dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın herhangi bir beyanda bulunmamışlardır.
Mahkemece, 101 ada 22 parsel sayılı 5812 m2 yüzölçümlü tarla vasıflı taşınmazda davalı ......... ve ... adlarına kayıtlı 29/224’er pay bakımından tapu kayıtlarının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine, hüküm Teslime Korkmaz mirasçılarından davalı ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve miras paylarının devrine ilişkin satış senetlerine dayalı olarak TMK’nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi gereğince açılan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, “…dava konusu 22 parsel sayılı taşınmaz ile dava dışı 2, 25 ve 35 parsel sayılı taşınmazların tarafların kök miras bırakanı Hasan Korkmaz’ın tasarrufu ve
.......
zilyetliğinde iken ve daha önce bu taşınmazlar bir bütün halinde bulunurken dava konusu 22 parsel ile dava dışı 35 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden orman yolu geçirilmesi ile taşınmazın ikiye bölündüğünü, Halil’in tapulamadan evvel vefat ettiğini, mirasçılardan kızı Teslime ile oğlu Mehmet’in 10.05.1982 tarihli harici senetlerle mirasen ve taksimen kendilerine gelen taşınmazdaki hak ve hisselerini kardeşleri olan Babacık’ın oğlu davacı ...’a satıp zilyetliğini devrettiğini, satın alma tarihinden bu yana davacının dava konusu taşınmazda aralıksız, çekişmesiz malik sıfatıyla zilyet olduğunu gerekçe göstermek suretiyle davanın kabulüne…” karar verilmiş ise de, satış senetlerinin yöntemine uygun bir biçimde keşifte uygulanmadığı ve senet kapsamlarının belirlenmediği, dava konusu taşınmazların bu senetler kapsamında kalıp kalmadığı hususunda duraksamanın hasıl olduğu belirlenmiştir.
Her ne kadar, keşifte senet uygulaması yapıldığı görülmekte ise de, senetlerin kapsamında yer alan hudutlar ve mevkileri açıklanmak suretiyle yöntemine uygun biçimde bir uygulamanın yapılmadığı saptanmıştır. Bu yöndeki beyanlar son derece geçersiz görülmekte olup, sonuca ulaşmak bakımından tam bir kanaat vermemektedir. Bu nedenle yeniden yapılacak keşifte daha önce dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların HMK’nun 243 ve 244. maddeleri gereğince davetiyeyle keşif yerine çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, pay devrine ilişkin senetlerin kapsamları, senette yer alan hudutlar ve mevki tek tek açıklanmak suretiyle dava konusu yapılan parselin senet kapsamında kalan yerlerden olup olmadığının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi, yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu taktirde HUMK’nun 261. maddesi uyarınca yüzleştirilmek suretiyle aykırılığın giderilmesi,....... 1996/273 Esas ve 1998/370 Karar sayılı dosyası içinde bulunan teknik bilirkişi ..... ait 29.05.1998 tarihli kroki ve keşif tutanağı kapsamı ile diğer bilgi ve belgelerin değerlendirmede gözetilmesi, anılan kroki gereğince Devlet ormanına ait yolun hangi tarihte açıldığı, harici satış senetlerinin düzenlendiği tarihten önce mi, yoksa sonra mı bu yolun açılması suretiyle bir bütün halinde bulunan taşınmazların bölündüğü hususları konusunda yerel bilirkişi ve tanıkların bilgilerine başvurulması, kadastro öncesi bir bütün olan tüm parseller birlikte değerlendirilerek senet kapsamlarının tespit edilmesi, uyuşmazlık konusu 101 ada 22 sayılı parselin yapılacak bu araştırma ve inceleme sonucu miras payının devrine ilişkin satış senetleri kapsamında kaldığının saptanması halinde, diğer delillerle birlikte durum değerlendirilmesi yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, söz konusu senetlerin kapsamları belirlenmeden yetersiz yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına dayalı olarak hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 355,35 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılar ... ve ...'e iadesine 15.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.....
Full & Egal Universal Law Academy