MAHKEMESİ:Asliye Hukuk (İcra Hukuk) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Dava, 3.kişiler tarafından İİK 96.maddesi gereği açılan istihkak davasının kabulü istemine ilişkindir. Mahkemece, haczedilen römork ve römork üzerindeki 3.500 kg. buğdayın davacı ...'ya, 25 torba buğday ve ev eşyalarının ise davacı ...'a ait olduğunun tespitine, alacaklının kötü niyeti olmadığından tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Davacı 3.kişiler vekili, davacılardan ...’ya ait olan 4 tonluk römork ile içinde bulunan 3.500 kg civarındaki buğday ile diğer davacı ...’a ait olan 25 torba buğday ve ev eşyalarının 11.06.2012 tarihinde haczedildiğini, mahcuzlar ile borçlunun ilgisi olmadığını, ev ve deponun bulunduğu yer ile çuvaldaki buğdayların ...’a, römork ve içerisindeki buğdayın ise ... ’a ait olduğunu, istihkak taleplerinin kabulünü talep ve dava etmiştir.Davalı alacaklı vekili, mahcuzların borçluya ait olması nedeni ile reddini savunmuştur. Davalı ... beyanında, haciz yapılan evde oturduğunu, ancak kardeşi ...’ın gidecek bir yeri olmadığı için burada oturmasına müsaade ettiğini, şu anda evde kiracı olarak oturduğunu, evin mülkiyetinin kendisine ait olmadığını, haczedilen römork ve içindeki buğdayın ...’ya ve çuvaldaki buğdayların ise kardeşi ...’a ait olduğunu, davacı 3.kişilerden ...’ın kendisinin kardeşi, davacı ...’nun ise teyzesinin eşi olup aynı zamanda kardeşi ...'ın da kayınpederi olduğunu bildirmiştir.
Dava İİK 96 ve devamı maddeleri gereğince açılan 3.kişilerin istihkak davasına ilişkindir.Dava konusu 11.06.2012 tarihli haciz ... Köyü ... adresindeki borçlunun zilyetliğindeki taşınmazda ve borçlunun eşi ... huzurunda yapıldığından İİK 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olup, karine aksinin davacı 3.kişiler tarafından güçlü ve inandırıcı delillerle ispatlanması gereklidir. Davacılardan 3.kişi ..., 25 torba buğday ile ev eşyalarının, davacılardan 3.kişi ... ise römork ve römorkun üzerindeki 3.500 kg. buğdayın kendisine ait olduğunu belirterek istihkak iddiasında bulunmuşlardır. Davacı 3.kişi ... haczedilen römorkla ilgili 21.05.2012 tarihli ... nolu ... adına düzenlenen faturayı delil olarak sunmuştur. Söz konusu fatura 21.05.2012 tarihinde... adına düzenlenmiş olmasına rağmen, davacı 3.kişi ... römorkun kendisine ait olduğunu beyan ettiğinden oğlu ... adına düzenlenen bu fatura içeriğini kabul etmemiştir.Takip dayanağı borç, 15.05.2008 tarihinde doğmuş, takip 13.04.2009 tarihinde açılmıştır. Davacı 3.kişilerden ..., borçlu ...'ın kardeşidir, diğer davacı 3.kişi ... ise borçlu ...'ın teyzesinin oğlu olduğu ve aralarında akrabalık bağı bulunduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Dava konusu römorkla ilgili 15.08.2008 tanzim 25.06.2008 ödeme tarihli borcun doğumundan sonra olduğu anlaşılan 21.05.2012 tarihli 10785 nolu fatura her zaman istenilen şahıs adına düzenlenmesi mümkün adi belge niteliğinde olduğundan mülkiyetin ispatı için tek başına yeterli ve kabul edilebilir bir belge niteliğinde değildir. Dava konusu buğdaylar ile ilgili davacı 3.kişiler tarafından sunulmuş bir delil de bulunmadığı gibi anılan mahcuzlar misli eşya niteliğinde olması nedeni ile herkesin sahip olabileceği türden mallardır. Ev eşyaları borçlunun oturduğu evinde bulunduğundan ve söz konusu haciz de borçlunun oturduğu evinde yapıldığından zilyetlik ve mülkiyet karinesi borçluya ait olup bu durumun aksi davacı 3.kişiler tarafından kesin inandırıcı delillerle ispatlanamadığından bu mahcuzlarla ilgili olarak davanın kabulü mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Bu maddi ve hukuki olgular ile mevcut deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı 3.kişi ... ve ...'nun İİK 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin aksini güçlü ve inandırıcı delillerle ispatlayamadıklarından, davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Karar bu nedenlerle bozulmalıdır.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 28.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy