MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Katılma Alacağı, katkı payı alacağı
... ile ... aralarındaki ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin reddine dair ... ... 6. Aile Mahkemesi'nden verilen 24.04.2013 gün ve 656 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... ... vekili, dava dilekçesinde yazılı taşınmazlar, şirket hissesi ile banka hesabında bulunan para gözetilerek ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 2002 yılından önce edinilen malvarlığına yapmış olduğu katkıdan kaynaklanan 10.000 TL katkı payı alacağı ve 2002 yılından sonra edinilen malvarlığından doğan 10.000 TL katılma alacağının yasal faizi ile davalı ...'dan tahsiline, davalı adına kayıtlı bulunan taşınmazlar, banka hesabı ve kooperatif üyeliği ile davalının ortağı olduğu ... Makine Sanayi ve Ticaret Limited şirketindeki payı, şirketin maliki olduğu taşınmazlara ve davalının babası adına kayıtlı 4 adet taşınmaza devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbire karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, “18.11.2009 tarihli tensip ile birlikte davalının ortak olduğu şirketteki paylarına, davalı adına kayıtlı taşınmazlar ile şirket adına kayıtlı taşınmazlara ve davalı adına açılan banka hesabı ile yine davalı adına olan kooperatif üyeliğinin, üçüncü kişilere devrini önleyici ihtiyati tedbir kararı verilmesi üzerine, davalı vekili 20.000 TL'lik alacak için değeri milyon TL'yi aşan gayrimenkul ve şirket payları üzerine ihtiyati tedbir uygulanmasının doğru olmadığını, taşınmazlardan biri hariç diğerlerinin 2002 yılı öncesi edinildiğini ve davacının bunların edinilmesinde herhangi bir katkısının bulunmadığını açıklayarak, şirketin işleyişine zarar verecek şekilde şirket payı ve şirkete ait gayrimenkuller üzerindeki tedbir kararının kaldırılmasını istemiştir.” Mahkemece, aynı tarihli tedbirin kaldırılması talebine ilişkin dilekçenin ön yüzüne itirazın yerinde olmadığına ilişkin not düşülerek itirazın reddine karar verilmesi üzerine; İtirazın reddi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
...nun 394/1. maddesine göre; "Karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebilir.” Aynı maddenin 4. fıkrasına göre "İtiraz dilekçeyle yapılır, itiraz eden itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri
dilekçesine eklemek zorundadır. Mahkeme, ilgilileri dinlemek üzere davet eder; gelmedikleri taktirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. İtiraz üzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir” aynı maddenin 5. fıkrasında ise; "İtiraz hakkında verilen karara karşı kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır...” denilmiştir. HUMK.nun 341 maddesinin ilk fıkrasında “... mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir” hükmü öngörülmüştür. HUMK.nun 451. maddesine göre bu kanun 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe girer. Aynı Yasanın 448. maddesine göre ise, bu kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydı ile derhal uygulanır.
Yasanın Geçici 3/3. maddesinin düzenlemesi ile bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde, bu mahkemeler göreve başlayana kadar 1086 sayılı Kanunun 6100 sayılı Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanacaktır. Bu durumda HUMK.nun 341. maddesi ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi ile bu taleplerin kabulü halinde itiraz üzerine verilen kararlara karşı istinaf yoluna başvurma Bölge Adliye Mahkemelerine görev olarak verildiğine göre HUMK.nun 291/3. maddesi gereği ihtiyati tedbirin kabulü halinde, itiraz üzerine verilen kararlara karşı kanun yoluna gidilebileceği ve bu isteğin Yargıtay tarafından inceleneceği hususunda duraksama bulunmamaktadır.
İhtiyati tedbir öğretide "...kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır." şeklinde tarif edilmiştir (Medeni Usul Hukuku 12.Baskı Sh.714-Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez, Prof. Dr. Oğuz Atalay, Prof. Dr. Muhammet Özekes). Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbirin diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır.
Nitekim 6100 sayılı ...nun onuncu kısmının birinci bölümünde düzenlenen ihtiyati tedbir müessesesi 389. madde başlığında "geçici hukuki korumalar" olarak vasıflandırılmış ve aynı maddenin birinci fıkrasında "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" şeklinde şartları belirtildikten sonra takip eden maddelerde bu konudaki talep, verilecek karar ve içereceği hususlar, teminat, kararın uygulanması gibi sair hususlarda yapılması gerekli usul ve prosedür açıklanmıştır.
Somut olaya gelince; davacı vekili evlilik birliği içinde edinilen taşınmaz, şirket hissesi ve bankada bulunan para nedeniyle katkı payı ve katılma alacağı talebinde bulunmuş olup, Mahkemece, davacının talebi üzerine davalı adına kayıtlı taşınmazlar, şirket hissesi, şirkete ait taşınmazlar ve davalının banka hesabı ile kooperatif üyeliği üzerine tedbir konulmuş, ihtiyati tedbire yönelik davalı vekilinin itirazı üzerine itirazın reddine karar verilmiştir. Her ne kadar tedbire yönelik itiraz reddedilmiş ise de, davacının muhtemel katılma veya katkı payı alacağı ile tedbir konulan gerek davalı gerekse de davalının ortak olduğu şirkete ait taşınmazların değeri tespit edilmemiş, davalı adına kayıtlı taşınmazlar ile şirketteki hisselerin davacının alacağını teminat altına alıp almadığı üzerinde durulmamıştır. Mahkemece, belirtilen eksiklikler yerine getirilerek, davalının ticari hayatını, şirketin faaliyetini sekteye uğratmayacak ve davacının da hakkını tehlikeye düşürmeyecek şekilde taraflar arasındaki hak ve ... dengesi gözetilerek bir karar
verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmadığından Hükmün BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 24,30 TL peşin harcın davalıya iadesine 12.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.