MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Mal rejiminin tasfiyesi
... ile ... aralarındaki mal rejiminin tasfiyesi davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair ... 2. Aile Mahkemesi'nden verilen 26.12.2011 gün ve 641/1266 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili taraflarından istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili; davalının, taraflar arasındaki boşanma davasının yargılamasının devam ettiği sırada, evlilik birliği içerisinde edinilen 1157 ada 44 sayılı parseldeki taşınmazı kötü niyetli olarak 3. kişiye devrettiğini, nizalı evin vekil edeninin katkılarıyla alındığını açıklayarak, mal rejiminin tasfiyesine fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 3.000 TL'nin nizalı taşınmazın devir tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 05.01.2010 tarihli delillerin bildirilmesi konulu dilekçesinde ise vekil edeninin nizalı taşınmazın alımında ziynet eşyalarından sayılan altınlarını verdiğini açıklamış ve harcı yatırılan 09.03.2011 tarihli dilekçe ile toplam 21.546 TL'nin uyuşmazlık konusu taşınmazın satış tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, nizalı taşınmazın 1998 yılında 743 sayılı TMK'nun yürürlükte bulunduğu dönemde edinildiğini, bu nedenle kişisel mal niteliğinde olduğunu, bu yerdeki yapının belediye başkanlığı tarafından yıkıldığını, sonrasında bu yere müvekkilinin iki katlı bina inşa ettiğini, taşınmaz üzerindeki binanın 2. katının ise vekil edeninin kardeşine ait olduğunu, satım tarihi itibari ile binanın sıvası, boyası, taban ve ıslak zeminlerinin yapılı olmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacı tanıklarının birbiri ile tutarlı samimi ve ziynet eşyalarının niteliklerine yönelik ayrıntılı beyanları ile davacının arsanın alımı ve evin yapımı sırasında kişisel malı olan (9 adet ve 5 adet olmak üzere) toplam 14 adet altın bilezik ile yarım metre altın zinciri bozdurmak sureti ile katkıda bulunduğunun ispat edildiği, davalının nizalı taşınmaza ilişkin kişisel mal savunmasının ise kanıtlanamadığı, mal rejiminin tasfiyesi kapsamında davacının davalıdan 18.551,25 TL alacağının bulunduğunu ispat ettiği gerekçesiyle; 18.551,25 TL'nin 3.000 TL'lik kısmının dava, 15.551,25 TL için ise ıslah tarihi olan 09.03.2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı ve davalı vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; yanlar arasında işbu dava aile mahkemesinde açılmıştır. 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile yürürlükte bulunan HUMK'nun 432.maddesi hükmüne göre temyiz süresi onbeş; aynı Yasa'nın 433. maddesi uyarınca ise; karşı yanın temyiz isteğine katılma yoluyla temyiz süresi on gündür. Aynı Kanun'un 434.maddesinin 2.fıkrasında; temyiz isteği harca tabi ise harcın yatırıldığı tarihte yapılmış sayılır. Somut olayda, hüküm davacı vekiline 31.01.2012 tarihinde, davalı
vekilinin temyiz dilekçesi ise 22.02.2012 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı vekili tarafından verilen temyiz dilekçesi 06.03.2012 tarihinde hakimlikçe havale edilmiş ve alınması gerekli temyiz harçları 15.03.2012 tarihinde tahsil edilmiştir. Bu durumda davacı vekili, gerek temyiz gerekse katılma yoluyla temyiz sürelerini geçirdikten sonra temyiz isteğinde bulunmuştur. Süresinden sonra yapılan temyiz istemi geçersizdir. Davacı vekilinin, temyiz isteminin sürenin geçmiş olması nedeniyle HUMK'nun 432.maddesi hükmü uyarınca REDDİNE,
Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; taraflar 04.08.1995 tarihinde evlendiklerine, 20.02.2008 tarihinde açılan boşanma davasının kabulü ve hükmün 08.07.2009 tarihinde kesinleşmesiyle evlilik birliğinin 20.02.2008 tarihinde son bulduğuna, TMK'nun 179.maddesine göre mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümlerin uygulanacağına, taraflar arasında başka bir mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğine göre, evlenme tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar başka bir mal rejimi seçtiklerini ileri sürmediklerinden TMK'nun 202.maddesine göre yasal edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olacaklarına, eşler arasındaki mal rejimi TMK'nun 225/2.maddesine göre boşanma davasının açıldığı tarih itibariyle sona erdiğine, dava konusu 1157 ada 44 parsel sayılı taşınmazdaki nizalı 100/3634 payın edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli bulunduğu 23.05.2003 tarihinde satış suretiyle davalı eş adına tescil edildiğine, TMK'nun 222. maddesinin son fıkrası hükmüne göre, bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edileceğine, davacı yanca nizalı taşınmazın edinilmesinde, davacının kişisel malı sayılan ziynet eşyaları ile katkı sağlandığının iddia edildiğine, bu şekilde Mahkemece HMK 26. (HUMK 74.) maddesinde düzenlenen istekle bağlı olma ilkesinin ihlal edilmediğine, her ne kadar davalı yan nizalı taşınmazın arsasının 743 sayılı TMK'nun yürürlükte bulunduğu 1998 yılında edinildiğini savunmuş ise de; taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde edinim tarihinin 23.05.2003 olduğu ve davalı tarafça taşınmazın bu tarihten önce edinildiği yöntemine uygun biçimde ispat edilmediğine, özellikle gerekli araştırma ve incelemeler yapılarak hüküm kurulduğuna ve hükümde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, aşağıda dökümü yazılı 276,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 399,50 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına ve 21,15 TL peşin harcında istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 11.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy